Ahmet Necdet (1933)

 

Şiir ve Flüt

 

Şiirin bir ucunda salkımsöğüt
Öbür ucunda gökyüzü ve bulut

 

Bulutun bir ucunda rüzgârgülü
Öbür ucunda gül devşiren umut

 

Umudun bir ucunda sonrasızlık
Öbür ucunda tekinsiz paslı kilit

 

Kilidin bir ucunda sen olmayan sen
Öbür ucunda bencil kalem-kâğıt

 

Kâğıdın bir ucunda "âh mine'l-aşk"
Öbür ucunda Ahmet Necdet ve flüt

 

 

 

Metin Altıok İçin

 

Sırtındaki kıl heybede

yalnızlık somun ekmek

bozlağı ve kedisiyle

hep kendine indi Metin

bir şiiri eğirerek

 

içim yandı dondur beni

tarazlanmış bir ömürdü

suskun kırılgan ve ürkek

hiç kimse-ydi hiç-i gördü

yangınlardan geçti Metin

bir acıyla sevişerek

 

dışım yandı söndür beni

 

(Adam Sanat, 93)

 

 

 

Ece Uç Bey

 

Ece Bey öldü diyeler/ hiçkimse’ler duyalar

Hep’i hiç’te arayalar/ adını sonsuz koyalar

 

Araplarla at koştururken bir fotoğrafın arabı

Kara’yı ak’tan sayalar/ ak diye kara giyeler

 

Herkes bağırarak sorsun ve susarak cevap versin

Bir: Niye fayton atlarıyla birlikte göğe ağar

 

İki: Maveraünnehir niçin Ece Denizi’ne akar

Üç: Neden her çocuğun kalbinde kocaman bir çocuk var

 

Aşkı zakkumla örüp örgütleyen kurşunkalemli şair

Suriye hamamında şiiri habire sabuna boğar

 

Ece Bey öldü diyeler/ ölüyü diriye sayalar

Şairi şiirle yuyalar/ yüzünü tersinden okuyalar

 

(Varlık,1140)

 

 

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön