Akif Kurtuluş (1959)
 
Ay Gömülür
 
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
piyangocunun yanında tahta çitlere yakıştırırım
gözlüklüsün, üç yaş büyüksün, rize'de büyümüşsün
başka adını da bilirim, hepsi yalan, o gülmen de
eski, küçük bir limandır gülmen, takalar sığınır
 
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
denizle kavgalıdır kayalar, otururum, elim tuzlanır
fırlatırım çakıl taşını, kaç kez sektirebilirim
gömülmesin suya, sen tut, durma sonra bana yürü
bulutların yerini doldurur yürümen, kuşlar kıskanır
 
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
birden boşanan yağmurda mağaza diplerindeyken
otobüsten inerken, hiç aklımda yokken karşımdasın
giderayak bir şey derdin, onu söyle işte, sonra sus
ıssız istasyon kampanası susman, yapraklar döker
 
ardından resmin asılır işlek yerlerine kentin
çardağa çıkarım, ay gömülür çalı çırpılara
tutuşturur sarmaşıkları, seyredişinden alınırım
uzak, içli şarkılar anımsarım, derken dönüp bakman
turaçlar çağırır bakman, bahçemde turunçlar açtırır
 
resmini astılar işlek yerlerine kentin
çarşı içinde bir zaman daha konuşuldun
su, sarnıçlardan bakraçlara çekiliyordu
güze hazırlanıyordu kızlar, dağlar dalgındı
gençtim, olur olmaz huylanışını sevdim en çok
 
 
 
 

Ödünç Cesaretlerle

 
                  m.ali altaca'ya levent sönmez'e, sedat baykal'a
 
 
1.
gemiden son ayrılan bendim unutarak seyir defterini
unutarak tayfaların denizi kaldıran kavgalarını
 
bir sayfadan diğerine ödünç cesaretlerle geçerdim
bıçağın bir yüzünde cellat, öbür yüzünde kurbandım
karanlığın gözünden düştüm, ışıktaysa hiç yerim olmadı
bir tören gibi yaşadım aşkı, ayrılığı bir infaz gibi
 
yoksa her yağmurdan saçakaltı mutluluğu mu kaldı
 
 
2.
kıdemli yargıç da inanmıyor sesimin gürleştiğine
sözcüklerim savunma mı ikrar mı
konuştukça kararan cübbemden seçilemiyor
her celse sarı sırmalarımı sökerek söylüyorum
                                              kalbimin tutulacak yanı kalmadı
 
ne sokakların çok büyük olduğunu hatırlatacak birisi var
ne de oğlunu bana benzeterek ağlayacak bir ana
 
 
3.
                               gemiden son ayrılan bendim
bu çürük tekneden payıma 'kahraman kaptan' olmak düştü
 
işte kara! diye bağırmamak için tek kendimi aldım yanıma
soluk bir çizgi oldu gövdemde sevincin sukesimi
belki de son bir iz, saçları kısaltan tarihöncesinden
 
ufuk, köpürmesini unutmuş dalgalarla parçalanıyor
sen bağırdıkça azalıyor içimde beyaz bayrak çekme korkusu
                               "her şey vatan için, her şey vatan için"
                               "herşeyvataniçin, herşeyvataniçin"
 
geniş denizlerde parmakizlerin, küçük düştün sulara
bu güz yağmur yağar, saçların gelecek bahara ıslanır
 
 
4. 
her gün bileklerimi daha fazla yaklaştırıyorum güneşe
ancak böyle şakalar yatıştırıyor alkışlarla yaralı ruhumu
                               "vatan sana canım feda, vatan sana canım feda"
                               "vatansanacanımfeda, vatansanacanımfeda"
 
 
 
 

Aşk ve Katil

 

uzaklık avutur   

ve sessizlik başlar acıtmaya  

 

ihanet, ayrılığa borçlanmaktır   

bilinmez, kimden akar en çok kan orda

 

her aşk bir gün, kendi katilini bulur   

silah çeker biri, öteki ortak olur suça

 

mecalim yok yeni cinayetlere, körelmiş maharetim  

bir kurbanım var ki, öldüm ölesi bende yaşar  

 

şifrelerimi çözdüm, buydu son ustalığım 

gönlüm dehlizinde beni boş yere arar  

 

bütün yalanlarımı buruşturdu vicdanım  

benden eksilen hakikat, fazlaymış artık hayata   

 

tek mülküm kaderimdi, vedalaştım  

unutulur emanette zaten, ruhum da 

 

görgü tanıkları, posta güvercinleri, akbabalar  

aşk çekişen biri var olay yerinde, belki o aklar  

 

kundakladım gövdemi, enkazdan ibaretti o da  

parola sordu birbirine dağılmış parçalarım 

yüzüme sürmek için sakil gözler aradım   

 

iyice sürttüm çehremi toprağa,  

rengim atsın, aşınsın harflerim  

bir parem düşman olsun kırkına   

 

ücramla çarpıştım yetmedi

omuzbaşımla barıştım dinmedi  

kapattım sesimi, ışığımı söndürdüm  

yaktım, benden kalan ne varsa 

 

küllerimi bulduğum bu kuytu köşede

bu hava kabarcığı altında  

 

gördüm:  

 

beni uzaklık avutmuş   

sessizlik acıtmış seni

 

(Hayvan, Temmuz 2003)

 

 

Gönül Şakası

 

dokunaklı bir sezondu,av mevsiminde av, avcıydım av yasağında
huylandım,karmaştım ama,bu koruda gece gönüllü silahlanır

sokaklar kapandır,odalar pusu,ruhunu burkar aldanış
neden herkes GÖNLÜNÜ DEĞİL de, TUZAĞINI KORUR

UNUTMA ki, YARASALAR DA BİLİR KÖREBE OYNAMASINI
GÖNLÜNÜ BULAMAZ DA, çarpar kanatlarını duvara, kendi kanını sorar

PLANLAR HAZIR, kaçış yolu tamam, ustalaştın bu soygunda
yine de ÇIRAK ÇIKAR BİRİNİN GÖNLÜ, her şakada vurulur

muhbir kim,ilk kurşun neremi çeldi, KİMSE SUSMASIN
BİR TEK GÖNÜL, bu görüşmeye GİZLİLİK KAYDI koyar

KIRILACAĞIN ŞEYLERİ SORMA HAYATA, YANITI YOK aldatmanın
çünkü her şakada oyunbozandır gönül
ve herkesin ASLINDA KENDİ GÖNLÜNE bir borcu KALIR

(Herkes Gitmiş’ten)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön