Enis Akın (1964)

 

Kadınlar Arkaya Oturur

Erkekler Erken Ölür

 

bu filmde kadınlar ve yağlı boya tablolar arkaya oturur  

şöförler traşsız uykusuz çopçocukludur  

bu filmde erkekler ve sol önde oturanlar ve bir de babalar erken ölür   

şöförler kuş uçurtmaz (abicim) ve heyecanlı bir hanımefendiyi

bir oturuşta topuklu ayakkabılarını bile ayıklamadan yer

 

kadınlar yan yana ve arkaarkaya oturur  

kadınlar bakılır değerlendirilir konuşulur korkulur (belli olmaz)  

erkekler ve sol öne oturanlar ve kolunu arkaya atanlar       

ve erken ölenler bir de babalar  zor unutulur   

elleri kravatının duruşunu ve sahip oluşunu savunur   

 

Kadınlar ve güneş gözlükleri onlar hep arka sağa oturur    

şöförler iyi dövüşür iyi aynadan bakar iyi para bozdurmaya koşturulur 

erkekler bunu oyunlarından öğrenir:ölüm de bir operasyondur  

arkam da sobedir    

hiçbir şey için ağzını O kadar açmaz. az konuşur    

 

kadınlar, bu hep böyle kimin kadınlarımız olanca kalçalarıyla   

arkaya mı oturur  

kimin şöförlerimiz, nerede yaşar   

ne zaman bir çabuk kahramanlığa kapılır  

erkekler, bu hep böyle bizim erkeklerimiz  

ve bilgisayarlarımız hata yapmaz   sadece arasıra bildiklerini sandıklarını yutkunur  

kadın arkaya oturur arkaya saklanır arkaya yaslanmaz arkaya yaslanmaz  

arkaya kendini çok anlar  

ve çağlardan boyu gizli kalmış bir mimariyi mırıldandırır dudaklarına:

Alkadris kentinin sarkıtları  

erkek hep bir son şansını ve kalbini zorladığı bir sabah ölü bulunur

buna inanılmaz: erkekler bir gün ölür     

şöför ayaklarından tutup çeker arabadan bırakıp kaçar bir cesedi:  

gecede, kaldırımda.hayatın akışı içinde.eski  

bir tarikatta.  

tok bir ses duyulur   

 

(bu ve bütün bahaneleriyle kadın arkada şöför sol önde oturmaktadır)  

(bakışlar sadece bir kez kesişir   

sonra kadın camın dışına şöför kasedin içine üşüştürülür)   

kadın bunu bilir ve arkaya oturur (ayıp yapmaz)öyle durup  

nereden gelen bir çağrıyı dinler  

anneler arkaya oturur babalar erken ölür  

ama anneler arkaya oturmasa da babalar erken ölmese de olur

 

(Edebiyat Eleştiri 2/3, 1993)

 

 

 

Kötüler Hep Kazanır

 
bir kadın gözlerini gizlemeye karar vermişse
korkunçtur, bütün gıcırtılarından yataklar durur.
ne zaman bir çim kokusu
konuşmaya karar vermişse belânın dilinden
katanalar arka ayakları üzerinde zıplar durur.
nerede gözlerini yere indirmişse bir kadın
ve siyah saçları yanlarına düşmüş
bir çim uğultusu
başlar titremeye derinden ve bu
bu susması sarssıllann koltukları tribünlerin
bu bir virüs tarafından ele geçmesi bir bedenin.
konuşmaya karar vermişse bir yağma
boşalmaların dininden
bu kadar olur.
bir vapuru iskeleye bağlayan ipler bir bir atarken
ve açık susunca nasıl korkunç bir sessizlik olur.
korkunçtur, hedefini bulamamış on bir adam
yenilgisini öpmeye eğilir en ağzından.
terli bacakların ucundan ters güllerdir krampon
eksik dişleriyle.
 
 
yenilmekle
ve bir kadının gözlerini bir köşede bırakmasıyla
başa çıkmayı beceremeyen bir dünyaya
ayakta durmaya karar vermişse
on bir adam
çağlar bütün kılıklarını atmış durur
ve sonuncusunu soyunmaya birazdan.
çok eski bir zamandan uzayan saçlar çözüldü.
fabrika düdüğü ötmeye hazırlanıyor.
siyah giysiler içinde bir adam saatine bakıyor.
en büyükler ve başka en büyükler
ve sevinmeye zaman bulamamış büyükler ve
ve en
sadece en ve kötüler
hakedecekse kötülüklerini ve ve
ve bir kadın gözlerini gizlemeye karar vermişse
en azından
ve kaşları kara 
bir golden başka kaybedecek bir şeyi olmayan bu bu
bu adamların sevinmesi korkunçtur, bu bu
bu kadınların memeleri korkunçtur o zaman, o zaman, o
zaman korkunçtur, bir babanın sarssıla sarssıla ağladığı.
 
 
siyahlı adam elini havaya kaldırdı
hep susmaya ezberletilmiş bir hayat geriniyor
artık almıyor kavanozlar
bir yağmur, çatlakları doldurmaya
maç, başladı
 
 
 

Olmak Başladığımız Hayattı,

On

 
 
6:15 vapurunun önünde jeton satan bir çocuktan ders almalı
oysa bir devrim ---
eğer buysa bir devrim ---
mavi giymeli pazar akşamları ve paradan hiç sözetmemeli
ve başlatabilmeli ve bitirebilmeli kendini
ve ağzının kıvrımlarını bir SEK şişesi gibi açabilmeli kapatabilmeli
Açık Kalan Kapılar İmparatorluğundan kalma, ölmün bir oyun olduğu günleri
 
 
bence iyi bir devrim çok önemlidir sabah evden çıkmadan
günde en az dört saatini ayna karşısında geçirmeli
cançekişen devrimleri kaldırım kenarında vurmalı, unutmalı
çünkü her devrim hâlâ bir yokuş aşağıya mümkündür, kendinden karşıya
ve bir kafa karışıklığıdır hepsi hepsi ---
olmamalıdır ve yeniden doğmamalıdır
başkasını başlatmaya
 
 
 
oysa biz mesela nasıl alnımızı kullanırken
duvarlara, salatalara ve üretim araçlarının özel mülkiyetine karşı
nasıl korkaktı bu bizim devrimler, hayal dünyasında gezer
televizyonda ele geçen isimler, beddualar, nazarlar sergisi
banknotlara kendi resmini basan kalpazan terziler, kuyumcular, hA!
oysa bir devrim ---
buysa bir devrim --- tarihin altını ellerdi--- gencölelim!  --- gencölelim!
 
 
babamsa bir devrim, sadece müziğe doğru ilerlemeli
çünkü doğarken başlar ölmek, çünkü puşttur ahali
iyi bir devrim direnmez karısına ve mezarlığın büyük çağrısına ve
mesela o gece sarhoş olup oynadıysa masada, ertesi sabah utanmaz
ve biriktirdiği gazete kuponlarından ve cinnetinden
çünkü eskimişse mini etekleri çünkü
başlamışsa bir devrim, bitmeye de başlamıştır bir yaşlı sarışın kadın gibi
 
 
önce palyaçoyu alın aşağı! önce palyaçoyu alın!
ne ki işte biz kendimize karşı giriştiğimiz 
bu aslanlı düelloda hile yaparken
nasıl yeniliriz
ki her takıntı nasıl olsa bir gün el değiştirir
oysa geçen zamandan başka bir devrim yok --- ve deniz! ---ve deniz! 
ki bu ağızlar hep böyle gıcırtılarla açılır kapanır---ken
 
 
işte bu bir devrim, bir
birahanede masaya çarpılan bir şişeyle nasıl başlardı
ve yokuşlardan alaşağı sarsıntılarla edilen dolmuşlarda planladığımız
nasıl ay bizi seyrederken gençliğini hatırlardı
ve biz gümüş atlarımızı sürerken ölmün peşinden ----
(adam derin bir nefes aldı ve topyekûn bir karşı saldırıyı başlattı
mona liza'da kol gibi yürek vardı)
 

(Puşt Ahali’den)

 

 

 

On Derste Birisi Ölünce Ne Yapmak Gerekir

 

1:        ve içerki odaya koş

           yatağın üstünde zıplamaya başla

           bağır ki o yok artık

           dünyadaki bütün gözyaşlarıyla beraber gitti

 

2:         ölüm benim neyimdir

adamın biri olarak

en sevdiğim ön koltuk minübüs yolcusu

“bir edirnekapı uzatır mısınız”

matematik bilen biri

o yüzden mi hep üşürdü elleri

 

3:         dünyaya yenilmenin de vahşi bir tadı var

            uygun adam olmanın ve bir gece ayakta ölmenin

 

4:         oğluyla vedalaştırılmamış bir adam mı ölür

            yoksa bir “ulan tonton yanak” efsanesi mi aniden

 

5:         bu solmuş çiçeklerin altında kimse yaşayamaz

            gösterişli yırtılmalar bundan böyle bir beden bol gelsin

            cüzdanında iki yaprak glayöl taşıyan bir çocuğa

            “-niye?” “-ne niye?”

 

6:         peki hanginiz vidalayacak beni bu dünyaya

            bu ölüme bu matematiğe?

 

7:         taşa saplı bir kılıcı kanırtmak gerekir

 

8:         ölüm oyunu bıraktı

            “saklambaç oynayan kaleyemumdiksin”

            burnu yerine ölümü karıştıran bir çocuk

            kelime oyunu sandı arkadaşları

 

9:         geri geri zıplayan zaman, bütün bunları ezberle

            dur durak bil ve hatırlan,

            şiire yol aç:

annem seni istiyordu

sen beni iste-

miyordun

5imde vardın da

neden 15imde yoktun

o kadar hızlı geçmeseydin

belki duyardın dediğimi

“seni özleyebilir miyim

baba

baba

baba”

 

10:       ben bugün babamdan öldüm

            bunu bana on gün söylemediler

            oğlum doğana kadar tuttum ağlamamı

            şimdi ne zaman uzanıp oğlumu öpsem

            alnıma sakalları batıyor babamın

 

 

(Varlık,1157)

 

                         

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön