Okurun Eylemi

 

  

 

 

Yeni a Dergisi’nce önemsenen, çeşitli yazılara konu alınan sorunlardan biri  de “okurla ilişki” olmuştur. Edebiyatın niteliğini belirleyen ölçütler araştırılırken, “okurla ilişki”nin temel öğelerden  biri olduğu belirtilmiş, edebiyatımızın bu konuda şimdiye değin, yapısı gereği, yanlış bir tavır içinde olduğu saptanmıştır. Özetlersek, bu tavrın iki ayrı görünümle karşımıza çıktığı söylenebilir.  Edebiyatımızın değerler düzeni  açısından  baktığımızda,  okurla yaygın ilişkiler kurmanın bir değer haline getirilmesinden korkulduğunu görürüz. Okurun sanat yapıtı karşısındaki tavrı ise tek yanlı ve edilgindir. Aralarında köklü bir etkileşim, dinamik bir alışveriş sözkonusu değildir. Ancak beğenip beğenmemek, tat alıp almamak açısından bir yapıtla ilişki kurmaktadır okur. Bu bekleyişin, bu içedönük kabullenişin, bu yapıta  katılmayı  akıl etmeyen bencilliğin altında, elbet uygulanan  duygusal  eğitimin kendisine  aşıladığı  “yaratışa  saygı”  “sanatçıyı  yüceltme”, “sanatı büyülü bir uğraş olarak algılama” gibi yabancılaşmalar yatmaktadır. O, okurluğunu kendisine  ayrılmış  bir pay olarak algılamakta, payına düşeni yerine getirip yapıt  karşısında  “en fazla” bir özümleyici ve  alkışçı  olabileceğini düşünmektedir. Nitekim böyle bir okur, ancak beğenisiyle  seçkinleşmekte ve seçkinliği oranında okurluk payı artıp sanat yapıtı önünde başkalarından ayrıcalı hale gelmektedir.

TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİN OKURDAN BEKLEDİĞİ

Oysa toplumcu gerçekçi sanat, yerleşik değerlerin  tümüne olduğu  gibi,  “okurla  ilişki”ye de değişik bakmak, onun işleyişini değiştirmek zorunda. İnsana bakışı, yaşamı  kavrayışı bu zorunluğu yaratıyor. Çünkü o, yaşamla insanın arasına girici, yabancılaştırıcı, insanı bireysel sorunlarına  yöneltici  değil, tam tersine, yaşam içinde bilinçli, etkin bir  öğe  olması  için insana toplumsal bir varlık olduğunu duyurucu, gerçeği kavratıcı bir sanat. Böyle bir sanatın okura bakışında egemen olan  da  en başta etkinlik.  Okurdan  etkinlik  istiyor.  Bireysel  kabuğunu kırıp toplumsal bir varlık haline gelen  okur,  sanat  yapıtının karşısında yalnızca beğenisiyle varolan  bir  yaratık  değildir.  Yapıta, yaratılışından yayılışına değin katılan, onu bütünleyen, sürdüren,  geliştiren,  onunla  tartışan,  yaşamına  onu  katan, eleştiren, onun özünü yeniden yaratan bir varlıktır.  Sanatçıyla arasında ayrımdan değil,  bütünleşmeden  söz  edilebilir  ancak.  Yapıtı, onun etkinliği olmadan doğmuş sayamayız.

OKURUN EYLEMİ

Yazarın eyleminden söz açmak, bu bakımdan, okurun eylemiyle olanaklı.  Okurun sanat, sanatçı, sanat yapıtı karşısında tavrını belirlemek, onu  edilginlikten etkinliğe yöneltmek, sanat yapıtını bütünleyen bir boyut olduğunu, olması gerektiğini ona tanıtlamak  için Yeni a Dergisi’nin süregelen girişimini burada bir  daha  anmak  isterim.  Eylemsiz Okurdan  Eylemli Okura sayfası “okurla ilişki” sorununa getirilmek istenen açıklığın  küçük bir örneğidir. Temelinde, okurla sanatçı arasında  alışageldiğimiz  ayrımın bulunmadığı, yani yaratma eyleminin tek yanlı, tek kişiye bağlı bir  iş olmadığı, ancak birlikte,  birbirini  bütünleyen  bir  etkileşim sayılması  gerektiği  yatıyor.  Okurun  sanat  yapıtına  bitmiş, ilişilemez,  ancak  okunup  rafa  kaldırılır  bir  nesne  olarak bakması yanlıştır. Onu  yaşaması,  yaşamasına  sokup  somut  bir işlev kazandırması o yapıtın yaratılmasına katılmak  sayılır.  Bu bakımdan bir seyirci-gözleyici edilginliğinden sıyrılıp yaratışı bütünleyici etkinliğe, kendi eyleminin  bilincine  yönelmelidir.  Bilmelidir ki okur olarak kendi eylemi olmasa,  yaratıcı  olarak sanatçının eyleminden de söz açılamaz. Ve bir  sanat  yapıtından tat  almak  hüneri,  onu  öteki  insanlardan  daha  iyi  anlamak uzmanlığı, daha derinden kavramak ustalığı  değildir  bu  eylem, ona her anlamda sahip çıkmaktır.

İLGİNÇ BİR ÖRNEK

Okurun eylemini daha iyi anlatmamızı sağlayacak bir  örnek var önümüzde.  Bu  sayıda  yer  alan  “Gerçeğin  Efsanesi”  adlı yazıdan söz etmek istiyorum. Bilindiği gibi, Allende’yi  deviren faşist cuntaya karşı girişilen direnme  hareketi  sırasında,  20 Eylül 1973 günü Buenos Aires’teki La Opinion dergisi Neruda’nın son şiiri “Satraplar”ı  yayınlamıştı. Bütün dünyada heyecan uyandıran bu şiirin çevirileri hemen  Avrupa  gazete ve dergilerinde yer almış, Türkiye’de de ilk olarak Yeni a Dergisi’nin Ekim 1973 sayısıyla  birlikte   ek   halinde verilmişti.  Yukarıda   andığım   yazıdan öğrendiğimize göre “Satraplar”, Neruda’nın ölüm döşeğinde  yazdığı  son şiiri değilmiş. 1948’lerde  yazılmış  bir  şiirin  son  olaylara  göre yeniden  düzenlenmiş  bir  benzeriymiş.  Kimin  düzenlediği de bilinmiyor. “Neruda’nın Son Şiirini Okurken” adlı yazımda (Yeni a Dergisi, Kasım 1973) “Satraplar”dan söz ederken  şiirin  ve ozanın  etkinliğini  vurgulamış,  “Şiir,  Neruda’nın  dizeleriyle savaşa katılmıştır Şili’de” demiştim. Şimdi buna okurun etkinliğini de katabiliriz. “Satraplar”, 1948’de yazıldığı zaman faşizmle savaşmayı amaçlıyordu. O günkü güncel olayların  ve kişilerin adları ve imgeleri üzerine kurulmuştu. Örneğin Güney Amerika’nın diktatörlerini  anıyordu. Okur ona sahip çıkmıştır, onu yaşamıştır. Bugünkü yaşamasında somut bir işlev  kazandırarak şiirin  özünü  yeniden  yansıtmıştır. Şiirin bu işlevi göstermesinde üstelik ozana yeni  bir yaratma görevi bile düşmemiştir.  Çünkü okurun eylemi onun eylemini bütünlemiştir.

BİR BAŞKA NOKTA

Olay, bir başka noktaya daha aydınlık  düşürücüdür.  1948 yılı için günceli yazan ozan, şiirine öyle  bir  evrensel  boyut katıyor, güncelin konusu olan faşizmi bütün  zamanlarda  geçerli öyle bir konum içinde  işliyor  ki,  bugün  o  şiir,  işlevinden hiçbir şey yitirmemiş olarak yine ayakta, yine  bir  gereksinime karşılık verebilir canlılıkta. Yani kalıcı.

Son özetlemede, “Satraplar” olayı, bir yüzüyle güncel şiirin gelgeç bir işlev olanağı taşımadığını,  tam tersine bütün zamanlarda geçerli olabildiğini, bir yüzüyle de okurun sanat yapıtıyla ilişkisinin  nerelere  varabileceğini,  eyleminin  ne sonuçlar sağlayabileceğini gösteriyor diyebiliriz.

(Yeni a Dergisi-Mart 1974)

Kemal Özer

 

 

 
   

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön