Ahmet Güntan (1955)

 

Güzel Ayrılık

 

Hani bir dal vardır, gövdeden çıkan,

sonra bir dal daha o daldan çıkan,

sonra bir dal daha, bir dal daha,

en son dalda güzel palamut duruyor.

 

Palamutun şekli şapkası güzel,

bıraksın meşeyi, dala tutunmasın,

düşsün yere şapkasıyla beraber,

tabii, şapkası onu meşeye bağlıyor.

 

Bırak kendini öyle gövdesiz, dalsız, 

orada asılı huzur bulman imkansız,

düşeceğin yer de meşenin gölgesi, 

güzel ayrılık orada bizi bekliyor.

 

(İkili Tekrar’dan)

 

 

Güzel İkizler

 

Güzel ikizim, ne kadar acayip değil mi,
bu kadar saf bir insanın yorgun görünmesi,
iyi bir kalbin alıp başını gitmesi,
ne acayip, evet, çok acayip.

Ben de biliyorum yollar bozuk, değil mi,
arı masum, iğne tuzak değil mi,
böyle dönüp dolaşma, kalbinden uzaklaşma,
biz sabah olunca uyanacağız.

Ben de senin gibiyim, hiç aldatmadım,
ama sonra kaderle başbaşa kaldım,
meşenin altında bir yatak hazırladım,
gel, her şey herkese anlatılmıyor.

 

(İkili Tekrar’dan)

 

 

Ormanların Gümbürtüsü

Artık hiçbir şeye karşı değilmiş gibi
   kayıtsızım
Yolculuğun sonunda ormanda duyduğum sesi öldürdüm
Amacım yoktu sesi öldürürken, ses öldüğü için de
   hala amaçsız sayılırım
Ormana karşı değilmiş gibi kayıtsızdım
Ormandan çıkınca şehrin ışıkları ve ışıkların
   suda işaret ettiği anlamların adı olan dünya
   ile karşılaştım
Dünyaya karşı da kayıtsızım

"Anlamıyorum seni" diyen birine kendimi anlatmak
   üzere uzattığım kitap hâlâ okunmadığı için,
Bir gecenin sonunda anlatılmamak için yaşanmış
   gönderilmemek üzere yazılmış bir
   mektuba koyarak...
Mantıklı olan her şeyin nedenini aradım
Nedenini aramadığım için artık yalnızca ölümü
   ve aşkı seviyorum
Konuşma haline gelmeyen şeyleri
Susmalı ve sonra ormanın güzelliğinden söz etmeli:
"Kış henüz gelmişti, kar tertemiz ve her yer
   bembeyazdı"
Biz de mutluyduk
Kimimizin sevgilisi vardı
Sevgilisi olanların üstüne bir taş duvar yıkılıyordu
Taş duvar üstümüze sessizce yıkılıyordu
Ses ölmüştü çünkü nedenini aramadan

Sevgilim sensiz olabilmek için sokaklarda
   yürüyorum
Sevgilim pencereden bakıyor ve yanıma şemsiye almaya
   karar veriyorum
Sevgilim sensiz olabilmek için durmadan "Yağmur
   yağıyordu" diye bir cümle tekrarlıyorum
Sevgilim sokağa çıkarken şemsiyemi almayı unutuyorum
Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
   seni ve yağmuru görüyorum
Hava soğuk sevgilim, bütün gün sobayla sevişiyorum

İskelenin aynası ve aynadakilerin işaret ettiği
   anlamların adı olan dünya
Ki ona bakarken hayatımıza bakardık
Ya da şöyle söyleyeyim:
Hayatımıza bakarken sanki ona bakardık
Yansıttığı görüntü bakırı altın yapmıyor artık

Daha neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım
Aşk filimleri seyredip sonra aşksız bir dünyada
   yürümek istemediğim için aşk filimlerine gitmedim
Kırmızı bir fular taktım bileğime şeytan kovmak için
Arabamı bütün barların önünde park edilmiş görebilirdin
Barda peşimden gelen o adama, şeytan kovmak için senden
   ve Hemingway'den söz ettim:
"Çehov da bir Amerikalıdır aslında"

Neler yapmadım seni unutmak için, neler yapmadım
Üstünde dünya haritası olan bir uyku tulumunda uyudum
İyi şeyler gördüm rüyalarımda
Sonra bir gecenin sonunda
Seni öldürdüğüm için kayıtsızca
Ve artık vazgeçtiğim için omuzlarımı tutan o ellerden
Uzun süre yaşayıp uzun süre öldüğüm
ve mezar taşıma "Ernest ve Scott" yazdırdığım için
Kremalı çorbalar, et yemekleri ve şaraptan bıktığım
Ve durulamalık konyak da çevirmediği için sessizliği
   altına
"Yağmur kayıtsızca yağıyordu" cümlesinin yerini
   "Yağmur yağıyordu" cümlesi aldı

Sesi yaralı bir kaplan gibi bağırırken bıraktım
"Yağmur yağıyor" dedikçe "Kış henüz gelmişti, kar tertemiz
   ve her yer bembeyazdı" diyen Hemingway
Ki boks yaparken yazardı
Ya da şöyle söyleyeyim:
Yazarken boks yapardı
Durmadan sesleniyor şimdi bana:
Dünya güzel mi?
Sen soylu musun?
Sevgilin var mı? Mutlu musun?
Eve dönünce kahve, yemekten sonra konyak içiyor musun?
Yoksa hepten mi unuttun şarabın simyasını?

Yağmur hiç yağmadı ben dünyaya baktığım sürece
Bakır altına dönüşünceye dek hiç de yağmayacak zaten
Kayıtsızım,korkarak ormanların başıma vuran gürültüsünden

 

(Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’dan)

 

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön