Gonca Özmen (1982)

 

1982’de Burdur’un Tefenni ilçesinde doğdu.Burdur Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenim gördü ve aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Kuytumda Hera yayınlarından çıkan ilk şiir kitabı. Şiirleri ve denemeleri Kitap-lık, Varlık, Adam Sanat, Yasak Meyve, Dize, Le Poete Travaille (Şair Çalışıyor), Akatalpa, Edebiyat ve Eleştiri, Kül, Yom Sanat, Uç, E, Düşlem, Bahçe gibi dergilerde yayımlandı, yayımlanıyor. Şiirleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Farsçaya çevrilmiştir. Şiirin yanı sıra şiir çevirileri üzerine de çalışmalar yapmaktadır. Şimdilerde Tozan Alkan editörlüğünde yayımlanmaya başlanan Ç.N. isimli çeviri edebiyatı dergisinin yazı kurulunda yer alıyor.

 

 

 

Sonbahar Düşleri I

Çamurdan oyuncaklarda dağıldı çocukluğum
Başağın su sıkıntısında
Hep ağrıdı yüzüme kazınan bozkır
Ellerimdeki buhran, sesimdeki tenha

Kimse işitmedi çan çiçeğini
Topraktaki yangını bilmedi tohum
Kırmızı soluğunda alev alev bir ırmak
Ünlemsiz hayatları dolaştı durdu

Yaban bir kederde kaldı akşamın eğrisi

Beyazımda hırçın bir tarih bu yüzden
(hem sadece beyazı anımsanır kadınların)
Bu yüzden az pencereli açık yalnızlıklar
Sonbahar üşümeleri ve saklandığım kuytular

 

Kuytumda

Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını
Albümün tozunda darmadağın anılar
Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi?
Neye dokunsam çürüyorum kuytumda
Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı

Sözcükler dalgın ve upuzun üzüntü
Çiçeğin ruhu üşüyor gürültünden
Gölgen de kalmadı bak, o itiraz
Bekleyiş eritiyor buzdan sarayı
Nedense dili yok gecenin ağzında

Dal üstü bir konmak bizimkisi
Tanrılar bile baş edemedi işte sonsuzla
Zaman unuttu dipteki batıkları
Yollarda aynı kaygısızlık yine
Şimdi ancak karanlığımıza gidebiliriz

Boşluğunda dolaşıyor paslı bir hançer
Kahverenginin hüzün olduğu kalıyor geride

 

 

 

Çünkü Annem

 

Çünkü annem bir yorgun zorunluluk

Yüzünde içi çiçekli eski kutu duruşu

Neydi unuttuğu mutfağa girip çıkarken?

Dalgınca boyayıp duruyordu kirli göğü

 

-Annem yelkovanın bıkkın dönüşü

 

Tek katlı evlerde mutluluklar aradı. Yok.

Çok çocuklu evlerde cıvıltılar istedi.

Yok.

Çukur yerlerinde geçmişin titreyişi

Toz suretinde yapışmış anılar duvara

 

- Annem bir tekerlemeydi odalarda

 

Geçkin yazlarla soldu ahşap düşleri

Eski bir telaşın dinmez sancısında

Ağlardı annem gülmek gibi dururken

Küçülür incelirdi aya baktıkça

 

-Annem balkıyan bir göl gülümsemesi

 

Bir kuşun uçuverişi gibi kolay ölümler çağı

Rahat yataklarda dikeni batar gecenin

Örterken annem yıllanmış perdesini

Babam bir ünlemdi akşamla uzayan

 

-Annem ki deltaların yazılmamış tarihi

 

 

(Dize, 100)

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön