YELKOVAN  Sayı:2 Haziran -Temmuz 2007  
 

İÇİNDEKİLER:

 

YELKOVAN' ın ikinci sayısının dosya konusu: "Piyasanın Etkilediği Edebiyat"

Dosyada yazılarıyla Afşar Timuçin, Ataol Behramoğlu, Feyza Hepçilingirler, Kaan Arslanoğlu, Hürriyet Yaşar yer alıyor. Dosya kapsamında Demirtaş Ceyhun, Füruzan, Alpay Kabacalı, Turgay Fişekçi, Metin Celâl 'le küçük söyleşiler var. Mehmet Başaran, Adnan Özyalçıner, Ahmet Oktay, Güven Turan, Tarık Günersel, Baki Ayhan T., Kadir Aydemir dosyanın soruşturma sorularını yanıtladılar.

Yakın Bakış bölümünde Tahsin Yücel'in "Gökdelen" adlı romanı ele alınıyor. Tahsin Yücel romanının yazım serüvenini anlatıyor. Adnan Binyazar, Mustafa Öneş, Attila Şenkon, Eray Karınca yazılarıyla romanı inceliyorlar.

Tarık Dursun K. Yusuf Ziya Ortaç üzerine bir denemesiyle yer alıyor. Ahmet Büke yeni yayımlanan Çiğdem Külahı adlı öykü kitabının yazım serüvenini anlatıyor.

 İkinci sayının şairleri: Kemal Özer, Başaran, Ruşen Hakkı, Refik Durbaş, Dinçer Sezgin, Ahmet Ada, Osman Serhat, Arife Kalender, Mehmet Atilla, Hayriye Ersöz, Onur Behramoğlu, Ahmet Gök.

Eray Canberk'in hazırladığı Yedi İklim Dört Bucaktan Şiirler bölümünde her sayı bir başka ülkeden şiirler sunulacak. Bu sayının konuğu Makedonya'dan Vlada Uroşeviç.

Öykücüler: Orhan Duru, Hakan Şenocak, Zafer Doruk, Jaklin Çelik, Toprak Işık, Erkan Tuncay.

Haluk Erdemol çevirisiyle Mihail Bulgakov öyküsü. 

YELKOVAN gazete bayilerinde ve seçkin kitabevlerinde.

(NOT: Gazete bayilerinden isterken ısrarcı olunuz. Bütün yayınları raflara koymadıkları için görememiş olabilirsiniz. Ya da bayi rafa dizmeyip kenara koyduklarını unutuyor olabilir. Israrınıza rağmen bulamıyorsanız, lütfen bize bildiriniz.)

 

EDİTÖR'DEN:

BİR DERGİ NİÇİN ÇIKAR?

Soruyu genişletsek...

Bir iş niçin yapılır?

En kaba görünüşle, “doymak” için.

Bu görüşte belirleyici olan, açlığın, özlemin neye karşı duyulan bir açlık, özlem olduğu değil mi?

Dergimiz, okurun konuşma gereksinimi duyduğu konuları özellikle konuşsun, konuştursun, o konularda yeni bakış açıları getirsin; ortada görünmeksizin ortamı etkileyenlerin açık kalmasını istemedikleri pencerelere ördürdükleri duvarları da gücü yettiğince yıksın, ortamın aydınlanmasına, görünürleşmesine, sapla samanın ayrılmasına, unutturulanların anımsanmasına katkısı olsun istiyoruz.

Her sayımızda, bu anlayışla seçtiğimiz bir ağırlıklı konuyu, bir de kitabı irdelemeye çalışacağız. Düşünme yetimizin topluca güdülmek istendiği şu son yıllarda, güzel sanatın diliyle konuşan ya da güzel sanatın dilini, söylediklerini çözümleyen, yorumlayan sanatçılarımızın, aydın kalemlerimizin yazılarıyla...

 Yelkovan, üstlendiği işlevlerinin coşkusuyla yayımlanıyor.

 

İlk seçtiğimiz ağırlıklı konumuz, “edebiyat ve güncellik.”

12 Eylül, Türk sanatının “güncel olanı, toplumsal olanı dönüştürme” becerisini vurdu. Yok edemediyse de, ağır yaralarla bu becerimizi zayıflattı. Sonuçları da, ya güncel olandan kaçmak ya da onu dönüştüremeden yapıtlaştırmak biçiminde yaygınlaştı.

İşte ilk ağırlıklı konumuzu seçerken bizi yönlendiren gözlem ve duyarlılığımız bu oldu. Yaşadığımız son 25-30 yıl, yazı dilinde sanatlaşmayacak mı? “Güncelden, hele güncel olan toplumsaldan iyi sanat çıkmaz” kandırmacalarına kapılmış gidecek miyiz böyle? İnsanlığın edebiyat birikimi ─ki bu birikimi oluşturan toplumların içinde biz de varız─ kendi güncelini/toplumsalını başarılı dönüştürümlerle unutulmazlaştıran başyapıtlarla dolu iken, bizim güncelimizden, bizim toplumsalımızdan daha ne kadar kaçacak Türk edebiyatçısı?

Bu sorular ardı ardına, kuşkusuz ki, kaçmayan sanatçıların ve yapıtların yetersizliği duygusuyla geliyor; sorumluluk duygusunu yitirmemiş az sayıdaki sanatçımızı ve yapıtlarını görmezlikten gelmek gibi bir kusura düşmeyi hiç istemeyiz. Güncelimizde bulunmayana, toplumsal olmayana her yönelişi “kaçmak” olarak görmenin kişiyi nasıl bir sakatlığa, yalınkatlığa götüreceğini bildiğimizi de belirtmek isteriz.

Son çeyrek yüzyılın ülkemizdeki genel görünümü, sanatçının konu seçimi bakımından hiç de iç açıcı değil. Bunun ortak bir eksiklik duygusu, ortak bir hoşnutsuzluk olduğunun ayrımındayız. Bu hoşnutsuzluğun kimilerinde git gide törpülenerek umutsuzluğu koyulaştırdığını, kimilerinde de bilenerek başkaldırı özlemini körüklediğini de söyleyebiliriz.

 

Yakın Bakış’ımızı yönelttiğimiz ilk kitap, Baba ve Piç. Romanın, gerek çok satan listelerine oturuşu, gerekse yazın alanının dışına taşan çalkantı etkisi bize, konuyu ele almanın, irdelemenin gerekliliği olarak göründü. Seçimimizi, 2006’nın yaz aylarında yaptık.

Her şeyin birbirine karıştırıldığı ortam, bir de üstüne üstlük duygusalsa, konuşmak da güçleşir, konuşulanı anlamak da... Karşımızdakilerce Hrant Dink’in şehit edilişi, bu güçlüğün en çetrefil örneklerinden birini yarattı.

Yanlış anlaşılmak kaygısıyla işimizi ertelemenin, onların tam da istediği şey olduğunu düşündük.

 

Yelkovan, güdümlenmiş anlayışlara karşı, halkın değirmeninin su gereksinimi için dönmeye başladı. Dergimizin akrebi iki ayda bir, bir sayımızı geride bırakırken, yeni sayımızı yazmış olacak.

Bizden önce bu yolda işbaşı yapmışların, bizden sonra yapacakların ve böyle bir dergide kucaklaşmayı özleyen okurlarımızın hep yanımızda olacağını biliyoruz.

Alan’a biz de çıktık.

Merhaba.        

                                                          

                                               Yelkovan

 

 

DERGİ KİMLİĞİ/İLETİŞİM

YELKOVAN İki Aylık Edebiyat Dergisi

Yayın Yönetmenleri: Hürriyet Yaşar, Kadir Yüksel

İletişim: yelkovanedebiyat@gmail.com

           yelkovanedebiyat@hotmail.com

Adres: Kadir Yüksel P.K. 6    İzmit KOCAELİ

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön