Gökçenur Ç.(1971)

 

İstanbul, 1971 doğumlu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans yaptı. Şiir, yazı ve çevirileri 1990 tarihinden itibaren Yeni Biçem, Şiir Oku, Başka, E, Üç Nokta gibi dergilerde yer aldı. Henüz bir şiir kitabı yok.

 

 

Ama Yaz Geçti, Bize Ne Şimdi Bunlardan

 

Sıcaktan çıtırdıyor fıstık çamları,

öğle göğü mavi gömleğin senin.

Bir sözcüğün gölgesine sığındık güneşten.

 

Öteden geçen kuş sürüsü

baş harfleri adının, soyadının,

o gömleğin yakasına annenin işlediği.

 

Nelerden konuştuk o yaz?

Konuşmak iyidir dedik yazsa, susmaktan,

Atlardır tanrıların en sevdiği karıları

Ama yaz geçti, bize ne şimdi bunlardan?

 

Anlam, sözün özdeğidir diyordum,

şiir tırmandığı kayalıktan inemeyen bir yavru keçi,

neyle dolar sözcüklerin içi, hızla boşalırken yaşam?

 

Ğ ile başlayan bir sözcük arıyordum Türkçe’de,

bütün sarı denizleri dolaştım o yaz,

Ama yaz geçti, bize ne şimdi bunlardan?

 

(Başka,  9)

 

 

Yalın Yapıta Anıt

          (Yolun başında durduk
          yol boştu,
          koştuk,
          yolu bu koşu doldurdu)
          Cüneyt’e Hınnnk

(Alın, size sunuyorum
sunduğumu sanıyorum
yalınlığın andını)

Çıkmıştık adasına
dağ rüzgârının,
yaramıza yapraklar tıkamıştık

yalınlığı yalıtılmışlık 
sanıyorduk, bir lâle yaprağı, 
taş yalak, arı karnavalı

kederi yıldız yazısı
sanıyorduk, su dikeni, 
kara kule, dokuz karga, 

kuz köylüleri
atlarını nallıyordu geceleri
onunla

bazı şairlerin yüreği keder 
doludur diyorduk, ve bu
doğrudur bütün şairlerin 
yüreğinin kan dolu olduğu kadar

bazı direnişçilerin yüreği umut
doludur diyorduk, buna şaşmamalı
sarılalım sonra beni
burda gördüğünü unut

bazı balıkçıların yüreği fırtına
doludur diyorduk, bunu akılda tutmalı
başlarken batıktan 
söz açan bir yazıya

yazıyı ada sanıyorduk,
alnı dağlanmış bir buzağı, uzayan çit
denizi düzenden ayıran

ustalığı bir kabuk gibi taşıyorduk alnımızda
yarayı kaşıdık, kargıyı yazdık
yarayı ve kargıyı anlamaya çalışmıştık

kargı anlaşılmaz fırlatılır,
kargı saplanır ve bu anlatılmaz

(alın, alın bu darmadağın armağanı
boşluğun bolluğuna karışalım
başlayalım…)

(Başka,11)

 

 

 

Anlamak Gerekir Mi

 

Dedim ki halkın yıldızları göktedir

sizin yıldızlarınız omuzlarınızda

çelenkler ve çapraz kılıçlar arasında

 

Dedim ki halkın yıldızları göktedir

gök bir sözcüktür

yıldız gibi, söylenirler gecede

geç kalmış bir haberciyi beklerken

ve ölüm ne ise anlamak gerekir mi?

 

Çok sözcük gördüm ağaçların içinde,

devrilmiş, bronz bir yunt yontusu

ya da gümüş bir düş kapanı

ışıyan ılıyaz güneşleriyle,

belki bir diken, belki diken bile değil,

saf acı, batmış

gecenin çavdar kokan ayağına

çok sözcük gördüm, vardılar

sözcükleri anlamak gerekir mi?

 

Dedim ki kurt kulası bir attır ölüm

ne ise anlamak gerekir mi?

bir sözcük değil ki bilelim

kullanalım dizenin bir yerinde

belleyelim ölüm var

ıslak bir atın yelesini okşar gibi

elleyelim, tadalım yulaf ezmesi

gibiymiş diyelim tadı, koklayalım ki tekrar

karşılaştığımızda kokusundan tanıyalım

denizden  yeni çekilmiş bir ağ gibi kokuyordu

desin birimiz, herkes desteklerken onu

ağlar çekilirken deniz gibiydi kokusu

diye karşı çıksın diğerimiz

 

Dedim ki gülgunî beyaz bir attır ölüm

aşkyaratan deriz aramızda ona biz

aşk bir sözcüktür, benzemez aşka

içimizde genişleyen söğüt gölgesi,

iki ağacın arasından geçen nehir,

rüzgârın ansızın yön değiştirmesi,

birbirine benzemez bunlar

birbirine benzemeyen şeyleri anlamak gerekir mi?

 

Dedim ki sincabî doru bir attır ölüm

zamanbüken deriz ona yanınızda  biz

adını söylemez hiç kimse, içimizden mor leke deriz

geçer sözcüklerin ovasından  tırıs

ısırarak rüzgârın haşaşiyun sırtını

deriz bir şeyler yapmalıyız

ama zaman ne ise anlamak gerekir mi?

 

Dedim ki bakla kırı bir attır ölüm

seversiniz onu beslersiniz

darı, küspe ve yıldızlarla

okşarsınız yelesini

okşar gibi hakın atasından kalma

gururunu, bu atla geçeceğiz dersiniz

iki nehrin köprülerini, nal izlerinden

fışkıracak yeraltında kanat çırpan deniz,

onunla varacağız varsıl kurtlar ülkesinin

topraklarından pay alacağımız masaya

düşgördüren deriz ona biz, hüküm düşü,

düşler ne ise anlamak gerekir mi?

 

Dedim ki kar yağdı kara bir attır ölüm

bir sözcük sizin için

bir dalın rüzgârda kırılması

gece bastıran tipi

bakır bir maşrapa gibi

daldıra çıkara çıkar fıçılarına

doldurur boşaltırsınız

önemli anlamlarla

ulusal güvenlik, küresel terör,

istikrar gücü, bölgesel barış ve para piyasaları

dersiniz güçtür anlamak ve güç ne ise anlamak gerekir mi?

 

Halkız biz, yıldızlarımız göktedir

anlamayız göğü, yıldızları

anlamayız zamanı, sözcükleri, ölümü aşkı

ama biliriz göktedir gök, zaman geçer

sözcükler yaşadığımız dünyadadır

sonra aşk vardır anlamasak da vardır

ve ölüm, bir gün sizin de alnınıza değecek

süzülüp kiraz yapraklarından sisli bir kasım sabahı

halkız biz, yıldızlarımız göktedir

anlamayız göğü, yıldızları

anlamayız zamanı, sözcükleri, ölümü aşkı

ama biliriz azalan öneminizi arttırmak için

bu kurgulanmış tehlike, bu ölüm pazarlığı

 

Dedim ki halkın yıldızları göktedir

sizin yıldızlarınız omuzlarınızda

çelenkler ve çapraz kılıçlar arasında

ve ölüm bir sözcük değil

oğuldur bize, sonra susar siyaset

 

Yanaşır beyaz kuleye gübre yüklü kamyonet

 

 

(Yasakmeyve, 7)

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön