Arife Kalender  (1954)

 

 

İki Nehir Kavşağı

 

İkisi de kadındılar

Biri Fatma bir Meryem

ay  kanamaları kesilmiş,yürekleri dönüyor

kuytu bir  yerde kan gününü hesaplayıp

okşadılar parmaklarıyla karınlarını

 

Kadınlık hazırlıktır ağrılarına analığın

tarihin ışıkları yoktu, resimsiz doğurdular

çarmıha mıhladılar İsa avuçlarını

öldü Meryem bedeninde söyleştiği ceninle

dokuz ayı tastamam anımsadı

 

Gecelerde kılıcını bileylerken yezitler

andı erinin sırtında sinsice duran bıçağı

acı delirdi, uzun uzun uludu karanlıklar

dilek diledi taştan, ağaca çaput, suya buhur

oğul başlarını alamadı düşmanların elinden

 

İki kadın iki nehrin kavşağında

sular sustu yanıtsız durdu zaman

asırlardır körelmiş kamaları

kimlerdir şimdi yeniden bileyleyen?

 

Savaşların ilk kurşunu

önce bir anaya değer

 ilk  bomba sesiyle parçalanır beden

Kerbela susuzsa, hangi ana tas tas

pınarların sularından içebilir

 

Fatıma doğumlu Meryem nüfuslu Arife’yim

Savaşlar güllerini ellemesinler!

 

 (Evrensel Kültür, Ekim 1999)

 

 

 

Ay Sallanıyor

 

Gül ayaklarını çekti yerden

parmakları kor ateşe dokunmuş

titriyor kiraz, bal döküyor yemişler

çıldırmış Çınarcık’ın  çınarları

yaz ömrünü kısaltmış, erken gelmiş güz

gencecik ölülerin elinde kalem

yazıyor: ölüm adın deprem bugün

 

Uçup durdu çatılarda yüzünde peçe

düşman denmez toplarının yönü yok

bin başlı dev – can yiyip can içiyor

telgrafın tellerinde cızırtı

tel de şaşkın, tel de huysuz

elinde tırpan bir ecel oturuyor

 

Toprak ana sallama dizlerinde!

kaplumbağa korkuyor karıncalar kaçamaz

masal değil anlattığın, ninni değil uğultu

korktu sesinden deniz çakıllar savuruyor

böğürtlen kökünde yolunu şaşırdı su

uyu artık! Hırçın kabuk

 

Ayyy ay! Ay sallanıyor

 

(Ay Sallanıyor’dan)

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön