Octavio Paz(1914-1998)

 
 
İki Gövde
 
İki gövde yüzyüze
bazen iki dalga
ve okyanustur gece.
 
İki gövde yüzyüze
bazen iki taş
ve bir çöldür gece.
 
İki gövde yüzyüze
bazen iki kök
dantellenmiş geceye.
 
İki gövde yüzyüze
bazen iki bıçak
ve kıvılcım çakar gece.
 
İki gövde yüzyüze
iki yıldız düşen
boş bir gökyüzünde.
 
 
(Çev: Ali Cengizkan)
 
 
 
 
Aztek Kadını
 
Yürür ırmak kıyısında, çıplak, sağlıklı, yeni yıkanmış, yeni
doğmuş geceden. Yazdan derlenmiş mücevherler yanar
göğsünde. Yanardağın ağzında büyür mavi, neredeyse kara
ot, kurumuş ot, örterek dişiliğini. Karnında kanatlarını açar
bir kartal, iki bayrak sarılır birbirine ve su, dinlenir. Çok
uzaklardan gelir, o nemli ülkeden. Çok az kimse gördü onu.
Gizini açıklıyorum size: Gündüzleri, bir taştır yolun
kıyısında; geceleri, bir ırmak, akar erkeğin yanında.
 
 
(Çev: Ali Cengizkan)
 
 
 
 
Maithuna
 
Gözlerim keşfeder seni
çıplak
               ve örter seni
ılık yağmuruyla
bakışların
 
               *
Seslerden bir kafes
               açılır
Sabaha
               daha ak
baldırlarından
               geceki
kahkahandan ve yapraklarından
ay gibi bluzunun
               sen yataktan sıçrarken
 
               *
Elenen ışık
               şakıyan sarmal
sarar aklığı
               Chiasm
uçuruma dikili
 
               *
Günüm 
               patladı
gecende
               Çığlığın
sıçrar parçalar içinde
               Gece
yayar
               gövdeni 
yıkayarak altında
               gövdelerinin
düğüm
İşte yine senin gövden
 
               *
Dikey saat
               yağmursuzluk
döndürür ışıltılı tekerlerini
Bıçaklar bahçesi
               aldatılış ziyafeti
Bu yansımalar arasından
               girersin
incinmeden
               ellerimin ırmağına
 
               *
Ateşten hızlı
yüzersin gecede
               gölgen daha belirgin
okşayışlar arasında
               gövden daha siyah
sıçrarsın
               olanaksızın kıyısına
nasıl ne zaman çünkü evet ayak direyişler
Kahkahan yakar giysilerini
               kahkahan
ıslatır alnımı gözlerimi nedenlerimi
Gövden yakar gölgelerini
Sallarsın bir korku trapezinde
çocukluğunun zorbalık günlerini
               izlersin beni
uçurumun ucundaki gözlerin
               sonuna kadar açık
sevişerek
               uçurumun ucunda
Gövden daha belirgin
               Gövden daha siyah
Gülersin küllerine
Burgonya dili soyunuk güneşin
uykusuz kum tepeciklerinden oluşan ülkeni yalayan dil 
çözük saç
               dilin kırbacı
                               konuşulan dil
sırtında, gevşetilmiş
               dantellenmiş
göğsünün üstünde 
               seni söyleyen yaz
mahmuzlanmış harflerle
               yadsıyan seni
 
dağlanmış imlerle
               seni soyunduran giysi
seni bilmecelerle giyindiren yazı
benim gömülü olduğum yazı
                               saçın çözük
büyük gece salınır gövdenin üstünde
bir testi sıcak şarap
                               dökülmüş
tüzenin yazıtları üzerine
uluyan çıplaklık ve sessiz bulut
bir yığın yılan
               bir üzüm salkımı
çiğnenen
   ayın çıplak tabanlarıyla
ellerin yaprakların rüzgarın yağmuru
gövdende
               gövdemde gövdende
Saçın çözük
               kemik ağacının yaprakları
göksel kökler ağacı güneşten geceyi içen
et ağacı                                    Ölüm ağacı                 
 
               *
Dün gece
               yatağında
  üç kişiydik:
Ay               sen ve ben
 
               *
Açarım 
               dudaklarını senin gecenin
nemli oyuklar
               doğmamış
yankılar:
   Beyazlık
boşalması
   zincirlerini koparmış suyun
 
               *
Uyumak uyumak içinde
ve daha iyisi uyanmak
               gözlerimi açmak
merkezinde
               siyah beyaz siyah
beyaz
uyumayan güneş olmak
belleğinin ateşlediği
               (ve
belleğinde anım olmak)
Ve yine bitki özü
               göğe doğru
kalkar
               (ateş çiçeği, adın
alevdir)
               Fidan
çıtırdayan
               (yağmuru
parlak karın)
               Dilim
orada 
      (Gülün
yanar karda
               şimdi
işte
               (mühürlerim cinselliğini)
                               şafak
karanlıktan kurtaracak
 
 
(Çev: Ali Cengizkan)
 

 

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön