Devrim Murat Dirlikyapan (1974)

 

Yanlış ve Yabancı

 

trenim öldü

akşamdan kalma bir yabancıyım

artık beni bu çağdan topla kalbim

kimsenin beklediği devrim değilim,

ne sevebildim yerimi

ne dirlik yapabildim,

 

kolay bitmedi gecen

şarkısını yitirmiş çingene bir çocukla

ağır yaralı iki bacak gibi yanyana

sabaha kadar devrildim,

bir göç imgesine saklanıp kaldı ayaklarım

ah yollar, görmediler ki beni gidebileyim.

 

geceleri altını ıslatan bir bulut muydu o çocuk

kaç damla yağmur yedim de böyle şişmanladım

ki düşlerin kanatlarına bile ağır geldi

bir zamanlar leylakların getirdiği bedenim

ah kalbim, ben asaleti bozuk

tanrılar çağına mı düştüm,

bunca yıldır gezerim

hiç böyle dünya görmedim.

 

trenim öldü

durdu zaman makinem

öyle çok sonlar buldum ki artık

bilmiyorum nereden başlamalıyım

hiç bulamadığı kapağıyım tencerenin

bir buluşmalar yabancısıyım,

koskoca yıllar yanlışı…

 

artık beni bu çağdan topla kalbim

bir şarkıya binip gideğim.

 

(Dize,Ekim 1997)

 

 

Bir Yanlışlık Oldu

 
bir yanlışlık oldu, büyüdüm;
hiç çizgi roman okumadan,
futbol oynamadan. daha tekerlemesi bile
bitmeden masalımın, korkulara sürüldüm.
bu uyku tünelinde geçti çocukluğum.
 
saatim yoktu. ölçemedim ömrümü,
her doğum günüme bir müzik kutusu kurabildim.
otuz yıl öncesine randevu verdim kadınlara.
kimseler gelmedi. bir yanlışlık oldu, bekledim,
bir parantez içi gibi kaldım geçmişte.
son baskıya yetişmedi umudum.
 
bir itiraz dilekçesi buldum kendime
müzik, sinema ve edebiyattan; içime iğneledim.
bir yığın "maddi hata" bulundu düşlerimde.
aşk bir ağır ceza suçuymuş, bilemedim.
bir yanlışlık oldu, öldürülmedim.
 
param yoktu, yalnızca bir kap mide spazmı
alabildim. en yoksul kafiyesi oldum çağımın.
güncelleştirilmemiş bir yazıt gibi yaşadım.
bir yanlışlık oldu, büyüdüm. ta başından
yakalandım hayata; mağara resimleri çizerken
rahim duvarlarına annemin.

 

(Dize, Mart 1998)

 

 
Gökyüzü Matkapçısı
 
                   'müzik gökyüzünü oyar' 
                                                                        Baudelaire 
 
prolog: 
 
bir garip uzaylıdır ibrahim, 
ne bulgaristan'da doğmuş 
ne rusya'da yaşamış 
ne de türkiyeli olabilmiştir. 
ozon delindiği için filan değil 
müzik gökyüzünü oymuştur da 
ondan düşmüştür buralara. 
 
sen de ibrahim 
sen de bir yanlış notasın 
dolaşıp durma artık, 45'lik yüreğinle 
seyyar bir antikacı dükkânı gibi 
kayıp şarkılar arasında. 
sen woodstock değilsin ibrahim 
kapama gözlerini, öyle soyu tükenmiş bir 
festival gibi her yağmur dönüşlerinde. 
 
bir hayat geçti ibrahim 
bir hayat geçip gitti dışardan 
biz günbatımını seyrederken sinemalarda 
kaç bin karanlık gün doğurdu dünya, 
onlarca bunak ülke ve ölü gezegen. 
nicedir aydan haber yok ibrahim 
ve nicedir yıl 1969 değil. 
 
kerouac "yolda" 
biz zaman yolculuğunda 
olmuyor böyle ibrahim, duralım biraz 
biraz tay durabilen çocuklar bulalım. 
içmesek bu gece kurur muyuz 
rock dul mu kalır, ölürse alkol 
ah ibrahim, yine bozuldu musluklar 
hıncahınç yalnızlık doluyuz.
 
değilsin ibrahim 
sen bu günler değilsin 
öyle ölüm ilanı gibi durma karşımda 
bak kırdım iğnesini pikabımın 
matkabına taktım. bir kez olsun 
delme şu göğü yanlış yerinden, 
dünyam bunaldı ibrahim 
bunaldım kül ve katran seslerinden. 
 
müzik bu ibrahim 
öyle esip geçmelere benzemez 
bir deldi mi en demir yerinden göğü 
geçmişinden başlar adamın 
adamı uçurum gönüllüsü yapar. 
artık çıkalım şu evden ibrahim 
çıkaralım tüm şarkıları cebimizden, 
kimbilir, bu akşam belki birkaç 
ibrahim daha düşer gökten.

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön