2009'UN DERGİLERİNDE ŞİİR  

 

 

 

Açıklayıcı Birkaç Söz

Mehmet Can Doğan

Bir yılın dergilerini şiir yönünden değerlendirmeye girişirken, bir yıl boyunca dergiler için çalışan yüzlerce insanın yaptığı işi anlamaya yönelik ciddi ve ağır bir yük aldığımın farkındayım. Bu yükün altından sağ salim kalkmak ve yükü de döküp saçmamak önemli. Bunun için verilen emeğin ve harcanan enerjinin karşılıklı olarak fark edilmesi gerekiyor.

Bir yılın dergilerini şiir yönünden değerlendirdiğim yazıda, bazı dergilere değinilmemiş olabilir. Bu, herhangi bir art niyetten değil, dergilere ulaşılamamış olmaktan kaynaklanan bir durum. Yapılan değerlendirmeyi sakatlayacak bir eksik kalmamasına özen gösterdiğimi ve dikkat ettiğimi belirteyim. Bununla birlikte dışarıda kalan, görülemeyen yayınlar oldu. Bunun için anlayışla karşılanmayı ummaktan başka yapacak bir şey yok.

Değerlendirmede önce “merkez”de olduğunu düşündüğüm edebiyat dergilerini, ardından da şiir dergilerini ele aldım. Bu yazı, satır aralarına gizlenmiş veya sıkışmış eleştiriler olmakla birlikte betimleyici bir çalışma. Bunun üzerinden bu kadar uzun olmasa da buna yaklaşacak uzunlukta yorum ağırlıklı bir yazı da yazılabilirdi. Böyle bir yükün altından kalktıktan sonra, belki yıl bitmeden öyle bir yazı da yazarım. Ben yaz(a)masam da mutlaka yazılması gerektiğini belirtmekle yetinip dergilere geçeyim.

 

Edebiyat Dergileri

Dergâh, şiir ortamına dâhil olan yeni kuşağın, öncekilerin şiirlerini değerlendirdiği yazılarını ve kendi şiirlerini okumak açısından izlenecek bir yayın olarak göründü. Furkan Çalışkan’ın “Modern Şiirin Kodları” başlığı altında yayımladığı yazılarla Ahmet Murat’ın şiirlerini okuduğu yazısı (234); Mehmet Şahinkoç’un, Süleyman Çobanoğlu’nun ilk şiir kitabı ile Hüseyin Atlansoy (231), Ömer Erdem (235) ve Birhan Keskin’in (237) şiirlerini; Selman Ertaş’ın, İsmail Kılıçarslan’ın şiirlerini değerlendirdiği yazıları bu bağlamda anılabilir. Bunların dışında; Hüseyin Akın’ın, Hüsrev Hatemi’nin şair duruşu üzerine yazdığı yazı ile Mustafa Kara’nın, Hüseyin Vassaf’ı “vefatının 80. yılı” münasebetiyle hatırlattığı yazıları da şiir adına kaydedilmesi gerekenler arasındaydı. Dergâh’ta güncelin izlendiği “Derkanar” sütunlarında şiire pek fazla yer verilmediği dikkatten kaçmadı. “Derkenar”da; Levent Sunal (229), Ali Emre (230) ve Osman Konuk (231) üzerine yazılar yer aldı. Önceki yıllarda Dergâh’ın sayfalarını çokça işgal eden şiir merkezli tartışmalar, 2009’da Hakan Arslanbenzer’in, Hayriye Ünal’ın Dergâh’ta yayımlanan bir yazısına karşılık olarak yazdığı yazıyla sınırlı kaldı (227, Ocak). Bâki Asiltürk’ün “Dıranas’ın ‘Fahriye Abla’ Şiirinde İçerik, Anlatım ve Zaman Akışı” (235) başlıklı yazısı, dergiye akademik bir katkı idi. Derginin “orta sayfa sohbet”lerinde, şiirle ilgili olarak Yakup Altıyaprak (228), Zeynep Arkan (236) ve Süleyman Çobanoğlu (238) anılması gereken isimlerdi.

Şiir açısından Dergâh’ın belli bir kadroya sahip olduğu söylenemez. Derginin 1990’larda şiir ortamına kattığı ve kazandırdığı isimler hatırlanırsa gelinen nokta üzerinde düşünme gereği, doğal olarak belirir. Derginin şiirde gençlere açık bir yayın organı havası verdiği, onların ürünlerini sunmalarına ortam hazırladığı ve belki de gelecek yıllarda belirginleşecek yeni isimlerin çıkması için çalıştığı söylenebilir. Yine de merkez dergiler arasında Dergâh’ın şiir adına eski heyecanı ve canlılığı yansıttığını söylemek mümkün değildir.

Logosunda “Kültür, Sanat, Edebiyat” yazsa da Hayal, şiir ağırlıklı bir dergi olduğunu “dosya”lanan konularla pekiştirdi. “Şair Ressamlar, Ressam Şairler” ile “Fazıl Hüsnü Dağlarca” (28, Ocak-Şubat-Mart), “Şiirdeki Kadınlar-Erkekler” (29), “Şiir ve Şair Duruşu” (30), “Şiir ve Din” ile “Kemal Özer’i Andık” (31) başlıkları altında sunulan dosyaların dışında, “Bir Soru Bir Görüş” sayfasında da Ebubekir Eroğlu (29) ve Özdemir İnce’nin (31) görüşlerine başvuruldu; şiir ve edebiyat üzerine yapılan tartışmalardaki üslubun durumu ve düzeyi şairlere soruldu (29). Tartışma üslubunun belirginleşmesi açısından Tahir Abacı’nın, Haydar Ergülen’in “Kendi Sözleriyle Mehmet H. Doğan” (Hayal, S. 26) başlıklı yazısına cevaben yazdığı “Mehmet H. Doğan ve ‘Adam’ın Biri Hakkında” başlıklı yazısı, dikkate değerdi. Yayın sırasıyla Ogün Kaymak, Mustafa Ergin Kılıç ve Cevat Çapan söyleşi yapılan isimlerdi. “Dergi Belgeliği” bölümü ile göz dolduran Hayal’in belli bir şair kadrosu ve tercihi bulunmadığı gözden kaçmayan bir durum. Her sayıda, farklı şiir anlayışına sahip geniş bir yelpazede şiirlerin görüldüğü dergide, Şenol Bezci’nin “dosya” yazılarını ince bir nükte ile yansıttığı karikatürleri ile son sayfadaki “Çok kare”deki çizimleri, görülmeye değerdi.

Hece dergisi, 2009’a “ ‘Bozgunda Bir Fetih Düşü’ Yahya Kemal Beyatlı” sunumlu bir özel sayı ile girdi. Yahya Kemal’le ilgili önceki yıl düzenlenen pek çok etkinliğin özeti ve toplamı olarak değerlendirilebilecek bu hacimli özel sayıda; Yahya Kemal’in hayatı, kişiliği, düşüncesi, şairliği değerlendirildi ve geniş bir kaynakça verildi. Derginin üç sayı birleştirilerek çıkarılan “Medeniyet, Edebiyat ve Kültür Bağlamında Şehirlerin Dili” (150-151-152) özel sayısında, Muhammet Nurdoğan “Divan Şiirinde Şehir Kültürü”nü, Mehmet Narlı “Şiir ve Şehir”i yazdı.

Hece’nin “Takip Mesafesi” başlıklı sayfalarında, Hayriye Ünal’ın şiir ve şairler üzerine yazdığı yazılar ilgiye değerdi. Bu sayfalarda, Cahit Koytak (153), Haydar Ergülen (155), Cevdet Karal ve Hakan Şarkdemir’in şiirleri (154-155 Hüseyin Atlansoy’un kaleminden) genel olarak okundu. Mustafa Şerif Onaran’ın “Gelenekten Güncele Şiir Notları” ana başlığı altında bir dizi yazı yazdığı dergide şairlerle yapılan söyleşiler de vardı. Bunlar arasında Ali Emre (S. 148), Ömer Aksay (149), İbrahim Tenekeci (153) ile yapılan söyleşiler anılabilir.

Ömer Aksay, Hüseyin Atlansoy, Mustafa Muharrem, Ali Emre, Celâl Fedai, Ali K. Metin, Hayriye Ünal, Mehmet Solak, Hece’nin şairleri olarak göründü. Mustafa Köneçoğlu ile Türker Özşekerli de dergide ürünleri çokça yer alan isimlerdi. Ömer Aksay’ın “Yeşilçam Önergeleri” adlı dizi şiiri ile “Umarsız Dualar”ında dikkat çekici dizeler vardı. Kenan Çağan’ın “Kalmak” ve “Kakofoni” (S. 148-154, Nisan-Ekim)’si, İdris Ekinci’nin “Sakınma Defteri” ve “Siyah”ı (S. 153-154) başarılı şiirler arasındaydı. Hasan Yurtoğlu’nun “Giyom Tel”i (S. 147) fena değildi. Mahmud Derviş’ten çevrilen “Genç Şaire” (S. 148) adlı şiir okunmalıydı. Derginin 154. sayısındaki şiirlerden Mehmet Sümer’in “Metus Motris”, “Selim Erdoğan’ın “Perva”, Gökhan Arslan’ın “Attar’ın Kuşları”, “Hıdır Toraman’ın “Sürgü Taşları” iyi idi.

Hürriyet Gösteri’nin Kış sayısında (296), İlhan Başgöz “Divan Edebiyatı Tartışmaları Üzerine” başlıklı yazısında, divan şiirine ilişkin kalıp yargı ve yaklaşımları değerlendirdi. Mustafa Şerif Onaran “Önce Şiir Vardı” ana başlığı altında; divan şiirinin dünyasına ve estetiğine dair dikkatlerini, şiir diline ve tartışmalarına ilişkin gözlemlerini paylaştı. Gültekin Emre, “Şiirlere Sarın Beni” üst başlığını taşıyan sayfalarında, yeni yayımlanan şiir kitaplarını bir arada oluşlar bağlamında değerlendirdi. Alaâttin Karaca’nın “Yahya Kemal’in İstanbul’undan İlhan Berk’in İstanbul’una” (296) ve Turgut Uyar’ın Şiirlerinde Modern Kent İmgesi” (297) başlıklı yazılarıyla Hasan Akay’ın “Nâzım Hikmet’in ‘Bu Bahçe’ Rubaisini Yeniden Okumak” (298) başlıklı yazısı, akademik araştırma ve eleştirinin dergiye ciddi katkıları olarak değerlendirilmeli. Betül Tarıman’ın “Çiğdem Sezer’in Şiirlerinde Ev, Kadın ve Dünya Hâlleri” (296), Turgay Gönenç’in “Dağlarca Deyince… Bir Başyapıt: ‘Çocuk ve Allah’ ”, Mustafa Durak’ın “Behçet Necatigil Şiiriyle Demlenmek” (298), Cenk Gündoğdu’nun “‘Umut İlkesi’ne Bağlı Bir Şair Ahmet Oktay” ve Abdullah Şevki’nin “Medya Teknolojisi ve Yeni Şiir” (299) başlıklı yazıları, şiirle uğraşanların görmesi gereken verimlerdi.

Baki Ayhan T., Hürriyet Gösteri’deki seri yazılarını yeni bir dizi ile sürdürdüğü “Şairin Niyeti ve Okurun Niyeti”nde, bir şiiri önce okur olarak değerlendirdi; ardından da şairinden şiire ilişkin bilgiler aktarıldı. Şiirler “Atlas ve Coğrafya” (Metin Celâl), “Kayıp Bir Tarih” (Güven Turan), “İhanet Perisinin Soğuk Sarayı” (Tuğrul Tanyol), “Manzara Gülüşlü Kız” (Enver Ercan) idi. Dergide, Metin Cengiz (297), Ahmet Ada, İrfan Yıldız, Yavuz Özdem (298), Cevat Çapan, Betül Tarıman-Çiğdem Sezer (299) söyleşi yapılan şairlerdi. Yaşar Güneş’in “1990’lı Yılların Şiirinde Öznenin Varlıksal Durumu” (298) başlıklı yazısı Haşhaşi’de de yer aldı.

Yüz altmış sayfalık dergide on sekiz isimden yirmi üç şiir yayımlandığı düşünüldüğünde, şiire pek de fazla bir yer açılmadığı söylenebilir. Şiir yayınında Hürriyet Gösteri’nin tutumlu davrandığı ve tartışma riski taşımayan, yenilik kaygısı ile biçimlenmemiş veya sıkıştırılmamış şiirler yayımladığı açık. Dergide, toplumsal ve siyasi bir sorun karşısında doksan beş şairin sesi olarak ortaya çıkan “Seyfi Turan Şiiri” adlı ortak bir metnin de, Semih Poroy’un desenleriyle yer aldığı kaydedilmeli.

Merkez dergiler arasında Türkiye’de yazılan şiiri kuşatan dergilerin başında Kitap-lık’ın geldiğini söylemek itirazları beraberinde getirecek olsa da durumun bu olduğu kanısındayım. Her kuşaktan, her türlü şiir anlayışından ve zevkten şairin şiirine açık olan dergide, bu yıl kimlerin ürünlerinin yayımlandığı üzerinde durmak hiç de betimleyici olmaz.

Edebî metinde ilk sıraya şiiri koyan, en çok şiire sayfa ayıran, şiire ilişkin sorunların yanı sıra şiir eleştirisine de alan açan ve şiiri olabildiğince geniş bir yelpazede temsil niteliği bulunan Kitap-lık’ın 123. sayısında (Ocak), Alâattin Karaca’nın “Yahya Kemal Hangi Şehrin Şairiydi?” ve Orhan Kâhyaoğlu’nun “2000’li Yıllarda Bir Şiir Açılımı: Kadın Şairler” başlıklı yazıları anılmaya değer. 124. sayıda Güven Turan’ın güncel bir meseleden hareketle yazdığı “Şairleri Nasıl Onurlandırmalı?” ve Oğuz Demiralp’in Ziya Osman Saba’nın şiirine odaklandığı “Bir Kurban Bayramı Yazısı” başlıklı denemesi öne çıktı. Ramis Dara’nın aynı sayıda yayımlanan “Hilmi Yavuz ve Halesi” başlıklı yazısı tepkilere açıktı. Fransız şair René Char; hayatı, şiiri, anıları ve Lütfi Özkök’ün albümünden fotoğraflarıyla Kitap-lık’ın 125. sayısında dosya konusu olarak değerlendirildi. Aynı sayıda Ramis Dara, “Şiir Yıllıkları ve YKY Şiir Yıllığı 2008 Üzerine Bazı Gözlemler”ini aktardı. YKY Şiir Yıllığı”nı hazırlayan Bâki Asiltürk, 127. sayıda Dara’nın yazısına cevap verdi. 126. sayının “Babil Kulesi” bütünüyle şiire ayrılmıştı sanki. Mahmut Temizyürek, Cevat Çapan üzerine; Ramis Dara, Melih Cevdet Anday üzerine yazarken Orhan Kâhyaoğlu, “Yersiz Yurtsuz Şiirler” diye tanımladığı “2000’li Yıllarda Deneysel Şiir Arayışları”nı değerlendirdi. Kenan Harun’un gençliğini yaşadığı döneme ve kuşağına övgü niteliğindeki “1940’lardan Birkaç Kesit: Servetifünun ve Özdemir Asaf” (133) başlıklı anı-gözlem yazısı önemliydi. Dergide Gonca Özmen (124), Taner Baybars (125) ve “Uluslararası Nâzım Hikmet Ödülü”nü alan Erik Stinus’la (131) yapılan söyleşiler de yayımlandı.

Özgür Edebiyat; şairler yelpazesinin genişliği, şiire ilişkin güncel, dönemsel sorunlara ilginin yoğunluğu, şiir eleştirisi ve çözümleme yazılarıyla şiirde merkezî rol oynayan dergilerden biri olarak göründü. Dergide birkaç kuşak, şiirleriyle bir arada yer aldı. Özdemir İnce, Hüseyin Atabaş, Gültekin Emre, Yusuf Alper, Betül Tarıman, Derya Çolpan, Nurduran Duman, Gökçenur Ç., Kadir Aydemir, Yusuf Uğur Uğurel, Selahattin Yolgiden, Kübra Parmaksızoğlu, Sezgin Öndersever, A. Barış Ağır, bu kuşak buluşmasında anılacak isimlerden bazıları. Türkiye’de pek tanınmayan bazı şairlerin şiirleri de çevrilen dergide ayrıca “Berlin-İstanbul Şiir Köprüsü” başlığı altında Manfred Peter Hein, Uwe Kolbe ve Ulrike Almut Sandig’den şiirler de yayımlandı.

Özgür Edebiyat’ta şairlerle yapılmış söyleşilere veya “soruşturma” tarzındaki toplama dosyalara yer verilmedi. Bununla birlikte Oktay Taftalı, Tuğrul Tanyol, Hüseyin Atabaş ve Abdullah Şevki’nin şiire ilişkin güncel sorunlar odağında geliştirdikleri denemeleri; Bâki Asiltürk’ün Şeref Bilsel, Mehmet Sümer, Fuat Çiftçi, Ahmet Bozkurt ve Cenk Gündoğdu’yla birlikte giriştiği “Diyalojik Okuma”ları; Özdemir İnce’nin “Kırlangıcın Okuma Uçuşu”, Atilla Birkiye’nin “Kalemin Ucu” ve Metin Celâl’in “Editörden” başlıklı sayfalarında, güncelin içinden şiire açtıkları yollar veya patikalar, Özgür Edebiyat’ta şiirin merkezî bir konumda görünmesine katkıda bulundu. Ayrıca 2008’de Berlin’de düzenlenen “Çağdaş Türk Edebiyatı Sempozyumu”nda sunulan bildiri metinleri de derginin şiire yaklaşımındaki kaynakları görünür kıldı. Gonca Özmen’in “Taş Kanatlanır, Söz Çiçek Açarsa: Mahmud Derviş”, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Günay’ın “Şehir-Şiir İlişkisi Bağlamında Mersin”, Rüstem Aslan’ın “Öldüren Felsefe Bir Filozof, Bir Şair, Bir Şiir”, Şeref Bilsel’in “Bir Sarışın İnce Haydut: Haydar Ergülen” (14), Özdemir İnce’nin “Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Geleneğin Arka Yüzü” (16), Haşim Hüsrevşahi’nin “Furuğ: Şiirinin Cinsiyeti ve Cinselliği” (16-17) başlıklı yazıları, derginin şiir okumaya getirdiği zenginlik olarak değerlendirilebilir.

Sözcükler; şiir üzerine düşünce geliştirme, araştırma, inceleme ve şiir eleştirisi yönünden etkisiz ve hayli zayıf bir dergi izlenimi verdi. Kemal Özer’in “Anıların İçinden” yazdığı Dağlarca (17), Salim Rıza Kırkpınar (18), Cemal Süreya ve Üvercinka (20) yazıları dışında, Selahattin Yıldırım’ın “Bu Dünyadan Mahmud Derviş de Geçti” (18), Nazmi Ağıl’ın “İkinci Düşüş: 11 Eylül’ün Şiire Yansımaları” (21) başlıklı yazıları ile Alova’nın “Şiir Uzlaşmaz” başlığı altındaki poetik görüşler de içeren fragmanları ve değinileri şiir üzerine diyebileceğimiz verimlerdi. Dergi, şiire ilişkin yazıdan çok doğrudan şiiri tercih etti. Şiirleriyle Cevat Çapan, Barış Pirhasan, Nihat Ziyalan, Alova, Ferruh Tunç, Oğuzhan Akay, Roni Margulies, Mehmet Yaşın, Selahattin Yolgiden, Nihal Konar Naş ve Mehmed Arif B., Sözcükler’de derginin şairleri denilebilecek yoğunlukta göründü.

Beşir Ayvazoğlu’nun “genel yayın yönetmeni” olduğu Türk Edebiyatı dergisi, şiir yayınında, seçicilikten midir bilinmez, kaprisli bir izlenim bıraktı. Dergi, yayımlanan şiirlerden çok şiir kültürünün geliştirilmesine yönelik yazılar ve dosyalarla dikkati çekti. Yeni bir şiirin bulunmadığı, birkaç iktibas şiirin yer aldığı 423. sayısında (Ocak) “Resim ve Edebiyat”ın dosya konusu olarak işlendiği dergide, Alâattin Karaca’nın “İlhan Berk’te Şiir-Resim Etkileşimi” başlıklı yazısı dikkate değerdi. 424. sayıda, “Ölümünün 210. Yılında Şeyh Gâlib”e bir dosya hazırlandı. 13 Şubat 2009’da ölen Bahtiyar Vahapzade için hazırlanan dosya (425), şairle ilgili kaynak değerinde yazıları içeriyordu. Yusuf Çağlar’ın “Necatigil’in Yel Değirmenleri ve Müemmil Kulen” başlıklı yazısı, Hilmi Yavuz’a hocasıyla ilgili sorulan soru ve ondan alınan cevabı içermesi bakımından ilginçti (426). Beşir Ayvazoğlu’nun “Küllük Kahvesi”ni konu edindiği yazısı (432) kaynak değerindeydi.

Yılmaz Taşçıoğlu, Cahit Zarifoğlu’nun “Yedi Güzel Adam” adlı kitabını, yapı yönünden (431); Muhsin Macit, Cevdet Karal’ın şiirlerini gelenekle ilişkisi yönünden değerlendirdi (432). Nail Tan’ın “Türkiye ve Azerbaycan Halk Şairlerinin ‘Beğenmez’ Redifli Şiirleri” (430), Ozan Yılmaz’ın “Gözyaşı Nehrinin Ardındaki İklim Doğu Türkistan” (431) başlıklı yazısı ve Dr. Mustafa Tatcı ile Yunus Emre üzerine yapılan söyleşi de anılması gerekenler arasında. Mehmet Narlı’nın “Bağladılar Beni Şehre” (425), Mustafa Ruhi Şirin’in “Liman ve Irmak”, Mehmet Aycı’nın “Eylül” (431) adlı şiirleri, Türk Edebiyatı’nın verimleriydi. Dergi, yılı arşivlik bir sayı ile kapattı. Behçet Necatigil için hazırlanmış özel sayı doluluğundaki bu sayıda (434), Nuri Sağlam’ın “II. Abdülhamid’in Hal Fetvasını Mehmed Âkif mi Yazdı? Nâm-ı Diğer Mehmed Fahreddin” başlıklı yazısı kayda değer.

Merkez dergilerden Varlık’ta bu yıl dosyalanan konular ve güncel sorunların belirlediği soruşturmalar öne çıktı. Dokuz şairin cevapladığı “Şiirimizde Filistin Direnişi” konulu soruşturma (1217, Şubat), İsrail’in Filistin’de işlediği insanlık suçuna karşı bir tepki idi. Gonca Özmen’in aynı sayıda yer alan “Tuğrul Tanyol Şiiri Üzerine Birkaç Kalın Çizgi” başlıklı yazısı, emek verildiğini hemen belli ediyordu. Derginin 1218. sayısı, şiir açısından hayli dolu idi. “Darbeler, İnsan Hakları ve Sanat” konulu dosyadaki yazılara, Mahmut Temizyürek’in “Bir İmla Bir Ünlem Olarak Metin ve Cengiz” başlıklı yazısı eşlik etti. Sonraki sayıda, Orhan Koçak’ın “Cevat Çapan: ‘Kötü Günlerin İyimserliği’ ” ve Ali Galip Yener’in “Modernizm İdeolojisi Bağlamında Şiirde Lirik Ben Sorunu” başlıklı yazısı öne çıktı. Feridun Andaç’ın Kemal Özer’le yaptığı yayımlanmamış söyleşi, şairin ölümünün ardından Varlık’ta okura sunulurken Mustafa Şerif Onaran da “Boş Zamanlar” başlıklı sayfalarında “Bir Şiir Emekçisi” tanımı ile Kemal Özer’i değerlendirdi. Bir vefa yazısı da, Haydar Ergülen’in yıl içinde ölen Süha Tuğtepe için yazdığı yazı idi (1223). Ergülen, “Günler Geçer…” başlığı altında şiir ve şairlere değinirken Gültekin Emre de “Günü Gününe Şiir Günlüğü”nde, şiir kitaplarına ve dergilerde yayımlanan şiirlere eğildi.

Cahit Külebi’nin “Tokat’a Doğru” adlı şiiri üzerinden folklorun ve şairin içine doğduğu edebiyat ortamının değerlendirildiği dosya (1225) ile Ahmet Oktay’ın “Birahane Longa” adlı şiiri odağındaki şair ve dönem okumaları (1227), Varlık’ın yıl içinde şiire getirdiği yorum zenginliği olarak değerlendirilmeli. Yayımlanan şiirler arasında ise Nihat Ziyalan’ın “Yankı”sı, Türkân Yeşilyurt’un “İnsan Sevgisi kadar”ı (1218), Enis Batur’un “Saat”i (1220), Osman Hakan A.’nın “Ay Hüsn”ü (1221), Sait Maden’in “Ölü Çocuklara Ninni” adlı hızlı ve sesli şiiri, Orhan Alkaya’nın “Yalnızlık Arayışı” adlı muhasebe şiiri (1223) ve Tahir Abacı’nın “unutma” durumu etrafında genişleyen “Andaç”ı (1224) anılmalı.

Belli bir şair kadrosu olan dergilerden Yedi İklim’de; Kâmil Eşfak Berki, Osman Serhat, Necat Çavuş, Cevdet Karal, Nurettin Durman, Ali Günvar, Hüseyin Alemdar, Cafer Keklikçi, Mustafa Celep, Zafer Acar, Yeprem Türk, Fatih Demirel ve Ali Karan şiirleri çokça görünen isimlerdi. Yeni imzalara açık olduğu izlenimi veren derginin şiir yelpazesinde çeviri de vardı; Nizar Kabbani, Mahmud Derviş, Sohrab-i Sipehrî şiirleri çevrilen isimlerden bazıları.

Yedi İklim, hem yayımlanan şiirler hem şairlere ilişkin yazılar hem de şiir gündeminin genç isimler tarafından değerlendirilmesi ile hareketli bir dergi havası verdi. Derginin 229. sayısında, Kâmil Eşfak Berki için “Özel Bölüm” açıldı; 80 sayfalık derginin 60 sayfasının Berki’ye ayrıldığı düşünülürse buna, “özel bölüm”den çok, özel sayı demek gerekir. Berki ilgisi, sonraki sayılardaki yazılarla sürdürüldü. Ali Haydar Haksal, şairlere ve şiire ilişkin yazıları ile derginin şiire verdiği ağırlığı arttırdı. Ali Sözer (“Ayrık Otları ve Kulis Şairleri Arasında Türk Şiirinin Durumu” 226, Ocak), Kâmil Eşfak Berki (“Anahatlarıyla İmge, Şiirde İmge ve İmgeci Şiir” 228), Aykut Nasip Kelebek, “Genç Şaire Açık Mektup”larıyla Zafer Acar, “Neo-Metafizik Yazıları” ile Yeprem Türk, Orhan Veli Kanık-A. Hamdi Tanpınar ve Sezai Karakoç incelemeleri ile Âdem Polat, Yedi İklim’i zenginleştiren isimler olarak öne çıktı.

Akköy Kültür, Sanat, Edebiyat, Turizm ve Geliştirme Derneği’nin yayını olan Akköy dergisinin 53. sayısında Arife Kalender’le ilgili bir dosya hazırlandı. Hülya Deniz Ünal, Ayten Mutlu, Engin Turgut, Gülsüm Cengiz, Gültekin Emre ve Mine Ömer, Arife Kalender’in şiirlerini değerlendirdi. Özlem Sezer’in aynı sayıdaki “Anımsama” şiiri, hüzün vericiydi. 54. sayı, Gülsüm Cengiz özel sayısı gibiydi. Ülkenin “şair kadınları”nın bir araya geldiği albüm niteliğindeki 56. sayıda, “Didim, 6. Sanat-Edebiyat Günleri ‘Barış İçin, Şair Kadınlar Buluşması’ ’”na katılan “şair kadınlar”ın yazı ve şiirleri ile forumlardaki konuşma metinleri yer aldı.

Eskişehir’de, iki ayda bir yayımlanan “edebiyat ve düşün dergisi” Arkadaş’ta gençlerin denemeleri yer aldı. Yıl içinde üç sayı çıkabilen dergide, Orhan Aydın’ın “Kitsch”, Mehmet Önder’in “Üstat ve Çömezi: Nazım Hikmet ve Orhan Kemal” ve M. Said Aydın’ın “Benim Delilerim” başlıklı yazısı dikkati çekti.

Sivas’ta genç bir arkadaş grubu tarafından iki ayda bir çıkarılan Aşkar, yayımlanan şiir, hikâye ve yazılarda belli bir seviyeyi yakaladı. İdris Ekinci, Ali Ayçil (7, Ocak-Şubat), İlhan Berk (8) ve Mehmet Can Doğan’ın (10) şiirlerini incelerken Aziz Mahmut Öncel ve Duygu Deryaoğlu, süreli yayınlarda şiirle ilgili gelişmeleri değerlendirdi, Mehmet Raşit “Okuma Notları”nı, Mehmet Eliusta “Mehmet Akif Üzerine Notlar”ını aktardı. Aziz Mahmut Öncel, Leyla Marankoz, İdris Ekinci, Mustafa Melih Erdoğan ve İlhan Kayhan’ın şiirlerinin dikkati çektiği Aşkar’da dergide Vural Kaya (9) ve Mehmet Can Doğan’la (11) söyleşiler yer aldı.

Nazilli’de yayımlanan Az Edebiyat, ürün dergisi olarak göründü. 4. sayıda (Yaz 2009) İsmail Karakurt’un “Pörçük Poetika” başlıklı denemesi dikkat çekerken Hüseyin Atlansoy’la yapılan söyleşinin zayıf kaldığı belirtilmeli. 5. sayıda, “Yol Dosyası” hazırlanarak “yol” konulu yazılara yer verildi.

Berfin Bahar’da Ali Narçın’ın Romanyalı şair Mihai Eminescu ve Yılmaz Çongar’ın Ömer Faruk Toprak hakkındaki yazıları (131 Ocak); Ceyhun Atuf Kansu (133), Hasan İzzettin Dinamo (136) ve yıl içinde ölen Âşık İhsani (135) için hazırlanan dosyalar dikkati çekti. “Dağlarca’nın Ruhan Ertop’a söyleyerek yazdırdığı yayımlanmamış şiirler”inden ikisi dergide yer aldı (134-135). Ayrıca Şener Kaya, Dağlarca’yı ölüm yıldönümünde anan geniş bir yazı (140) ve 1970’te şairle yaptığı yayımlanmamış bir söyleşiyi okurla buluşturdu (141). Berfin Bahar da şiirlerde iddiası olmayan bir yayın izlenimi verdi. Şiir adına kaydedilecek bir metinden çok duygu dökümü niteliğindeki çok sayıda ürün dergi sayfalarını doldurdu.

Halim Şafak’ın “anarşist” ısrarı diye değerlendirilebilecek Bireylikler, şiiri yayın merkezinin dışına itmiş gibi göründü. Şiir kitapları üzerine yazılan kısa yazılar, 26. sayının kapağından girilen bildiri niteliğindeki yazı (Mayıs-Haziran), “Özcan Erdoğan’la Görüşme” (29) ve “Dip Sarnıç” başlığı altındaki değiniler, Bireylikler’in ürün dergisi izlenimini silemedi.

Ürün dergisi olarak belirginleşen Edebiyat Ortamı’nda Arif Ay, Mustafa Aydoğan, İbrahim Eryiğit, Evser Ölüç, Cevdet Karal, Osman Özbahçe, İsmail Karakurt’un şiirlerine gençlerin ürünleri eşlik etti. Derginin “Server Vakfı” desteğinde düzenlediği şiir yarışmasında dereceye girenlerin ürünleri, 10. sayıya ortak bir şiir kitabı havası verdi.

Robert Bly için hazırlanan bölümde (6, Ocak-Şubat), şairle yapılmış bir söyleşi, şiirleri ve Sadık Yalsızuçanlar’ın şaire ilişkin bir yazısı yer aldı. 7. sayıdaki “ ‘Şiir Yıllığı’ Soruşturması”nda, yedi şair ve yazardan cevaplar alındı. Konuyla ilgili olarak Sinan Erdem’in “Şiir Yıllıkları: Kanona Saygı Duruşu” başlıklı yazısı, sorunun istatistikî veriler ışığında değerlendirilmesi ve ulaşılan sonuçlar yönünden dikkat çekiciydi. Kevin Bushell’den İrfan Çevik’in çevirdiği “Bilinmeyene Yöneliş: Derin İmge” (9) başlıklı yazı da imgenin hâlleri görmek bakımından anılmalı. Edebiyat Ortamı’nda Mustafa Aydoğan “Güncelin Tarihi Üzerine Kısa Notlar”da okuduklarından kalanları kayda geçirdi; Arif Ay, “Dergiler Arasında” başlığı altında dergilerdeki şiirlere değinirken Turan Karataş da “Yazı Saati”nde, okuduğu kitaplar üzerine eleştirilerini ve izlenimlerini aktardı.

2009’u tek sayı ile kapatan dergiler arasında öncelikle kaynak değeri taşıdığı için Edebiyatta Üç Nokta’yı anmak gerekir. Dergi “sanat, edebiyat ve şiirde 2000’ler” konulu dosyasıyla on yıllık dönemlerin işlendiği önceki sayılarını tamamladı.

Sennur Sezer’in, Ali Öz’ün çektiği fotoğraflar için yazdığı birkaç dizelik “fotoğraf altı şiirleri”nin ilk sayfalarda yayımlanmasına rağmen Evrensel Kültür dergisi, şiir açısından zayıf bir içerik sergiledi. Ozan Baran ve Asım Gönen’in toplumcu bir söylemi slogana varan bir anlatımla yansıtan metinleri, derginin şiirdeki tercihi gibiydi. İlyas Tunç’un “Yüzleşme”si (209) ile Metin Demirtaş’ın “Böyledir Bu İşler”i (214) de toplum sorunlarını gözetmekle birlikte sloganı ironi ile aşmıştı. Şükrü Erbaş’ın düzyazı şiiri “Işık Heceleri”, Ahmet Ada’nın “Kış İçin Prelüdler”i, A. Nail Deniz’in “Dengesiz”i diğer metinlerden lirik özelliklerinin ağırlığıyla ayrıldı.

Manisa Kültür Sanat Kurumu’nun “kent kültürü ve edebiyat” dergisi Gediz’in yıl içinde yayımlanan iki sayısından biri kitap, diğeri dergi boyutundaydı. Hilmi Haşal, Asım Öztürk, Fahrettin Koyuncu, Didem Gülçin Erdem, Onur Aslan, Perihan Baykal, Hakan Yirik, Bengü Özsoy, Derya Önder, Müslim Çelik, Yelda Karataş, Gediz’de ürünleri görülen isimlerden bazıları. Dergide, Fazıl Hüsnü Dağlarca ile yapılmış ama yayımlanmamış bir söyleşiye ile Enis Akın’nın söyleşisine yer verildi (3, Ocak). Ahmet Uysal’ın Yahya Kemal’le ilgili yazıları dikkat çekiciydi (4). Ersan Erçelik’in aşağıda belirtileceği üzere “Üvercinka” ile ilgili yayımlanmış bir yazısını bir de Gediz’e vermesi, hiç doğru bir davranış değildi.

Orhan Veli’nin Yaprak’ını tıpkıbasım olarak her sayısına ekleyen Her Şeye Karşın, duygu boşalmalarının yazıya dökülmüş ve toparlanmış hâli olarak göründü. Dergideki şiir diye yayımlanan denemeler, Türk şiir birikiminden haberdar olmayan ve bunu da önemsemediği anlaşılan meraklıların, yazdıkları şeyleri basılı görme hevesini yansıttı.

Niyazi Yaşar’ın genel yayın yönetmenliğinde iki ayda bir yayımlanan Kar “yazın-sanat ve kültür dergisi”ndeki ürünler, şiire heves edenlerin kaleminden çıktığını haber verdi. Derginin her sayısında bir konu dosyada ele alındı; “Mehmet Başaran ve Köy Enstitüleri” (20, Nisan), “Sözlü Gelenek ve Âşıklığın Günümüzdeki Halkaları” (21) ve “A. Nevzad Odyakmaz” (23), dosyalarda işlenen konulardan bazılarıydı.

Kıyı; Gülten Akın (206), Âşık İhsanî (209), Ataol Behramoğlu (210) ve Nevzat Üstün (211) için hazırlanan dosyalarla anılması gereken bir dergi idi.

Mevsimlik “kültür sanat edebiyat dergisi” Koridor, şiire ilişkin bir iddiası bulunmayan dergilerdendi. Altay Öktem ve Kaan Koç’la (8-10) yapılan söyleşiler, dergi adına şiire kaydedilecek ayrıntılar düzeyinde kaldı. Sidar Sinan Özmen (“Sorun İşareti” 8), A.Kadir Bilgin (“Daha Derinlere” 8), Caner Ocak (“F Tipi Şehvet” 9), Petek İrdam (“Frigya ve Sinek” 9), Kaan Koç (“Dipses” 9), şiirleriyle anılabilecek adlardı. Dergide Ezgi Ulusoy’un ironi odaklı “Felsefenin Dinamiği” (10-11) başlıklı yazısı, ilgi çekiciydi.

Patika da yılı Bireylikler gibi ürün dergisi havasında tamamladı. Özlem Sezer, Yavuz Özdem, Ertuğrul Özüaydın, Mustafa Ergin Kılıç, Yücel Kayıran dergide şiirleri görülen şairlerden bazıları. Doğrudan şiirle ilgili olmamakla beraber derginin 64. sayısındaki “Çocuk Edebiyatı Dosyası”nı (Ocak-Şubat-Mart) anmakta yarar var. Ayrıca Öner Yağcı’nın “Türkünün Çağdaş Devrimcisi Âşık Mahzuni Şerif” (65) başlıklı yazısı da anılmaya değer. Özlem Sezer’in 2000’de yayımlanan “Cemal Süreya Şiirinde Aşk ve Kadın Bedeni” (65) başlıklı yazısını, on yıl sonra bir de Patika’da yayımlamasının düşündürücü olduğu da belirtilmeli.

Tek sayısı ile kaydedilmesi gereken bir başka dergi “Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin aylık yayın organı” Sanat Cephesi’ydi. Derginin Nisan-Mayıs 2009 tarihli 32. sayısında Nâzım Hikmet’in vatandaşlık hakkının iade edilmesine tepki gösterildi. Aynı sayı, “1940 Kuşağı’ndan Günümüzde Etkilenmek Mümkün mü?” sorulu bir dosya zenginleştirilip Bâki Asiltürk’le Cenk Gündoğdu’nun Şeref Bilsel’le yaptıkları söyleşiyle renklendi.

Devrek’te, İbrahim Tığ’ın yayın yönetmenliğinde yayımlanan “aylık kültür ve edebiyat dergisi” Şehir, 2009 Aralık’ında altıncı yılına girdi. Yayımlandığı yerin havasını taşıyan ve kendi janrında belli bir yer edinerek bir izler çevre oluşturan Şehir’de Ahmet Uysal ve Hasan Akarsu, okuduğu kitaplarla ilgili değerlendirmelerini aktardı, Fahrettin Koyuncu “Şairlere Cep Sözlüğü Hazırladı”, Mehmet Sadık Kırımlı “Tanzimat Sonrası Türk Şiirinde Kırılma Dönemleri”ni özetledi (48, Ağustos), Mehmet Yaşar Bilen de Rüştü Onur’u “hatırlattı” (51).

Karabük Kültür ve Sanat Derneğinin sahipliğinde yayımlanan “aylık kültür-sanat-çevre dergisi” Tay, yılı sekiz sayıda tamamladı. Edebiyat ve şiir sevgisinin hissedildiği Sevim Yazar, Yıldız Tümerdam ve Gülderen Canyurt imzalı ürünlerde, hevesin heyecanı baskındı. Çıktığı şehrin rengini taşıyan derginin 101. sayısı (Şubat), Karabüklü şair İbrahim Yıldız’a ayrıldı.

Türk Dil Kurumunun yayın organı Türk Dili dergisinde yayımlanan şiirler, Türk şiirinin geride bıraktığı bir zevki yansıttı. Şiir, araştırma ve inceleme ağırlıklı akademik yazılarla değerlendirildi. Mustafa Kırcı’nın “Hamit Macit Selekler ve ‘İyilik’i” (690, Haziran), Mehmet Törenek’in “Servet-i Fünun Edebiyatında Bir İmge Kaynağı Olarak Yuva” (691), Rıza Bağcı’nın “Yahya Kemal’in ‘Koca Mustâpaşa’ Şiirinde Milletiyle Bütünleşme Duygusu” (692) başlıklı yazısı, şiir adına kaydedilmeli. Türk Dili’nin yaklaşık 300 sayfalık “Söyleşi Özel Sayısı”nda (693), Kıraç’tan Ayşegül Yazıcı’ya kadar pek çok isimle söyleşi yapılırken bir tek şaire yer verilmemiş olması düşündürücüydü. Devletin kurumlarından biri tarafından çıkarılan derginin bu özel sayısına bakılırsa, Türkiye’de şairlerin Türkçeye hiçbir katkısının olmadığını söylemek gerekiyor.

Türk Dil Kurumunun 12 Eylül’le birlikte elden çıktığı iddiasında olan bir grubun çıkardığı “alternatif” Türk Dili Dergisi’nin Ocak-Şubat 2009 tarihli 130. sayısı, “Fazıl Hüsnü Dağlarca” özel sayısı olarak yayımlandı. Bu özel sayıda, Dağlarca ile yapılmış ama yayımlanmamış söyleşiler okuyucuya ulaştırıldı; şairin şiirleri üzerine inceleme yazıları ile şairlerle ilgili hatıra yazılarına yer verildi. Bu arşivlik sayı ve Sabahattin Yalkın ile Bedrettin Aykın’ın bazı sayılardaki denemeleri dışında, dergide şiir adına kaydedilecek bir şey yoktu.

Bir nevi deneme yayını diye değerlendirilebilecek altı sayılık fanzin döneminin ardından “yerel süreli yayın”a dönüştürülen Yeniyazı’nın “Davet”inde, derginin “atölye çalışması” olacağı duyuruldu. Üç sayının atölyelerinde “akvaryum”, “kambur” ve “hamur” kavramlarının işlendiği derginin ilk sayısında Seyhan Erözçelik “Çerçeve”ye alınarak söyleşi yapıldı; ayrıca şairin şiiri üzerine Şeref Bilsel, Bâki Ayhan T. ve Ramazan Parladar’ın yazılarına yer verildi. Bu yazıların biraz gevşek kaldığını, geçerken, belirteyim. Dergide Tozan Alkan, Ahmet Ada, İhsan Topçu, İsmail Cem Doğru (“İlginç Olan Her Şey”), Kaan Koç, Can H. Türker, Mehmet Fatih, Osman Serhat, Sevil Avşar (“Niteliğe Veda”), Muammer Karadaş, Mustafa Ergin Kılıç, Janset Karavin, Öktem Tepe, Abdülbaki Akpınar Caner Ocak, Veysi Erdoğan, Yavuz Türk, Gökhan Arslan, Celal Şakar ve Halil Güler’in ürünlerine yer verildi. Dergide yayımlanan çeviri şiirlerin şiire ve Yeniyazı’yı çıkaranlara pek de ufuk açacak nitelikte olmadığını belirtmek gerekir.

Hüseyin Peker, Yeniyazı’yı güncele açacak olan dergilerde şiiri değerlendirdiği yazılarında, sahasını biraz dar tutmuş gibi göründü. Gençlerin ürünlerini değerlendiren Hüseyin Alemdar ise sadece bunu yapmakla yetinmedi. Bahadır Sürelli’nin “Eski Dünyanın Dedikodu Kazanı: Şuara Tezkireleri” (2-3) başlıklı inceleme yazısı, tezkirelerdeki ilginç şair hikâyelerine dikkat çekilmesi yönünden anlamlıydı. Ürün dergisi olmaktan kaçınıldığı anlaşılan Yeniyazı, derli toplu bir yayın olarak göründü.

 

Şiir Dergileri

Akatalpa, aşağıda belirtileceği gibi, Sincan İstasyonu kadar olmasa da geniş bir şair yelpazesine sahipti. Akatalpa, şiir yayımlayan isimlerde sağlanan süreklilikle Sincan İstasyonu’ndan ayrıldı; ondan bir başka farkı da daha fazla şiir yayımlamasıydı. Göze batan bu duruma, şiir ortamına eleştiriler getirdiği başyazılarının birinde Ramis Dara “Evet, gerçekten ve bile isteye, özellikle çok şiir yayımlıyoruz. Dahası var, biz daha çok ve şok şiir yayımlamak istiyoruz. Çünkü artık bu dergi bir dergi değil; bir tür Yıllık.” (120) sözleriyle açıklı kazandırdı. Akatalpa’da şiir yayımlama yoğunluğu bakımından Enis Batur, Ruhan Ertop’a yazdırdığı yayımlanmamış şiirleriyle Dağlarca, Refik Durbaş, Serdar Ünver, Betül Tarıman, İhsan Üren, Nahit Kayabaşı, Hüseyin Alemdar, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Muzaffer Kale, Metin Fındıkçı, İrfan Yıldız, Tamer Gülbek, Gökhan Arslan, Mehmed Arif B., Veli Düdükçü ve Alper T. İnce adı öne çıktı.

Gültekin Emre’nin de yayın danışmanı olarak Akatalpa’ya katılması, derginin performansını yükseltti. Nitekim Nisan 2009 tarihli 112. sayı, Emre’nin gayretleriyle “Haiku özel sayısı” olarak yayımlandı. Akatalpa’da İsmail Mert Başat, “Şiirin Köklerine Yolculuk” başlığı altında şiire ilişkin sorunları irdeledi; Ramis Dara, “Hayatı Şiirleştiren Kitaplar”da son yıllarda yayımlanan kitapları, izlenimci bir yaklaşımla değerlendirdi; Cihan Oğuz, “Poetika/Polemika”da, poetik bir seçicilikle şiire ilişkin güncel gelişmeleri yorumladı, dergilerden dizeler çekti; Gültekin Emre, yeni çıkan şiir kitapları hakkındaki izlenimlerini aktardı; Utku Özmakas, gençlerin şiir kitaplarını hızlı bir biçimde eleştirdi; Sina Akyol, “Emeklilik Günlüğü”ne başladı ve mesaisini, polemiklerini hatırlayarak sürdürdü; Tuncer Uçarol, “Şiir ve Sözcükler”de günlüğünden naif parçalar sundu; Onur Caymaz “Dünebakan”da günlüğünden sayfaları paylaştı; Ahmet Ada, “Şiir Dersleri” vermeye başladı.

Akatalpa’da Mehmet Can Doğan’ın “Haiku: Fantezi Değil, Gerçek” (112) ve Yücel Kayıran’ın “Irasal Poetika ve Ontik Yenilik” (113) ile “Enis Batur: Başlangıç Çizgisi, Antolojileşme ve Kurmaca” (119) başlıklı yazıları dikkati çekti. Enis Batur, Kayıran’ın kendisiyle ilgili yazısındaki yorumlara katılmadığını bildiren “Başlangıç Çizgisinden İpe Doğru Giderken” (120) başlıklı bir yazı yazdı. Hüseyin Köse’nin Dize hakkındaki yazısı, Köse ile Veysel Çolak arasında polemiğe yol açtı (118-119-120). İhsan Üren’in hazırladığı “Şiirimizde Ufuk Turu”, her yıl olduğu gibi 2009’da da derginin eki olarak Mart’ta okura sunuldu.

Yazılanlardan da anlaşılacağı üzere Akatalpa; hareketli, yoğun ve hızlı bir şiir dergisi olarak göründü ve şiirin gündemini oluşturmadıysa da şiir gündemini sayfalarında kavradı.

2009’un Eylül’ünde yayın dünyasına giren iki aylık “şiir, gezi, çeviri dergisi” Akbük’ün ilk sayısında “Polonya Şiiri” dosyada işlendi. Ahmet Ada, Bâki Ayhan T., Hüseyin Peker, ilk sayıda şiirleriyle yer alan şairlerden bazıları; Ayten Mutlu, Haydar Ergülen ve Emel İrtem ise gezi yazılarıyla dergiye katılan şairler. İkinci sayıda Halil İbrahim Özcan, Ersan Erçelik ve Volkan Hacıoğlu gezilerini yazarken “Çağdaş İngiliz Şiiri”de derginin çeviri dosyasında yer aldı.

Mevsimlik şiir ağırlıklı Alaz’ı E. Mine Ömer “Şiir, Her Zaman” başlıklı yazılarıyla sundu. Dergisinin 8. sayısında (Aralık-Şubat), Nâzım Hikmet; sonraki sayılarda ise “İnsan Şiirin Neresinde?” ve “Şiir ve İktidar” dosya konusuydu. Fikret Demirağ (8), Nihat Behram (9) ve Namık Kuyumcu (10) söyleşilen yapılan şairlerdi. Dinçer Sezgin, Ahmet Günbaş, Mehmet Atilla, Tuğrul Keskin, Fikret Demirağ, Ersan Erçelik ve Ercan Y. Yılmaz Alaz’da şiirleri yayımlanan isimlerden birkaçı.

Tek ve özel sayı olarak çıkan bir başka dergi Beyaz’dı. Yıllar sonra 21. sayı olarak sunulan dergi “Dağlarca”ya özeldi. Dağlarca’nın son zamanlarında şiirlerini bakıcısı Ömür Hanım’a ve kendisine yazdırdığını belirten Ahmet Soysal, bu özel sayıya neden ihtiyaç duyulduğunu şöyle açıkladı: “Onları dergilerde yayımlamak istiyordu ve dergi seçimini bana bırakmıştı. Kısmet Beyaz’da yayımlanmalarıymış meğer… Bu şiirlerin dağılmadan, bir toplam durumunda yayımlanmalarının daha doğru olduğu kesin… Böylece, şairin şiirde vardığı son nokta ve bir bakıma şiir vasiyeti ortaya çıkmış oluyor.” (s. 5) Dergide Dağlarca’nın şiirlerinden başka Ahmet Soysal’ın “Dağlarca, Dün, Yarın” başlıklı yazısı ile Turgay Özen’in “Şiirler”i ve Dağlarca’yla ilgili bir yazısı da yer aldı.

Uluer Aydoğdu, Muhittin Birgen, Hülya Aydoğdu Özel ve Hülya Deniz Ünal tarafından hazırlanan dergi-fanzin melezi Denizsuyukâsesi’de Dize gibi alışkanlık şeklinde görünse de, ondan daha renkli ve daha canlıydı. Çok sayıda ürünün yer bulduğu dergide M. Mahzun Doğan “Sisli Gün[lük]ler”ini yayılmayı sürdürürken H. Deniz Ünal, her sayı “Şiir Gözetleme Kulesi”nden şiirler seçti; Asuman Susam için bir dosya hazırlandı (38), Ahmet Günbaş “Şiirden Şiire” diyerek şiir kitaplarına ilişkin izlenimlerini paylaştı (39).

Veysel Çolak’ın Dize’si, alışkanlık ve inadın cisimleşmiş hâli olarak yayınını sürdürdü. Dergide E. Bülent Yardımcı’nın belli formattaki yazıları ile Veysel Çolak’ın yıllardır söyleyegeldiği düşüncelerinin tekrarı durumundaki denemelerine, Ersan Erçelik, Abdullah Şevki, Zeki Karaaslan ve Ogün Kaymak’ın denemeleri eşlik etti. Dize’deki şiirler, derginin alışkanlığa dönüşen havasını, bir nebze de olsa değiştirdi.

Hilmi Haşal’ın “sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü” olduğu Eliz Edebiyat, yılın ilk ayında Bursa’da yayın dünyasına girdi. İhsan Üren, Nuri Demirci, Hilmi Haşal, Halûk Cengiz ve Nemci Selamet, derginin “yayın kurulu”nu oluşturdu. Başta yayın kurulunun şiir ve yazıları olmak üzere Eliz Edebiyat’ta zengin ve nitelikli ürünler yer aldı. Her sayının kapağını, “Elizi” esprisi ile bir şairin el yazısı şiiri süsledi.

Hilmi Haşal, Eliz Edebiyat’ın 3. sayfasındaki “Neden” başlıklı sütunda, derginin tavrını belirginleştirmeye matuf denemeler yazdı. Şeref Bilsel, “Şiirle Gelenler” başlığı altında bazı temaların nasıl şiirleştiğini irdeledi, şairlere değindi. Samim Sadık/Halûk Cengiz, “Edebi Journal”de şimdi ile geçmişi bütünleştirerek edebiyattaki kıpırtıları duyurmak istedi. Nuri Demirci, derginin arka kapağındaki “İzdüşüm”de “anahtar kelimeler”le şiirin kilitlerini yokladı. Ahmet Günbaş, XII. “Şiirden Şiire”siyle Eliz Edebiyat’ta da göründü.

İhsan Üren, Hamdi Özyurt, Celâl Soycan, Yaşar Bedri, Çiğdem Sezer, Özlem Tezcan Dertsiz, Ogün Kaymak, Osman Namdar, Müslim Çelik, Mustafa Ergin Kılıç, Soner Demirbaş, Yılmaz Arslan, Gökhan Cengizhan, Mehmet Sadık Kırımlı dergide şiirleriyle çokça görünen imzalardı. “2008 Homeros Şiir Ödülü”ne katılan ve derece alan gençlerin şiirlerinin yayımlandığı 5. sayı, küçük ve anlamlı bir antoloji niteliğindeydi; 10. sayıda bu antoloji, biraz daha zenginleştirildi. “Ç. N. Gezici Çeviri Şiir Ekibi”nin “Çağdaş Dünya Şiiri’ni Türk okuruna tanıtmak amacıyla başlattığı ‘Şiir Gezisi’ projesinin ilki” olan Moğolistan şiiri (8), Eliz Edebiyat’ı çeviri şiir yönünden destekledi.

Dergide Soner Demirbaş, Osman Namdar, Nemci Selamet denemeleri ile göründü; Betül Dünder, Ömer Erdem’in şiirini yorumladı. Abdullah Şevki, Ahmet Tüzün, Yılmaz Arslan, Dilek Demirdelen’in şairler hakkındaki yazıları ile Z. Betül Yazıcı’nın “Şiire Kattığı Değer Açısından Argo ve Küfür” (3), Hülya Soyşekerci’nin “Ege’nin İmbat Esintisi Necati Cumalı Şiiri” (9), Nuri Demirci’nin “Bahri Çokkardeş’in Hamak Macerası” (12) başlıklı yazıları dikkati çekenler arasındaydı. Ersan Erçelik’in iki sayıya bölünerek Nisan ve Mayıs aylarında yayımlanan “Yayımlanışının 50. Yılında Üvercinka’da Kadın, Aşk ve Erotizm Açılımları” başlıklı uzun yazısını Gediz dergisinin Güz 2009 tarihli 4. sayısında da görmek can sıkıntısına ve Erçelik hakkında olumsuz düşünceler uyanmasına yol açıyor.

Fayrap, söylemi doğrultusunda bir yazar kadrosu oluşturan dergilerden. Şiirde Hakan Arslanbenzer, Melek Arslanbenzer, Eren Safi, Hakan Kalkan, Ömer Yalçınova, Murat Güzel derginin kadrosundaki isimlerdi. Şiire ve şairlere yaklaşımda, ifrat ile tefrit yahut kabul ile red arasında gidip gelen Fayrap, tartışma yazıları, “Kitap” sayfalarındaki eleştiriler ve dergiyi çıkaranlara ayrılan özel sayılarla dikkati çekti. Dergiye tarihsellik katmak niyetiyle oluşturulan dosyalarda Halit Fahri Ozansoy, “Meşrutiyet’in Kararsız Şairi” (Esma Güneş; 13, Mart); Mehmet Emin Yurdakul, “Felaketten [doğan] Epik” (Orkun Elmacıgil, 3) diye tanımlandı. Müberra Güney, hicivleriyle Şair Mehmed Eşref’i değerlendirirken Mesut Bostan da Mehmet Âkif üzerinden “Siyasi Şiirin Üç Şartı”nı belirlemeye girişti (17); Fazıl Baş, Nâzım Hikmet’i; Ali Akyurt, Faruk Nafiz Çamlıbel’i yeniden okudu (20).

Şiir ortamına, “Şair kendini diri diri toprağın altına gömen insandır; toprağın biraz altında, azar azar sızan güneşe bakarak yazar şiirini. Gölgeler Galerisi’ni, her sayı, o sızan ışığın, ışık huzmesinin değerini bilen bir şair arkadaşımızın açmasını istiyoruz.” sözleriyle sunulan Gölgeler Galerisi’nin ilk sayısındaki bütün yazılar, A. Ertan Mısırlı’ya aitti. Mısırlı; Nâzım Hikmet, Dağlarca, Aragon, İlhan Berk, Behçet Necatigil, Cemal Süreya, Behçet Aysan, Rüştü Onur ve Özkan Mert’i izlenimleri doğrultusunda değerlendirdi.

Yaşar Güneş’in; bir bölümü önceki yıl İthaki dergisinde, bir bölümü de 2009’da Hürriyet Gösteri’de yayımlanan “ 90’lı Yılların Şiirinde Öznenin Varlıksal Durumu” başlıklı yazısının neredeyse yarısını kapladığı Haşhaşi, yayımlandığı ilk sayı ile kaldı. Cep boyutundaki dergide Lale Müldür, Levent Yılmaz, Elif Sofya, Ali Karabayram, İrfan Yıldız, Süreyyya Evren, Osman Çakmakçı, Murat Uyurkulak ve Hilmi Tezgör’ün şiirleri yer aldı.

Heves’in Ocak 2009 tarihli 20. sayısı tamamen şiire ayrıldı. “İlk sayılarımızdan bu yana şiir, yazı ve söyleşileriyle dergide sıklıkla yer alan şairleri bu sayıda topluca okuma olanağı bulacaksınız.” diye sunulan bu “özel” sayıda Lâle Müldür/Seyhan Özdamar, Osman Çakmakçı, Birhan Keskin, Ali Özgür Özkarcı, Osman Konuk, Hüseyin Kıran, Cem Uzaungüneş, Emrah Altınok, Elif Sofya, Olcay Özmen, Fahri Güllüoğlu, Burak Acar, Ozan Çılgın, Nemci Zekâ, Ahmet Murat, İdil Kızoğlu, Barış Çetinkol Ahmet Güntan, V. Hannibal Acconci, Şakir Özüdoğru, Ömer Şişman, Efe Murad, küçük İskender, Suzan Sarı Ali Selçuk, H. İbrahim Babadağ, N. Cihan Beken ve Tarık Günersel’in metinleri yer aldı. Heves’in sonraki sayılarında yayımlanan Hüseyin Cöntürk’ün “Mektuplar”ı şiir için bir şey söylemiyordu. Akif Kurtuluş’la yapılan söyleşide Kurtuluş’un şiiri kavrayışındaki enginlik  önemliy; Karayazı dergisindeki Heves’le ilgili yazılara karşılık olarak Mehmet Öztek’in yazdığı “Karayazı dergisi, Heves’e Karşı mı?” başlıklı yazı, derginin konumunun belirginleştirilmesi açısından dikkate değerdi (21). Ahmet Güntan, Efe Murad’la uzun uzun söyleşti (22); Erhan Altan, Utku Özmakas ve Olcay Özmen derginin söylemine yakın bulunan isimlerin şiirleri üzerine çözümleyici yazılar yazdı. Orhan Duru’nun Allen Ginberg’le 1990’da yaptığı ama yayımlamadığı söyleşi de (23) Heves’in okuyucu için hoş ve yararlı bir sürpriziydi.

Belli bir şair kadrosu oluşturan Karagöz’de İsmet Özel, Serkan Işın, Vural Kaya, Yavuz Altınışık, Berk İybar, Hakan Şarkdemir, Evren Kuçlu, Emre Öztürk, Murat Üstübal, Bülent Keçeli, Enes Özel, Cem Kurtuluş ve Osman Özbahçe’nin şiirleri yayımlandı. (6). Yılın ilk sayısında “polemikler, yıllıklar, manifestolar, fuarlar, ödüller, internet ve medya” göstergeleri üzerinden “Günümüz Şiirinin ortalaması”nın alındığı “Fasıl” bölümünde, sonraki sayılar “Şiirin Millet Bağı” (7), “Türklük ve Şiir” (8) ile “Doksanın Dokusu” (10) gibi netameli konular dosya olarak irdelendi. Şiir ve edebiyat dergilerindeki pek çok emek gibi bu dosyalara verilen emek de, edebiyat dünyasında makes bulmadı ve uçup gitti. Karagöz; edebiyat ortamındaki duruşu, dosyalanan konular, şiir özelinde yeni yayınlara gösterilen ilgi açısından heyecanlı ve hareketli bir şiir dergisi idi.

Cuma Duymaz ve Ersun Çıplak tarafından hazırlanan “iki aylık edebiyat dergisi” Karayazı’nın 5 sayısında (Ocak-Şubat), “Günümüz şiirindeki arayış ve yönelimlerin doğru değerlendirilebilmesi için II. Yeni’nin günümüzdeki etkilerini iyi tahlil etmek gerekir” düşüncesinden yola çıkılarak Ersun Çıplak’ın “İ’kinci Yeniyi Eskitmek” ve Ömer Aksay’ın “İkinci (Yeni) Cumhuriyetin İçeriği” başlıklı yazılarına yer verildi. Sonraki sayıda da konu Ersun Çıplak ve Ali Galip Yener tarafından irdelendi. Mustafa Celep’in “Osman Özbahçe’nin Beğeni Ölçütü” başlıklı çözümleme yazısı (7) ile Nilay Özer’in “Şiirde ‘Değer’ ve ‘Yenilik’ kavramları Üzerine” (9) ve Ahmet Bozkurt’un “Şiire Adını Veren Kitap” başlıklı denemesi, dergide dikkati çekenler arasındaydı. Osman Erkan, Cuma Duymaz, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Ersun Çıplak, Salim Nacar ve Öktem Tepe’nin ürünleri, Karayazı’yı edebî yönden besledi.

Ordu’da üç ayda bir yayımlanan Kertenkele, yoğun mesaili bir dergi olduğunu içindeki yazılarla haber verdi. Mustafa Celep, Mustafa Özdemir ve Selçuk Küpçük’ün denemelerinin dikkat çektiği Kertenkele’yi asıl omuzlayanın C. Ali Ahmet olduğu belliydi. C. Ali Ahmet, “Şiir İşleri” başlığı altında, dergilerde yayımlanan şiirleri değerlendirirken “Bugünün Türk Şiiri Üzerine Konuşmalar” başlığı altında ise bazı şairlerin ilk kitaplarını çözümleyici bir okumaya tâbi tuttu.

Kirpi Şiir, 2009’da Nisan bir şakası gibi yayın dünyasına giren yeni bir şiir dergisiydi. Çıkış “nedeni”, “İçsel ve dışsal sınırları bilmek ama kabullenmemek için.. Yeni sözler ve tercihler düzleminden şiir ülkesini selamlamak ve aynaların hafızasını zorlamak için.. Farklı renkleri ve anlayışları katıksız bir çağrı ekseninde karşılamk için.. Ve tüm zamanların Son Kişot’u şair Cenk Koyuncu’nun anısını canlı tutmak için çıkıyoruz.” sözleriyle açıklanan dergi, Cenk Koyuncu’nun Son Kişot’u gibi katlamalı bir biçime sahipti. Üç sayı yayımlanan derginin ikinci sayısında birkaç yazıya da yer verilmekle birlikte Kirpi Şiir, geniş katılımlı bir ürün dergisi olarak göründü. Künye sayfasındaki “Muafhane” başlığı altında, “üç ayda bir çıkar… Poetik yazı, söyleşi, düzyazı yayımlamaz…” açıklaması yer alan Muaf da Kirpi Şiir gibi ortak bir ürün dergisi izlenimi verdi.

Alaz’dan Eylül 2009’da doğan “iki aylık edebiyat dergisi” Kurşun Kalem, “Şiir bir dünya gücüdür!” cümlesiyle “Sunu”ldu. İlk sayıda şairlere yöneltilen iki soruyu; Nuri Demirci, Şeref Bilsell, Ahmet Özer, Bâki Ayhan T., Arife Kalender, Ogün Kaymak, Ahmet Ada, Halil İbrahim Özbay, Deniz Durukan, Altay Öktem, Betül Yazıcı, Betül Tarıman, Fuat Çiftçi, Yusuf Alper ve Tozan Alkan cevapladı. Soruşturmayı cevaplayanlar, dergiyi şiirleriyle de besledi. “Öykülerin” de yer aldığı ikinci sayıda, soruşturmaya, şiirleriyle birlikte birkaç isim daha katıldı. Emine Ömer’in “genel yayın yönetmeni”, Veysel Çolak’ın “editör” olduğu Kurşun Kalem; tasarımı, yazıların hacmi, Veysel Çolak baskınlığı ve şiir yayımlayan isimlerin çokluğu açısından Dize’nin sayfası artmışı gibi bir izlenim bıraktı.

Yaşar Bedri’nin Trabzon’da yayımladığı mevsimlik “şiir ve kent kültürü dergisi” Mor Taka, yılı iki sayı ile kapadı. 12. sayıda (Bahar) “Şiirde Teknik ve Eleştiri” konusu dosya olarak değerlendirildi. “Yaşar Bedri’nin “görsel imgeler”iyle daha bir renklenen Mor Taka’da pek çok ürün yer buldu; bununla birlikte dergide önceki yıllara göre şiir yayınında seçiciliğe gidildiği gözlendi. “Şiir ve Şiddet”in dosya konusu olarak işlendiği 13. sayıda, Yaşar Bedri de “Görsel İmge Muhtırası ya da Sözün Soğutulma Pratikleri” ile “manifestolu” şairler arasına katıldı.

2009’a “yerini yadırgamayan şairleri” eleştirip “kendilerine verilen yeri yadırgamakla işe başlayan şairlerin yeri olmak” niyetini açıklayarak giren Mühür’de Celâl Fedai’nin şairin duruşunu belirginleştirmek kaygısıyla yazdığı sert ve öfkeli yazıları (“Şair, Ruhun Bekçisi” 23, Ocak-Şubat; “Gırtlaklarımızdaki Hava Sayacı” 25; “Dilden Korkan Şairler Derneği” 27), Osman Hakan A.’nın şiir gündemini humor ve ironi ile belirginleşen bir üslupta yokladığı denemeleri ve Bâki Ayhan T.’nin “Not Alınız!” başlığı altındaki hassas değinileri öne çıktı. 25. sayıda “sırtı kalınlaşan” ve daha bir derli toplu görünen dergide hikâyeye, roman araştırma, inceleme ve eleştiri yazılarına da yer verilmeye başlandı. Mustafa Fırat’ın dergilerde 2008’in şiirini değerlendirdiği “Kordur Yağan Üstümüze Şiirden…” başlıklı yazısı dikkat çekiciydi (25). Ogün Kaymak (25) ve Adil İzci (26) söyleşi yapılan isimlerdi. Dergileri yıl içinde birkaç şiiriyle ziyaret eden Murathan Mungan Mühür’e de uğradı; dergide Orhan Aklaya, Yaşar Bedri, İlyas Tunç, Ali Hikmet, Şinasi Tepe, Berna Olgaç, Tamer Gülbek, Celâl Fedai, Cihan Oğuz, Ahmet Ada, Mehmet Sadık Kırımlı, İrfan Yıldız, Çiğdem Sezer, Serap Erdoğan ve Mustafa Fırat’ın şiirlerine eşlik eden çokça ürün yayımlandı. Yılmaz Arslan, Volkan Odabaş ve Ozan Öztepe, şairler üzerine yazdı. Ahmet Günbaş, “Şiirden Şiire” başlıklı kitap okuma yazılarından biri ve diğer bazı yazılarını; Ahmet Ada, sonu gelmeyen “Modern Şiir İçin Fragmanlar”ının bazılarını Mühür’de değerlendirirdi. Şiir kitapları üzerine yazılan tanıtma yazıları da fark edilir biçimde fazlaydı.

Metin Güven tarafından Bursa’da yayımlanan Onaltıkırkbeş; Metin Güven’in denemeleri, Emel İrtem’in “Mardin Günlüğü”, Mehmet Akif Ertaş’ın kadın şairler üzerine yazdığı yazılar ve Onur Caymaz (26) ve Hayriye Ünal’la (31) yapılan söyleşiler münasebetiyle anılması gereken bir dergiydi.

Azad Ziya Eren’in “yazı işleri müdürü”, Gonca Özmen’in “yayın yönetmeni” olduğu “sanat ve edebiyat koleksiyonu” Palto, yayın dünyasına Diyarbakır’dan girdi. Sunuş yazısında, “Palto; şiirimiz üşümesin diye çıkıyor. Bu nedenle cansız ve soğuk olmayacak.” dendi ve derginin hedefleri ile işlevi şöyle açıklandı: “Her ay yayımlanacak Palto’da usta şairlerle gençlerin ürünleri yan yana yer alacak; şairi değil şiir öncelenecek. Şiir dünyamıza bir-iki yeni isim katabilmek en büyük kazanımlarımızdan biri olacak. Özlemlerimizden biri bu. Her sayıda şiirlerin yanı sıra şiir ve sorunları üzerine yazılara, deneme ve eleştirilere, çevirilere, düzeyli tartışmalara da yer verilecek. Arada bir, soruşturmalara ya da belirli dosyalara ayrılabilecek Palto’nun bazı sayfaları.” (1, Ocak) Yirmi sekiz sayfalık dergide bütün bunların gerçekleştirilmesi için imkânların zorlanması gerekti. Belki öyle de yapıldı; ama derginin görebildiğim beş sayısında, hedeflenenlerin çok azı sağlanabildi. Azad Ziya Eren’in önceki yıllarda çıkardığı Pitoresk için konulabilecek hedefleri taşıyamayacak bir inceliğe sahip olan Palto, denildiği gibi sıcak ve bir o kadar da renkli bir dergi idi.

Üç yıl aradan sonra Mayıs 2009’da “kitap” olarak yeniden yayımlanmaya başlayan “şiir seçkisi” Sahafın Keçisi de tek sayıda kaldı. Hayrettin Geçkin’in “Şiir ve Düş” başlıklı denemesi ile Dilek Değerli’nin Sylvia Plath ve Mahmud Derviş üzerine inceleme yazılarının dikkati çektiği dergide, müntehir Kaan İnce ile Özge Dirik şiirleriyle anıldı. M. Munis Toprak, A. Ertan Mısırlı, Ayten Mutlu, İlyas Tunç, Ahmet Necdet, Müslim Çelik, Metin Fındıkçı, Engin Turgut ve Sefa Fersal şiirleriyle Sahafın Keçisi’ni besledi.

Abdülkadir Budak, Sincan İstasyonu’ndaki güncel poetik başyazılarıyla şiir ortamına eleştiriler getirmeyi sürdürdü. “Şair eleştirmen tipi”nin varlığı-yokluğuna dair eleştirmenlere yöneltilen soruya verilen cevaplar, derginin 17-18. sayılarında yer aldı.

“Ne var, ne yok…” başlıklı sütunu, köşeli “aforizmalar”ı ve “Denektaşı”, Mustafa Köz’ün dergileri tarayarak sevdiği şiirleri paylaştığı “Dergistan”ı, Hüseyin Peker’in dergilerdeki şiir arayışı, Şahin Taş’ın “Günsüz Günlükler”i, arka kapağın “Gözkalem”i, Osman Serhat’ın anıları, Adnan Binyazar ve Sabit Kemal Bayıldıran’ın denemeleri, Bekir Doğanay’ın değinileriyle Sincan İstasyonu canlı, hareketli ve rahat okunur bir şiir dergisiydi. Nizamettin Uğur’un “Şiir Nasıl Okunmalı” (17), Abdullah Şevki’nin “Blues Şiir ve Langstone Hughes”, A. Deniz Abik’in “Ahmet Ada’nın Söz Varlığı ve Dili Üzerine” (18), Mustafa Ruhi Şirin’in “Dağlarca’yı Uğurlamak” (19), Akif Kurtuluş’un İsmet Özel’in şiirini değerlendirdiği “Teşhir Değil, Teşrih”, Engin Berk’in “İmge, İroni, Garip Şiiri ve Ahmet Erhan”, Ali Ekber Ataş’ın Abdülkadir Bulut’u andığı “ ‘Kasabalı Lorka’ya Yirmi İki Yılın Birikmiş Özlemiyle…” (21), Sina Akyol’un “İlhan Berk ve ‘Anlam’ı” (27) başlıklı yazılar dikkate değerdi. Gökhan Arslan “Unutulmuş Şairler Kitaplığı” başlığı altında bir dizi yazı yayımladı (ilk yazı 24). Metin Turan (19), Yasin Erol (20), Enver Ercan (21), Ali Cengizkan (23) kendilerine yöneltilen tek soruyu cevaplayan isimlerden bazılarıydı.

Sincan İstasyonu, “şair portföyü” en geniş şiir dergisiydi. Her şiir anlayışından ve her kuşaktan şairler, derginin bir, en fazla iki sayısında göründü. Bu, bir zenginlik olarak da kusur olarak da yorumlanabilir. Her durumda da bu şairleri anmanın dergiyi tanımlamak noktasında ayırt edici bir katkısı olmaz.

13. sayısıyla üçüncü yılına giren Deliler Teknesi, içinde yeni bir şiir dergisini de barındırmaya başladı. Bu yüzden Şiir Teknesi’ni yeni bir dergi olarak değerlendirmek mümkün. İlk sayıda Şükrü Erbaş için bir dosya hazırlandı. Şiir Teknesi’nde Ahmet Telli, Şükrü Erbaş, Betül Tarıman, Aydın Şimşek, Osman Serhat, Yusuf Alper, Ahmet Ada, Çiğdem Sezer ve Şerif Erginbay şiirlerine, gençlerin ürünleriyle atölye çalışmasına katılanların denemeleri eşlik etti. Altmış üç şairin dizeleriyle katıldığı “Gazze Avazı” (2) adı verilen ortak şiir de dergide yer aldı. Ahmet Telli, Tuncer Uçarol, Ali Ekber Ataş, Mustafa Albayrak, Türkân Yeşilyurt ve Umut Yaşar Abat’ın yazılarıyla katkıda bulunduğu Şiir Teknesi’nin içinde büyüdüğü Deliler Teknesi’ne ağır gelmeye başladığı söylenebilir.

Avanos’ta Fuat Çiftçi tarafından yayımlanan Şiiri Özlüyorum, dosya konularıyla gündeme eklemlendi. “Şiir ve Erotizm” (29, Ocak-Şubat), “İmgenin Pornografisi” (30) ve “Şiir Yıllıkları” (31) konulu dosyalar dışında Mustafa Durak’ın “Yorum ve Anlam” (32), “Şiirde İlk Olma ve (Ç)alma Durumu” ve “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya Osman Saba’ya Mektuplarında Poetika” (33) başlıklı yazıları dikkati çekti.

Alanya’da üç ayda bir yayımlanan Şiir Saati, dağıtım dolayısıyla dolaşım sorunu olan bir dergi idi. Yıl içinde yayımlanan ilk sayıda Gülten Akın dosya konusu olarak işlendi. Yılın 3. sayısında, “Şair Mektuplarında Poetika” konusu irdelenirken, son sayıda da sözcüklerin şiir içindeki yeri, değeri ve önemi üzerine yoğunlaşıldı.

Nisan 2007’de Antakya’da “şiir dergisi” olarak yola çıkan ve altı sayı böyle yayımlanan Taflan, Şubat 2009’da yayımlanan birleştirilmiş 7-8. sayısı ile “edebiyat dergisi”ne dönüştü. Yıl içinde ancak üç sayı yayımlanabilen dergide Osman Serhat Erkekli, Sabahattin Yalkın, Hüseyin Avni Cinozoğlu ve Murathan Çarboğa’nın şiirleri yanı sıra “yayın kurulu”nu oluşturan A. Nail, Faruk Bal, İ. Deniz Aslan ve Onur Aslan’ın çeşitli türlerdeki ürünleri göründü. Mehmet Hameş için küçük ölçekli bir dosya hazırlandı (7-8); “Yaz Tarifesi” adlı kitabı üzerine Onur Caymaz’la söyleşi yapıldı (11-12); Ahmet Günbaş’ın “Şiirden Şiire” yazılarının biri de Taflan’da görüldü.

Ekim 2005’te çıkan 30. sayı ile kapanan “atölye” çalışması Ücra, dört yıl aradan sonra Eylül’de “iki aylık şiir dergisi” olarak yayın dünyasına döndü. “Herşey Akarken…” başlıklı sunuş yazısında, “Kimiz zaman aşırılığa varan, aşırılaştırırken kendisinden önceki metinleri aşmayı deneyen şiirlerle karşınızda olacağız.” “Ücra elbette bir görsel şiir dergisi olmayacak ama görsel şiire gösterdiği özeni derginin logosundan da anlayacak okurlar.” denildi.” Sayfa sayısı gibi yazarları da artan dergide; Celâl Soycan, Hayriye Ünal ve İsmail Mert Başat’ın yazıları da yer aldı. Bülent Keçeli ile Murat Üstübal, derginin ilk dönemindeki gibi “Ücra’ça” söyleşti.

Dolgun, istikrarlı yayını ve geniş temsil gücüyle Yasakmeyve, şiir dergilerinin, güncel deyimle “amiral gemisi”ydi. Derginin Ocak-Şubat 2009 tarihli 36. sayısında, 2008’de ABD Başkanı George Bush’a “Bu sana veda öpücüğüm köpek” diyerek ayakkabısını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi’den esinlenilmiş “Şair ve Ayakkabısı konulu” dosya yer aldı. Aynı sayıda Dağlarca da birkaç yazıyla anıldı, şiiri değerlendirildi. Sonraki sayılarda “Şiir ve Metafor”, “Cevat Çapan”, “Şair ve Korkusu”, “Şair ve Sigarası”, “Şair ve Nazar” konuları, dosyada irdelendi; ayrıca Ataol Behramoğlu’nun “Şiirde 50. Yılı” münasebetiyle şaire özel bir bölüm açıldı (41).

Yasakmeyve’nin “Şair ve Okuru” bölümünde Tuğrul Tanyol (36), Akif Kurtuluş (37), Enis Batur (38), Tahir Abacı (39), Enis Akın (40) ve Ahmet Telli (41) yer aldı. Dergide yayımlanan “İlhan Berk’ten Enis Batur’a Mektuplar”la Alâattin Karaca’nın “Turgut Uyar’ın Şiir Aynasına Düşen Kent İmgesi” (38-38) başlıklı yazısı önemliydi.

Tahir Abacı’nın ne zaman kitaplaşacağı merak uyandıran “Şiir Kitapları Sözlüğü”, Ramis Dara’nın şiir kitapları üzerine izlenimlerini yazdığı “Hayatı Şiirleştiren Kitaplar”, Sabit Kemal Bayıldıran’ın yıl içinde yazmaya başladığı “Edebiyatımızda Şiirler Sözlüğü” (37), tartışmalar için kurulan “Şiir Masası” ve gençlerin denemelerinin değerlendirildiği “Vaat Edilmiş Sayfalar”la zenginleşen Yasakmeyve, “Şiirin Uzun Tarihi” ve “Şiyir Sevişgenleri” sayfalarıyla görsel olarak da çekici bir dergiydi. Yasakmeyve’de şiirleriyle kimlerin yer aldığını kaydetmek isim kalabalığından başka bir anlam taşımaz; çünkü yukarıda da belirtildiği gibi Yasakmeyve, temsil gücü geniş bir dergi.

Son olarak Altay Öktem’in hazırladığı Karakalem adlı derginin, 40. sayıdan itibaren Yasakmeyve’nin eki olarak okuyucuya ulaştırıldığı da kaydedilmeli. Bir “yeraltı yayını”nın şiirin “amiral gemisi”ne çıkışı hakkındaki tuhaf durum için Gökhan Arslan’ın Yeniyazı’daki “Karakalem Ne Kadar Kara” (3, Kasım-Aralık) başlıklı yazı, ister istemez akla geliyor.

Rahmi emeç’in sahipliği, K. Erol Büyükmeriç’in yazı işleri müdürlüğünde Eskişehir’de yayımlanan “aylık şiir yaprağı” Yazılıkaya, ilk yıllarındaki (2006-2008) heyecanı, geniş katılımı ve ataklığı yitirmiş gibi göründü. Haydar Ergülen, Metin Cengiz, Mustafa Köz’ün denemeleri; Nemci Selamet’in “Şiir ve Karikatür” başlıklı bir incelemesi ve Ahmet Günbaş’ın şiir kitapları üzerine düştüğü notların yer aldığı dergi (39), daha çok yerelin sesini duyurma ve rengini taşıma işlevi üstlendi. Yrd. Doç. Dr. Zeliha Güneş’in 2007’de yayımlanan “Cemal Süreya’nın Şiir Dili” adlı kitabındaki bazı bölümlerin dergide dizi olarak yayımlanması ise Cemal Süreya hürmetten kaynaklanmış olsa gerekti.

 

 

 

İYİ DERGİNİN TALAŞI YOKTUR 

 

MUSTAFA KÖZ

 “Şiirin laboratuarı dergilerdir, denir. Doğrudur. Eğrisini doğrusunu ilkin orada görür şair, kapı komşusu şairlere bakarak. Safrasını atar, ince ayarını verir şiirinin. Hani acemi dülgerin dükkânında tahtadan çok, talaş bulunurmuş ya! İyi bir derginin talaşı yoktur. Her tahta, her kıymık işe yarar. Ama ne mümkün! Dergiler talaştan geçilmiyor. “Dergici”nin derdi; alet edevatı iyi, dili uz şairlerle işletmektir tezgâhını kuşkusuz. Tozdan, talaştan ötürü onun ne günahı olabilir ki? Geleni ayıklar o. Eleğin üstünde bir yığın kaba taş. Kaba dökülense birkaç damla has kum. Dergicinin işi, şairden de zor sözün kısası.

Bu zorluğu bilerek Sincan İstasyonu’nun bu sayısıyla dergilerden de bir seçki yapmak istedik. “Dergiler seçkisi” diyebileceğimiz bu iyi niyetli çalışma;  iyi şiirin topraklarını biraz daha genişletmesini, dergilerin daha yakın iletişim kurmalarını sağlayacak ve “yıllık hazırlayıcıları”nın işlerini bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır. Bu istekle, iki ayda bir, dağarcığımda kalan şiirleri sizinle yeniden okuyacağım.”  

 Böyle başlamışım Sincan İstasyonu’ndaki yazılara. Şiire ilişkin bir bellek oluşturabilmek için. Bu bellek, ne denli oluştu pek de bilemiyorum doğrusu. Şu akıp giden kör zamanda şairlerin Duanteleri çalıştı durdu. Okurunsa nerede olduğunu şeytan da bilemez.

  Bu iyi niyetli çalışmayı, bu yazılara kalem oynatan beniâdemin saflığına, şiir merakına vermeniz doğru olacaktır. Şiir, şiirden öğrenilir, derler. Bir yıl boyunca bir arpa boyu yol almışsam, o yolun sonunda okuru da göreceğime inanabilirim.

Bir yıla dağılarak Sincan İstasyonu’nda ay aşırı yayımlanan aşağıdaki yazılar, o saf okurun şiir üzerine kaleminin ucunu sivriltme isteği sayılmalıdır. Şiirler ise dergilerce zaten seçilmişlerdi.

 Yeni yılda, yeni okumalara…

Saint John Perse’le Einstein; Perse, Nobel Ödülü’nü alırken ödül öncesinde ayak üstü söyleşirler. İlk soruyu Einstein sorar: “Şiirlerinizi nasıl yazıyorsunuz?” Perse’in yanıtı, “Sezgiyle...” olur. “Ne tuhaf!” der Einstein “Ben de buluşlarımı onunla yapıyorum.” Bilimin ve şiirin altın anahtarı: Sezgi.“Ben aramam, bulurum.” dememiş miydi Picasso? Bulana değin sezgiyle kullanırdı ama fırçasını. Şair de dilini sezgisiyle eyleme geçirir. Arar, bulur. Bulduğunu yitirir, yeniden arar, yeniden bulur. Sürer de gider bu. Herauld’un deyişiyle şiir, bir yitiren kazanıyor oyunudur çünkü. İyi şairler, ölene dek yitirirler. Öldükten sonra da koşan atladır onlar. Sezgileri kamçılarıdır onların. Ölümlerinden sonraysa bu kamçıyı başka şairler kullanır. Bir şair, başka bir şairi ve okuru öncelikle sezgisiyle etkiler.

 Sözün kısası, bir şairin yolculuğu sezgiyle başlar, onunla biter. Bugünün şiiriyse oyunlardan kurtulamadığı için sezgiye pek kalem oynatamıyor. Buluş olsa o da iyi. Ama buluş değil, oyun. Şiirin de önüne geçen bu. Sezgiden çok, akla kurguya eğilimli şairler. Bunlar da gereklidir kuşkusuz şiir için. Ancak aklı da kışkırtan şairin sezgisi değil midir? Şiirin nereden, nasıl geleceğini onunla bulur şair. Bulur demeyelim, o sezgi yazdırır şiiri. İçtenlikli olan budur. İçtenlik olmazsa şaire kim inanır ki? Dış doğa, bu olanağı verir şaire. Şairin istediği yalınlık vardır çünkü doğada. Ülkü Tamer de “Saflığın şiirini özledim.” derken bilgiyle değil, sezgiyle yazılacak bu yalın şiirden ve onun içtenliğinden, insana ilişkinliğinden söz ediyordu.

Son iki ayın dergilerine yine bu düşünceyle baktım. Ahmet Ada’nın “Yaz İçin Prelüdler”i (Eliz, Şubat 2009), “Taflan”ı (Hayal, Ocak-Şubat-Mart 2009) ve Mehtap Meral’in “Kedi Mevsimi” (Yasak Meyve, Ocak-Şubat 2009) şiirleri şairlerin kendi gerçekliklerini (iç doğalarını) dış doğayla tarttıkları izlerle örülmüş. Her iki şiir de bu gerçekliğe uygun, şairlerinin sezgilerini örtmeyen, içten bir dil bulmuş. Bu nedenle de bu sayının şiirleri “Yaz İçin Prelüdler” ve “Kedi Mevsimi” oldu.

Diğer Şiirler:  k. iskender, Bir Melek Satın Aldım; Abdülkadir Budak, Yay Burcu; Kadir Aydemir Tralleis’te İki Âşık, (Kitap-lık, Şubat 2009)  Hüseyin Ferhad, Ex Oriente Lux; Yavuz Türk Picasso 1918 (Sincan İstasyonu, Ocak 2009)  Hilmi Haşal, Becayiş (Eliz, Şubat 2009), Hamdi Özyurt, Kırıklı Yaşlar; Celal Soycan, Hiç ( Eliz, Ocak, 2009) Onur Behramoğlu, Bizi Ayıran Nehirler; Ece Ürkmez, Oyuncu ( Yasak Meyve, Ocak-Şubat 2009) Barış Pirhasan, Aşkla Kedi Arasında Yedi Benzerlik (Sözcükler, Ocak-Şubat 2009) Serkan Ozan Özağaç, Raciha; Süreyya Aylin Antmen, Sürgün Tenler Meseli (Özgür Edebiyat, Ocak-Şubat 2009) Dağlarca, Büyük Koşu; Veysel Çolak, Gürsüz Bir Aşk Bu (Hayal, Ocak-Şubat-Mart 2009)

 

 Mart-Nisan 2009

      Şunca yılda anladım ki şiir sözcüklerle yazılmıyor. Sözcükler yalnızca şiirdeki durumun, duygunun, hadi düşüncenin de diyelim, elçileri… Söyleyecek bir şey yoksa sözcükler ne işe yarar ki? Polonius’un: “Ne okuyorsunuz?” sorusuna Hamlet’in yanıtı “Sözcükler, sözcükler, sözcükler…” olmuştu ama Hamlet’i , Kral Lear’ı, Romeo ve Juliet’i yazdıran “aşk ve ölüm” olmasa sözcükler, vestiyerde unutulmuş ıssız ve soğuk paltolar gibi kalıvermez miydi bir köşecikte?

Çoktandır “Anlam arama, anlam yok; anlam, şiirin kendisi.” der oldu şairler. Yaşanan onca acı yokmuş gibi. Oysa ne diyordu türkü? “Kuş kanadı kalem olsa yazılmaz benim derdim.” Dert öyle çok ki! Ummana dökseniz bir damla etmez. Yazmayı deneyelim de etmezse etmesin. Ülkenin her yeri asit kuyusu, öz kıyımlar, toplu kıyımlar, çeteler, vurgunlar, soygunlar, borsa zıpçıktıları, siyaset karakuşicileri, darbe işportacıları, umut goygoycuları, mezarlık karmanyolacıları, savaş taşeronları…

Hâlimizin çetelesi tutulacak gibi değil! Biz burada, böylesine bir ören yerinde Barbarları Beklerken  dünya da pek farklı bir yer değil. Orası da toplu iğne başı kadar bir yer artık. İletişim araçlarıyla küçüldükçe küçüldü. Biz burada burnumuzu çeksek, yeryüzünün bir yerinde birileri hapşırıyor bizim yerimize. Filistin’de işgal sürüyor. Osetya, Afganistan, Moldova, Somali… Hâl böyleyken şairin işi ne? Ruhunu deşelemek mi, kafamızı karıştırmak mı? Aklımız oldum olası öylesine karışık ki!

Yeni bir şiir istiyor yeryüzü. Derdi dertle sınayacak yeni bir şiir. Hem kendisi olacak, hem başkası olacak bir şiir. Komşusunun evi yanarken o yangında yumurtasını pişirmeye çalışan şairin şiire de yeryüzüne de katacağı bir şey yok çünkü.

Dergilerin Mart-Nisan sayılarında, Gazze için yazılmış birkaç şiir vardı. Kurgu şiir Gazze Avazı ise iyi niyetli bir çalışmaydı sadece, şiir değil. Dünyanın Gazzesi biter mi? Metin Cengiz’in Kitap-lık dergisinin Mart sayısında ve Ayten Mutlu’nun Eliz’in Mart sayısındaki şiirleri önemli bu açıdan. M. Cengiz, dergilerde kendini ve başkasını söylemeyi sürdürüyor. Kitap-lık’taki Gazze şiiri okunmalı. Akatalpa’daki şiiri ise şairin yalın şiire yeni bir ironiyle, yeniden döndüğünü gösteriyor. Şeref Bilsel de Mecnûn Dalı’ndaki içtenliğini sürdürüyor.

“Biz yoksulluğu Doğu’ya gelin verdik ve bir daha kesilmedi saçları.” diyen Ş.Bilsel de insandan yeryüzüne, yeryüzünden insana gidip geliyor. Bunun için , bu sayının şiirleri Metin Cengiz’in “Hırka”sı ve Şeref Bilsel’in “İlk Defa Yürüyünce Bir Oğul”u oldu.

    Şu da var ki şairlerin unutmakla malul oldukları malumdur da dergi yöneticilerinin gözlerine ne oldu? Pek de alışıldık durumdur ama yine söylemekte yarar var. Şair aynı şiiri başka başka dergilere niye gönderir yayıncı da niye yayımlar? Mart ayı dergilerinde Deniz Durukan’ın “Sayıklamalar”ı Varlık’ta ve Özgür Edebiyat’ta; Metin Fındıkçı’nın “Kasvet”i Alaz’da ve Akatalpa’da kendilerini sağlama almış. Biraz daha özen!  

Diğer Şiirler: Osman Namdar, Sunak; Enis Batur, Kolmogoroff Denklemi; Muzaffer Kale, Yalnızca Sabahleyin Duyulan Güç (Akatalpa, Mart 2009) Gonca Özmen, Mustafa (Heves, Nisan, 2009)  Özkan Mert, Sobeee; Engin Berk, Anday (Hayal, Nisan-Mayıs-Haziran 2009) Hüseyin Alemdar, Yedi Artı İki; Osman Olmuş, Çalçene (Şiiri Özlüyorum, Mart-Nisan 2009)  Osman Serhat, Ölüm Neyimize (Varlık, Nisan 2009)  Alova, Tasvir; Müslim Çelik, Tirilye’de Altı Kırk Beş Şiiri (Sözcükler, Mart-Nisan 2009)  Metin Fındıkçı, Furuğ’un Mezarı; Tuna Ökten, Bir Ölünün Günlüğü (Yasak Meyve, Mart-Nisan 2009) Nilgün Üstün, Nedeni Aşk Değildir; Gökçenur Ç., Şiirler; Tuncer Erdem, Uzak İklimler Işığı ( Özgür Edebiyat, Mart-Nisan 2009)  Çiğdem Sezer, Ev İçi Cinleri (Eliz, Mart 2009)  Mehmet Sadık Kırımlı, Yarınım Bugünüm Olsaydı (Eliz, Nisan 2009)  Ersan Erçelik, Lirik Yalnızlık ( Alaz, Mart-Nisan-Mayıs)  Rahmi Emeç, Başkalarının İkindisi; Mehmet Altun, Ninova (Sincan İstasyonu, Mart 2009)  İlyas Tunç, İki Şair Bir Adaya Sığar mı?; Fergun Özelli, Kovulmuşlar (Sincan İstasyonu, Nisan 2009) Serdar Ünver, Gecede (Dize, Mart 2009) Adil İzci, Bir Anı; Küçük Ay Fırtınası,Yaşar Bedri (Dize, Nisan 2009)  Yaprak Öz, Bayan Kamelya’nın Ölümü; Mustafa Atapay,  KüçükAdımlar (Üç Nokta, Bahar, 2009)

 

 Mayıs-Haziran 2009

 Şiirin bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yere arayalım. Bir kapı ağzında, viran bir bağda bahçede, kan revan bir savaş alanında, çıkar bir sokakta, kuru bir dere yatağında, bir akşam avlusunda, bir otopsi raporunda, bir idam buyruğunda...

Şiir her yerdedir. Onu bulunduğu yerden alıp bazen balçığa çamura bulamak bazen de alnımıza taç yapmak şairin işi olmalıdır. Ne var ki şair her yerde olamıyor. Alışkanlıkları alevden bir gömlek gibi yapışmış şairlerin ruhlarına. Daha çok da odalarında şairler.  Nereyi yurt tutmuşlarsa orada... Oysa şiir, Platon‘un Devlet’inden sokaklara sürüleli çok oldu. İnsanın her hâli ise sokakta.

Şiir sokakta ama sokağa düşmüş değil. Kalp bir para, değersiz üç beş penes, karşılıksız bir çek değil şiir. Bir erdem. Aristo, düşünen bir hayvan; Aristophanes de gülen bir hayvandır diyor ya insan için. Şiir yazan bir hayvan mıdır yoksa insan? Şair, yazarak mı doyuruyor “içindeki şiir hayvanı”nı? Dağlarca da son kitaplarından birine bu adı yakıştırarak böyle mi düşünmüştü dersiniz? Belki de.

 O arsızı doyurmak için ömürlerini heder ediyor şairler. Ne için? Mezar taşlarına yazılacak bir ad için. Olmaz olsun. Her şey bu dünyada çünkü. Birazcık övgü çok mu şaire? Ödül değil, övgü! Okurun birazcık alkışı su serpmez mi şairlerin ruhlarına? Oyuncu Bob Hope’ bir söyleşisinde izleyicilerinden biri soruyor: “Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz? “Balıkçı...” diyor Hope. “Öyleyse neden oyunculuğu  bırakıp da  balık tutmadınız?” diye soruyor bu kez izleyici. “Ama balıklar alkışlamaz ki!” karşılığını veriyor Bob Hope. Şaire ise ne okurun ne balıkların alkışı var. Ama şair yine de “Şiir yaz, denize at; Hâlik bilmezse balık bilir.” diyor. Ne gam! Halkı bilinçlendirmek, dolmayı pirinçlendirmeye benzemezmiş. Bu iş biraz zor. Şairler, “benim okurum” diye söze başlamaktan da kurtulmalılar artık. Birbirlerine okur da verebilmeliler, şiirde... Şiir “mirî malı” değil mi?    

 Mayıs-Haziran dergileri de bu harman yerinin birer parçasıydı. İki ayda bu “mirî malı”ndan çıkınımda pek çok şiir birikti kuşkusuz. Bunlardan Yaşar Miraç’ın Yasak Meyve’nin Mayıs-Haziran sayısındaki “İlahi Kanto ya da Allah’ın Çelişkisi” şiiri içeriği ve üslubu  iki ayın şiirlerinden apayrı bir yerde duruyor. Satirik yapısıyla bir Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal, Mahzuni Şerif edası sinmiş şiirin dokusuna. “İronik bir yaradılış efsanesi” diye de okunabilir bu şiir. Diğer şiir ise Barış Pirhasan’ın Sözcükler’deki (Mayıs-Haziran) üç şiirinden biri, “Tanrı Misafiri”.  Yalın, sıcacık bir aşk şiiri ya da aşkın közüyle kaynayan buruk bir ayrılık şiiri... Ahmet Ada da Özgür Edebiyat’ta, Akatalpa’da, Varlık’ta, Dize’de iyi şiirlerini sürdürüyor.

Diğer şiirler: Fergun Özelli, Kıyıda; Yusuf Alper Toz Olmak; Nahit Kayabaşı, Çeki; Muzaffer Kale, Büyük Uyku (Akatalpa, Haziran 2009) Neşe Yaşin, Penelope (Dize, Haziran 2009) Süleyman Unutmaz, Bi Şeyim Yok; Ercan Y. Yılmaz, Diller Ağıtı; Levent Sayım, Elim Sende (Eliz, Mayıs 2009) Tozan Alkan, Şehir; Celal Soycan, Miras ve Mühür; Hüseyin Alemdar, Âh’ Nâme; Özgün E. Bulut, Serzeniş ( Nisan-Mayıs 2009) Özdemir İnce, Başka Dünyalar da Var Ama Hepsi Bu Dünyada; Hüseyin Atabaş, Şiirler; Yusuf Alper, Yastık Kenarı İşleyen Kızlar; Çiğdem Sezer, Şiirler; Cenk Gündoğdu, Çekirdek (Özgür Edebiyat, Mayıs-Haziran 2009) Cem Uzungüneş, İhtiyar Tutku (Palto, Mayıs 2009) İsmail Şen, Okyanus (Sincan İstasyonu, Mayıs 2009) Sabahattin Yalkım, Kumrular Sokağı; Mustafa Ergin Kılıç, Selanik Caddesi (Sincan İstasyonu, Haziran 2009) Sevecen Tunç, Yelken (Sinope, Mayıs-Haziran 2009) Tarık Günersel, Son Kişi; Ferruh Tunç, Şiirler; Eren Aysan, Babydoll; Gökhan Demirci,Yeşil (Sözcükler, Mayıs-Haziran 2009) Enis Batur, Saat (Varlık, Mayıs 2009) Metin Cengiz, Şiirler-Eli, Tohum, Kök-; Arife Kalender, Doğum; Betül Dünder, Hayf (Yasak Meyve, Mayıs-Haziran 2009)

    

Temmuz-Ağustos 2009

 İmgelem başka şeydir, imge başka... Büyük sözler etmeyeceğim. İmgeyi bilen bilir de imgelemse onunla karıştırılır nedense. İmge bugüne, imgelem düne ilişkindir. İmge görülene, imgelem görülmüşe... Şairler çoğunlukla bugünü yazıyorlar. İmgeyle sarmaş dolaşlar. Dün ise duvara asılmış elek... Şairin dünü yok mu? Olmaz mı? Ancak “büyük trajediler”i yok sanki şairin. Bu yüzden de imgeyle düşlüyor şairler, imgelemle değil. Oysa şiirin yolu ikisinden de geçer. Önce dünün sonra bugünün sonra yarının. “Yeni insan”ın tasarımı böyle

kurulur. Kemal Özer’in deyişiyle bir “evren tasarımcısı”dır şairler. ( O da yok artık! Sözcükler’deki “anıları”, Özgür Edebiyat’taki “gezi günlükleri”ni kim yazacak ? Yaz yaptı yapacağını yine. Zaman yitirdi eş vuruşunu / şaşırdı rakkas! / Taş taşa değdi / ve büküldü an dedi “Son Yolcu “şiirinde Süha Tuğtepe de gitti. ) “Eskisi olmayanın yenisi olmaz.” der eskiler. Yeni insan için yeni bir evren tasarımı, eskiyle ve yeniyle olur. “Dünün düşünceleri dünle gitti cancağızım / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” sözü hoştur elbette. Ancak bu özgünlüğü yaratmak için dün de gereklidir, bugün de yarın da... Tüm zamanların tarihini taşır çünkü şiir.

Kızım Yazı, altı yaşındaydı o yıllar. Yazı’daki “Salı Şiir Akşamları”ndan birinden çıkmıştık “son şiir”ini okuduktan sonra. Şiir de taşa, ağaca, yıldızlara bakıp bakıp mırıldandığı  “Zaman vardır, yıldızlar kedilerin gözlerinde parlıyor / ağaçlar, çocuklar gibi yürüyor / tutmuşlar bulutların ellerinden.” yollu bir iki sözden başka ne olabilirdi ki o yaştaki bir çocuk için (!) Sen şimdi şair mi oldun, diye sorduğumda aldığım karşılık, şiirin de yüzyıllardır aradığı yanıt değil miydi? “ Ben sadece şiir söyledim,  tüm zamanlarda söylenir ve yazılırsa şair olunur.” “Şiir, tadımlık değil, ömürlük bir şeydir.” diyordu Yazı kısaca.

İşte, şiir ve şair için yeni bir tanım! Bu ömrün içindeyse “tüm zamanlar” vardır. Öyleyse zamana bakmalıdır şairler. En iyi şiiri o yazar çünkü. Gerisi hikaye... Hikayeyi küçümsediğimden değil kuşkusuz. Sözün gelişi. Ancak yine de imgelemi kullanırken “öyküleme”den kaçmalıdır şair. Geçmişi imgelemiyle yeniden yaratırken imgeden yararlanmayı da bilmelidir. Metin Cengiz de Eliz’deki ( Ağustos) “Şair Bir İp Cambazı Olsun” şiirinde  “İmgeler boşluğu döven melekler / tutunsun görünmez çeliğine havanın. / Yay gibi gerilsin kelimeler / gövdeyi altın bir tasarımla taşısın.”... “Titreşimin hazzı okura kalsın, yeter ki / iki beden anı ipte aynı ruhu paylaşsın.” diyor. Şair bir ip cambazı, imgeler boşluğu döven meleklerse imgelem de bir eski zamanlar çerçisidir, geçtiği her yerden ne bulsa heybesine dolduran. Şiir çerçiler gibi gerçek, melekler gibi de hayalidir öyleyse.

 Bu sayıdaki şiirler de bu farklılığı gösteriyor. Gökçenur ǒnin Özgür Edebiyat’taki üç şiirinden biri olan “ O Şimdi Bir Hüthüt Kuşudur” şiiri,  imgenin gösterdikleriyle birlikte, izlenimci-çağrışımcı bir algıya yaslanmış. Hasan Öztoprak’ın şiiriyse imgeyi değil, benzetmeleri yeğlemiş,  imgelemle yazılmış bir “anı-şiir”. Bu yönüyle de öyküye yaklaşmış.

Diğer Şiirler: Ahmet Telli, Sabah Bilgisi; Salih Mercanoğlu, Mia; Fırat Caner, Koku; Suat Kemal Angı, Hephaistos, Hektor, Paris ( Akatalpa, Ağustos 2009)  Adnan Özer, Can Sıkıntısı Yorumları (Dize, Temmuz 2009) Onur Caymaz, Yaz İçin Gece Müzikler; Halil Güler, Bitkinin Dokunuşu (Eliz, Ağustos 2009) Veysel Çolak, İki Nehir İki Halk ( Evrensel Kültür, Ağustos 2009)  Ergin Yıldızoğlu,Gitmeye Durmak; Birhan Keskin, Jospi (Hves Temmuz 2009)  Oğuz Özdem, Şiirler; Şeref Bilsel, Bir Salacak Fotoğrafı, ( Kirpi, Temmuz-Ağustos 2009)  Ahmet Güntan,  O belde; Umut Taylan, Büyü (Kitaplık, Temmuz-Ağustos 2009)  Ertuğrul Özüaydın, Amerikan Askeri ( Lacivert, Temmuz-Ağustos 2009)  Onur Akyıl, Disiplin; Serdar Koçak, Alesta; Yavuz Özdem, Merdiven (Muaf, Temmuz 2009)  Ahmet Ada, Yelve” (Mühür, 2009)  Derya Çolpan, Kar ve Toprak; Kadir Aydemir, İlk İstek, Ayrılık Galası; A. Barış Ağır, Yeniden Dünya (Özgür Edebiyat, Temmuz-Ağustos 2009)  Mesut Aşkın, Kardan Atlar (Patika, Temmuz- Ağustos-Eylül 2009)  Cengiz Kılçer, Bayata Şiraz Tasnifi; Sennur Sezer, Yitik (Sincan İstasyonu, Temmuz 2009),  İlyas Tunç, Uyudum Uyandım Yoksun Yanımda; Mehmet Atilla, Eski Evin Önünde (Sincan İstasyonu, Ağustos 2009)  Barış Pirhasan, Kilit; Mehmet Yaşın, Gidici; Pelin Özer, Zaman Yok (Sözcükler, Temmuz-Ağustos 2009) Nilay Özer, Ey Külünden Doğmanın ve Acının Yer altı; İbrahim Halil Baran, Ud / Nafile (Varlık, Temmuz 2009) Sait Maden, Ölü Çocuklara  Ninni; Orhan Alkaya, Yalnızlık Arayış(ları) (Varlık, Ağustos 2009)  Süha Tuğtepe, Son Yolcu (veda şiiri); Gökhan Arslan, Can Yücel; Altay Öktem, Resimdeki Nar; Deniz Durukan, Mi; Şükrü Erbaş, Çembercik; Özdemir İnce, Ömer Kaleşi’nin İşleri (Yasak Meyve Temmuz-Ağustos 2009)  Ahmet Ada, Parçalanmış Zaman ( Yazılıkaya, 2009) Kaan Koç, Forever Young; Nurullah Kuzu, Temenni ( Yeni Yazı, 2009)

                                                                                                                                                  

Eylül-Ekim 2009

Şiir, ekmek yapamaz ama ekmeğin kokusunu yapabilir. Şiirden beklediğimizi şairinden neden beklemeyelim ki? Şairden daha da fazlasını beklemek gerekmez mi? Hem ekmek yapmak hem de kokusunu... Şairlerin derdi bu değil. Bir hırgür, bir hercümerç, bir hengame gırla gidiyor. Toplumsal, siyasal yabancılaşma şairleri de vurmuş görünüyor. Kavga gürültü eksik değil şairlerin hesap hanelerinde. Hani, “Şairler Dövüşür” demişti ya Mehmed Kemal. Bu sözü, şairlerin yeryüzüyle bir kavgası olmalı, diye anlamak istemişimdir hep nedense. Şimdi de öyle anlamak istiyorum.

Şair, öfkesini yol arkadaşlarına değil, bu aşağılık, ikiyüzlü, eşitliksiz, dirliksiz sermaye düzenlerine, savaş çığırtkanlarına yönetmelidir artık. Düşbazlara değil, kuşbazlara... Hepimiz aynı öksedeyiz çünkü. Fakların, tuzakların ipleriyse kuşbazların ellerinde. Uçmaktan yorulup kara düşen keklikler gibiyiz. Birer birer avlanıyoruz. “Kötülük Yemen’e kadı olmuş”ken başındaki bitleri ayıklayan, çoraplarını yamayan, sivilcesini şark çıbanı sanan şairden  insana ne!

Dergilere de bu düşünceyle bakıyorum yıllardır. Şiiri insanından ayırmayacak şiirler bulurum diye. Bulduğumu da pek söyleyemem doğrusu. Ama yine de bu duyarlığın mandalını düşüren şiirlere tek tük de olsa rastlamıyor değilim. Eylül-Ekim dergilerinde de bir iki şiir bu tadı verdi bana. Ahmet Telli’nin Akatalpa’nın Eylül sayısındaki “Ahker”i ve Kemal Özer’in Özgür Edebiyat’ta yayımlanan yarım kalmış “15-16 Haziran Şiirleri”nden biri olan “16 Haziran Akşamının Şiiri” çalışmaları böylesi şiirlerin ikisi. A. Telli’nin “Ahker”i, şiir ve düzyazı dilinin iç içe geçtiği, şiir için yeni bir tanım ve bir buluş da içeren bir şiir. Kemal Özer’in şiiriyse şairin birçok kitabı gibi “toplumsal tematik örgü”nün bir parçası: İşçi sınıfının dönemeçlerinden biri sayılan 15-16 Haziran direnişinin yansıması. Bu iki şiir şiirin ve insanın olanca sıcaklığını taşıyor.

    Kimi şairler için şiir bir kol düğmesi, bir kravat, bir broş gibidir. Şair takmasa da olur o süsleri. Kimiler için de şiir bir gömlek, bir paltodur. Mevsimine göre giyer  şair onları. Kimileri içinse tendir şiir. Onu şairin gövdesinden kazıyarak da ayıramazsınız. Şair, ölümle soyunur ancak onu. Şiiri teni olmuş iki şair Kemal Özer ve Ahmet Telli. Bu sayıda okuyacağınız şiirler de o tenin rengiyle, kokusuyla yazılmış. 

Diğer Şiirler: Hayriye Ersöz, Şiirler-Ev, Duvar, Kapı- (Akatalpa Eylül 2009)  İzzet Göldeli, Aynanın Yalnızlığı; (Akatalpa, Ekim 2009) Mesut Aşkın, Yere ve Göğe Dair; Muzaffer Kale, Sazlıkta Yılanbalığı Avcıları (Bireylikler, Eylül Ekim 2009)  Uluer Aydoğdu, Doğru Kuşlar Yanlış Uçmaz (Dize, Eylül 2009) Özkan Mert, Bugün Bir Ahtapotla Seviştim Gümüşlük’te (Dize, Ekim 2009) Şükrü Erbaş, Işık Heceleri (Evrensel Kültür, Ekim 2009) Nuri Demirci, O Zaman (Eliz, Eylül 2009) İhsan Tevfik, Kuşlar ve Ağaçlar; Muharrem Sönmez, Ben Biri ve Diğeri; Serap Aslı Araklı, Derin; Tahir Akay, Ricat (Eliz, Ekim 2009) Elif Sofya, Elma; İrfan Yıldız, Yastıkları Havalandırıyordu Kadın (Haşhaşi, Eylül 2009) Ahmet Oktay, Arzuyla Bakamadım; Abdülkadir Budak, Cemile’nin Annesi; Ali Ayçil, Kırk (Kitap-lık, Eylül 2009) Nuri Demirci, Gölgem İçin Ahşap Köprü; Cenk Gündoğdu, Uzun Süvari; Sinan Özdemir, Onların Hiçbiri (Kitap-lık, Ekim 2009)  Şeref Bilsel, Oğullar ve Bakraçlar Diyebilmek İçin Yazılmış Şiirdir; Deniz Durukan, Dip(Kurşun Kalem, Eylül 2009) Koray Feyiz, Neler Konuşmadık (Lacivert, Eylül-Ekim 2009) Fatih Buğra Yener ,Sen (On altı kırk beş) Nilgün Üstün, Veda; k. İskender, Kajen; Baki Ayhan T.,Mecaz; Onur Caymaz, Görülmüştür; Didem Gülçin Erdem, Tramvay Durağı(Özgür Edebiyat, Eylül-Ekim 2009) Turgay Fişekçi, Çam; Metin Fındıkçı, Teras (Sözcükler, Eylül-Ekim 2009)* Cihan Oğuz, Neşet Ertaş İçin Kırk Dizelik Şükür Duası; Okan Alay, Kasvet Kapısı (Varlık, Eylül 2009) Yücel Kayıran,Apologia (Varlık, Ekim 2009), Veysel Çolak, Geceye İyi Bak; Sinan Oruçoğlu, Yalan Merdiven (Yasak Meyve, Eylül-Ekim 2009)

 

Kasım-Aralık 2009

Balıkçı tezgahındaki “Burada taze balık satılır.” yazısını gören adam, balıkçının karşısına dikilir: “Bu tabelada ‘burada’ sözcüğü fazla, balığın burada satıldığı görülmüyor mu?” Balıkçı, düşünür ve bu sözcüğü siler. Az sonra başka bir adam dikilir karşısına: “Bu tabelada ‘satılır’ sözcüğüne ne gerek, satmayıp da evlatlık mı vereceksiniz bu balıkları?” Balıkçı, bu sözcüğü de karalar. Çok geçmez biri daha yanaşır: “Bu tabelada ‘taze’ sözcüğünün ne işi var? Bayat balık satacak değilsiniz herhalde!” Doğru, der balıkçı, bu sözcüğü de siler. Sonra da yıkıla yıkıla bir sarhoş sokulur tezgaha: “Burada balık satıldığı kokusundan yedi mahalle öteden anlaşılıyor, Ayrıca ‘balık’ yazmaya ne gerek var? Balıkçı, sarhoşu da haklı bulur ve son sözcüğü de siler.

   Kâğıt uçurummuş, boş kâğıtsa uçurumun ta cehennemi… Şiir, sözcüksüz de yazılır, yeter ki balığınız taze olsun, istimi arkasından gelir. Herkes görür onu. Ancak şairler, taşra kasapları gibi balıklarının oralarına buralarına güller, karanfiller sokuşturuyorlar. Balık balıktır oysa, süse bezeğe ne hacet! Yunus’un Mesnevi’’yi okuduktan sonra, “Bunca kelama gerek yoktu, ben olsam, ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” dediği söylenir. “Sözcükleri boşa harcamayacak kadar çok seviyorum.” diyor Rene Char da. Yurttaşı ve adaşı Magritte’in de “görülenle gerçek ilişkisi”ni kurcalayan tabloları ünlüdür. Hani şu uçan kayalar, elmalar, pipolar, boşluktaki pencereler… Bir resim meraklısının, ressamın “Bu bir elma değildir.”adlı tablosunun önünde durup da “Ama bu bir elma değil mi?” sorusuna Magritte’in “Hayır, o elma değil, bir resimdir.” karşılığı şiir için de anlaşılabilir.

Şiir, içtenliğiyle, edasıyla önce şiir olmalıdır. Gerçekliği de anlamı da süslemesi de onun içindedir. Şair, önce kendini görmelidir şiirinde. Yerel-evrensel, bireyci-toplumcu, uysal-hoyrat, eskici-yenici, tafralı-tafrasız, daralı- darasız… Her neyse o. Ne var ki genç şairler,vazodan önce süslemelerini yapmaya çalışıyorlar. Üstelik kendi topraklarından değil süsledikleri vazo da. Süsün rengi de toprağının kök boyasından uzakta. Öz dilleriyle Çin vazosu ya da Yunan testisi beziyorlar. Şiirde ustalığın böyle olacağını sanıyorlar. “Erken ustalık” denebilecek bu dönemlerinde yaptıkları tüm kacak ise kullanılmadan dağılıyor. Yalnızca eprimiş süsleri kalıyor onlara. Oysa şiirde özgünlük kadar acemilik de gereklidir. Şiir yazma heyecanını bu “ayıklanmış acemilik” verir şaire. Özgünlük sonra gelir. Ama önce heyecan…

Bu sayıdaki Gonca Özmen’in şiiri bu heyecanı taşıyor. G. Özmen, “Belki Sessiz” kitabındaki “seyreltilmiş dil”ini dergilerdeki şiirlerinde de sürdürüyor. “Melez” de böylesi bir dille örülmüş. Şiirde fazlaca kip kullanılmasına karşın, eksiltili dizelerle bu kusur kırılmış. Bu dizeler, şiiri öykülemeden uzaklaştırmış. Şiirde özle biçim iyi örtüşmüş. Dörtlükler, anlamı dağılmaktan kurtarmış.

Kasım-Aralık dergilerinin en çarpıcı şiirleriyse Kızılderili savaşçı, son mohikan Goyathlay’a, Muzaffer Kale’nin ve Fergun Özelli’nin adadıkları şiirler… Kale’nin “Irmakta Su Kılığına Giren Adam”ı ve Özelli’nin “Masal”ı mutlaka okunması gereken iki özgün şiir.(Evrensel Kültür, Aralık 2009)

Diğer Şiirler: Tozan Alkan, Ellerimiz ve Dağlar; Betül Tarıman, Körebe (Akatalpa, Kasım 2009)  Hayati Baki, Avlu; Osman Serhat Erkekli, Kış (Akatalpa, Aralık 2009) Çiğdem Sezer, Ben Senin Sularına Alışmaktan; Gülce Başer, 7 Şiir (Akköy, Kasım-Aralık)  Özgür Asan, Berci Eleni’ye Adanan; Gökhan T. Günsan, Ceketinin Cebinde Taşırdı Babam Dağılan Pazar Yerlerini (Bireylikler, Kasım-Aralık 2009)  Zerrin Taşpınar, Leyla; Ersan Erçelik, “ki Halk Biri Ölü (Deliler Teknesi, Kasım-Aralık 2009)  Selami Karabulut, Köpürmüş Su (Dize, Aralık 2009) Metin Cengiz, Ay Doğunca Yine Gel; Asuman Susam, Dil Mağarası, Sinan Özdemir, Yeryüzü Adamları ( Eliz, Kasım 2009)  Celal Soycan, Sürtünerek Olduğum Şeyler (Eliz, Aralık, 2009)  k. İskender, Sessizlik Bandı; Hüseyin Avni Cinozoğlu, Alarm (Hayal, Ekim-Kasım-Aralık 2009)  Bâki Ayhan T., Ötekilere Bakmak (Kirpi Şiir, Ekim-Kasım 2009)  Yücel Kayıran, Zehirlenme; Seyidhan Kömürcü, Yas (Kitaplık, Kasım 2009) Ahmet Ada, Güz İçin Prelüdler VIII, Kış İçin Prelüdler III (Kitaplık, Aralık 2009) Yavuz Özdem, İç Avlu (Kurşun Kalem, Kasım-Aralık 2009)  Özdemir İnce, Rene Char’ın Bostanında  Sabah Gezintileri; Salih Bolat Şiirler; Zeynep Köylü, Bir Kavak Ağacı Oldun Sen (Özgür Edebiyat, Kasım-Aralık)  Mehmet Aycı, Rojin, İyi Dilenci Ödülü (Sincan İstasyonu, Kasım 2009)  Cengiz Kılçer, Ölü Bir Atı Kamçılar Gibi (Sincan İstasyonu, Aralık, 2009)  Cevat Çapan, Rüzgârla; Barış Pirhasan, Aile; Gökhan Cengizhan, Kesik Dil (Sözcükler, Kasım-Aralık 2009)  Engin Turgut, Uçak; Murathan Mungan, Şiirler (Varlık, Kasım 2009)  Çağdaş Çetinkaya, Çocukların Geleceği Ayakkabı Bağcıklarına Emanet (Varlık, Aralık 2009)  Ahmet Telli, Son Ubıh (Yasak Meyve, Kasım-Aralık, 2009)

 

Not: Bu iki yazı Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanan  Şiir Defteri Şiir ve Hayat 2010 (İkaros Yayınları) kitabınden alınmıştır.

 
   

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön