Bayram Balcı (1963)

 

 

Atsız Karıncada Ölümü Aşkın

 

 

kedi kuşu avlayacak diyorum kadına
söyle kuşa çıldırtmasın kediyi
ne kadar çok telek var yüzünde. ve kelebek
dolaşıyor adımlarında. bir yün yumağı oluyor gün

 

söyleyecek film kalmadı kedi. ben artık ölüyorum
arkamdan kapanan kapıların adreslerini sana bırakıyorum
kimse gitmek istemiyorsa kendinden başka bir yere
kadının ve kuşun elinden tutup ölüyorum

 

kadın hafifmeşrep hayallerinin atsızkarıncasında
kuş opera meydanında vuruyor kendini tarifsiz bir aşkla
akşamgazetesi satan adam ağlıyor
gözlerinden bulvar akıyor

 

yaşanamayan aşk geçmişin çürük ağacıdır

 

 

 

 

Janus

 

iç ahlak dış yasa mahcubu bu hayatta

ben yokluktan türettim varlığımı

şimdiki bir zamana akıyorum

 

karıştırdım kendimi ırmaklara

en iyi dostumdur rüzgâr

yerinde duran taşı bile sevmiyorum

 

başkalarına atılmış düğümler midir ömrümüz

herkes bir kapıya kilitli

ve buna yaşamak deniyor

biz artık en çok hiçbir yere gideriz

 

tutarsız eylemlerdedir erdemin gücü

çözülür iki yarayı kaynaştıran sır

babasız ademleriz biz

yasasız musa olma heveslileri

 

haydi gel

birlikte bütün kapıları kıralım

herkes başkasına hırsız kendine polis

hangi yüzü gerçek bir janus'dur insanın

 

feri ve teri sevmeli insan

ten tene vermeli gizini

sıfırlamalı kendini belleğin ambarı

gözün izi kalmalı evrende

 

Ey terlikli bunaklar:

güncel olan dünyadır

yaşamak değil

 

                                 

 

 

 

 

Melek Girmez Caddesi

 


hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
paranın ve sopanın arsız iktidarı. suçu gizleyen servet
hapishaneler kışlalar üniversiteler kömür ocakları
toplum parazit istiyor: kapı açık. haydi sahneye çık

ah... kendini yenileyerek tekrara dönüşen hikmet
müphemin sonu. hepsi ve hiçbiri. kötülük ya da iyilik
hakimler savcılar adliye psikiyatri
fırıldak üzerinde çevrilen fırıldak. topacın kopan ipi

ah... doğmanın dizginlenemez
â
hep çocuk kalmanın imk
ânsızlığı
sürekli ertelediğimiz varoluş tatmini
yetişkin olmanın incinen duyarlığı
efendi ya da köle olmaya namzet manasız arzu

ah... mekânın kuşatmasını esas alan yenilgi

hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
zamanın sıradanlığına anlam vermenin beyhude çabası
hapsedici sürekliliğin yapıbozucu ahengi
niyete kıyam gerek. gayeye vesvese. kine delalet
ah... her şeyi tırmalayan şer kıyamet

adazede geziyorum yelkenim sularda
unutuldu sıratın ustası olduğum
köprülerden geçmeyi bilmediğimden söz ediliyor şimdi
şehirlerin içinde sönen nehirlere döndüm

ah... tüketim çılgınlığına yenilen mutsuz uygarlık

hayatın ömrüme çizdiği resimlere bakıyorum
yalnızlığım metelik etmiyor
har vurup harman savurdum aşkı

sebeplerden hiçbiri yakar beni diye avuttum kendimi
zarar hanemde açılan güller bile soldu
yaşamak telaşında bıçkınım artık


adana'da bir yaz akşamı sonu
gümüşata döndüm yalnızlığımı
'bu yaşam romanında ayraç kim'
vah benim sahteye esaslı aldanışlarım
vah dünyaya armağan şer kıyamet

hanem melek girmez caddesi olalı beri

şen değil
şen değil benim hâlim

 

acıyı taşımanın ustası ezilmiş halklar gibiyim


                                     

 

Livar

 

 

zamanın kanseri

ne çekilmez bir sözcüktür herkes

kurşunî şafaklarda akıp gider safsata izlenimler

gecenin siyah kristali çözer tutkalını tenden

yılanların süslü derisinde gezinir âmade ilişkiler

 

eşya değişir

huzursuz suskularda başlar talan

sonsuzun sert boşluğunda kırılır yazgı

evreni ve dünyayı bölen sabır yarası

tutuşturur kanı lanetli hece kıvılcımları

 

yırtılır varlığın dehşetli gölgesi

suyun acıtarak akışına aldanır insan

hakikati teslim alır imajlar

bir önyargıdır oysa

geçer zaman

 

söyle bilici söyle

başkalarının ölümü mü yoksa

anılar mı uzatır ömrü

 

fizyolojik fonksiyon kalıntısı facir buluşmalar

çözer naifliğin bileşkelerini

çatlar beyaz kabuğu yeryüzünün

her şeyi bir kalıba sokar yasaların arsızlığı

 

bedenin istekleri yorar insanı

livar içinde çırpınır balık

ama hangi yaraya melhem olacak varlığın aktif tözü

biliyorum herkesin her şey olduğunu söylemek bana yakışmaz

 

söyle bilici söyle

çağın azaplarından hangi

hakikat kurtarabilir ömrü

 

ah benim temsil hakkı elinden alınmış uygar insanlıklarım

ikmale kalmış ihtilallerin ağulu çırpınışları

yetmiyor basit bir yalnızlıkla kendi evrenimize çoğalmak

 

sürtünür tensel varlık tülün ipek kıvrımlarına

çatlar arzunun ve şehvetin şahdamarı

omurgasız orgazmlarla kirlenir beden

çoğalır hayatımızdaki kılıçartıkları

 

yalnızlığımızdaki kusur

hangi kostümüyle çıkacak girdaptan

alalade aşklar

vaziyeti kurtarma operasyonu

 

anla bilici anla

arınır bir gün sözcüklerden

hayatı zehirleyen sözcüğün çocukları

 

      

 


 

 

                                         

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön