Ali Özgür Özkarcı(1979)

 

Abdal'ın Bağ/ı

 

bağlar bozuldu, üzümler/de terkin

yazılmış, bütün niyetler; kapı dışına

itilmiş, o amayı okumuş; bu kaçıncı adındı senin,

şu bağbozumu mu; uzanmış bir avuntuya

 

düşmüş halin, el-pençe divan durur

o yedi iklimin; hangi ikliminde

sendin, yüzünü çevirendin; bir ten'e kusur

zannedilen neydi; kapalı pencerelerde

 

zira boşalmış kadehlere dikilmiş,

gözün, çevir; aştığın kıldan köprüleri

geçerken, kimmiş düş/eli bir niyetten silinmiş

peki söyle; acep hatırlar mısın, o gül'çine dönenleri

 

-hey sen de mi uzlete düşmüş bir şarabı,

içtin; o halde nasıl anlamazsın çıplaklığımızı,

bir de şu yüzü üzüme kararmış bağ/ları...

 

 

 

 

Abdal ile Ülke

 

her şey terk etmekle başladı,

bahçeler bahçivanları; yolculukları yollara

terk etmek... âhı çoktan gezinmiş, sökülen yamaları

atlaslarda o aşkları o nehirlere boğan, ne varsa...

 

durmadan gövdemde barındırdığım

o atlaslara sığmamış, bu kaçıncı ülke

acep denizlere dahil midir şu sığlığım

unuttum, terk etmeyle başlanmış her şeye...

 

'asfalt erimiş o ovalarda'; yürümek ile durmak

arasında sığıntı; evlere odalara saymak... o gövdemi

gönlüme düşmüş bir ülkeyi; bahçelere doldurmak...

başbaşa çocuklar mıdır gene, terk etmeyle başlanmış bahçeleri

 

-işte bir minyatür, kıvrımları

bir yüzün nasıl; okunduysa, terk etti

Nasuh'un koynunda beslediği adı,

ey şair; âh! o aşk seni hangi şiire terk etti...

 

 

(Budala, 24)

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön