Emel İrtem (1969)

 

Öğle Uçurumları

 

Öğle vakitleri; benim ser-i mezarım

murdar ettiğim hayat yorganların altında

Hep böyle uyanıp çenemi yuvarlıyorum

Hacminden taşan bir karanlık

var. Canlı ve ölmeyecekmiş gibi duran

çalışkan insanların fotoğraflarında

belki bu yüzden yokum

 

Masumiyet, iplik, tuğla gibi kelimelerle

açıklanabilir bir durum yaratmak istiyorum

Anlam bir patırtı halinde dökülüyor dışarıdan

Şimdi ne yapmalıyım?

Diyelim ki ben dikenli bir kaktüsüm

günün soluksuz bahçelerinde büyüyen

Bu zavallı kaktüs ne yapmalı?

 

Uyanmak ağır eylem

hareket bölünerek çoğalıyor

meraka benziyor bu haliyle

kim ne nerede bana ne?

acımasız ve çiğ kalabalık

büyük yanıtlar peşinde sanki

henüz bitmeden sorular… imdaaat!

ben zamanı uyutayım mırıl mırıl

ufkun sandalında deniz tutmuş gibi

 

Göğü açıp kapatıyorum

mahrem yerlerini gösteriyorum

İşte bana benziyor, açlık dökülüyor

Suçlu gibi karışıp yer altında lağıma

her ruhtan bir lokma alıp yatışıyor

acımak yok artık..

Yeniden solucan olmak yok..

Bir dönence gibi gülümsemek var

Parçalar halinde söylenmeli yalanlar

 

Dışarıdan taşacak bütün bilgiler eksik

manası çözülmeyen  şifreleri taşıyor

nasıl açıklarım bu keyfi zenginliği

devamlı kapılar açılıp kapanıyor

beş altı kişi olmak inanın kolay değil

bir yolu olmalı zırhla yaşamanın

ve onu her gün parlatacak gücü insanın

 

Gerçeği biliyor musunuz? belki o yaşlı kadını

ben öldürdüm

Parasını çaldım cesedini parçaladım

Ortadoğu’dan akar gibi aktı kanı

Artık olası kurban benim

Bütün üçüncü sayfalarda ben varım

pusuda bekleyenler var

çattım kaşlarımı

dışarı çıkmam çıkamam, kaşlarım var…

 

Güneş pek çiğ, tam ortada, günün ortasında

Bütün elmalar gülüyor hayat ne garip!

Asla bitmeyecek yapılacak işler

Bir daha yıkanmak istemiyorum

Fena koktuğumu söylüyorlar

kapıcı kapıyı çalıyor

Bir şey buyuracak. Ben fena kokuyorum

Soru şu: Kapıyı kim açacak?

 

Hep geciken biri kendine yetişemez

Sanki açlığın içinden geçer gibi aşınır

Bir hakikat defteri açılıp hemen kapanır

Ne vakit imzamı atacağım oraya

 

Araf’tayım istikbal vaadediyorum

Selamünaleyküm ey zehirli manzara

Artık yolundan çekildim.

 

 

(Varlık,1160)

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön