Gültekin Emre (1951)

 

 

Zamanı Durdurun

 

Topal gün, acı şafak, kırgın güneş, eski deniz, korsan talih

Zamanı kim durduracak? Zamanı kim durduracak? Kim?

Kör hayat, kor umut, kar beyazı gece, gelinlik rüzgâr

Zamanı sen ben durduracağız, zamanı sen ben durduracak

Narla ovdum gölgeni, dünle ovdum düşlerini, sardunyayla

 

Bu aşk öldürecek beni, bu resim hep gülmeli, bu aşk hep sürmeli

Resmin cebimde yanardağ, lavlar sarıyor kalbimi, kalbimi

Herkes kendi dilinde şiir yazmalı, yazmalı kendi dilinde şiir

Çocuklar dağda yaşamamalı, çocuklar dağda yaşlanmamalı

Üzgün kapı, küs pencere, yamalı duvar, uzak balkon, boş bardak

 

Kuşlar her yere yuva yapmalı, kuşlar her yerde şakımalı, kuşlar

Aşklar konuşmalı, hayattan konuşmalı, ölümden konuşmalı

Yol veriyorum yaşamıma sen olmayınca yanımda, sen olmayınca

Kim durduracak zamanı? Zamanı kim durduracak? Zamanı kim?

Özlemle ovdum kokunu, kalem kutunu, inci taktığın boynunu

 

Tersi yok zamanın, zamanın tersi yok, tersi ayıp resimler

Bir sen kaldın elimde, bir sen, bir de gölgen, bir de incin

Berduş bulut dolaşıp durma başımda, avare yenilgi gir koluma

Masum katliam sokul yanıma, silik haydut hayat düş yakamdan

Kan nakli, korkak koku, puslu kahkaha, incinen ince dil

 

Eller yukarı ateşkes

Eller yukarı hayatım

Ben burdayım

 

 

 

Gece Düşleri

 

gece düşleri alır götürür beni
sığınmacı akşamların hüznüne
-ne çok şey anlatılır ya da anlatılamaz
baskının direnmeye davetine
ölümlerin yeniden dirilmelerine
 
bir kent düşünün her evde bir yaralı
-ya ölüler ya ölemeyenler ya ölümü bekleyenler
düğünlere kan bulaşmış bir kez
-sevgiler tutsak tek kişilik hücrelerde
sular da çürür yetmişiki gün boyunca
 
gece düşleri alır götürür beni
dimdik yüreklerin yanında nöbete
şarkı, türkü, şiirle dolmaya
kilit vurulmuş denizlerin dilinde
balıkçıların ağında mavi köpük olmaya
 
yabancı akşamların karanlık gülleri
mektupların yanıtsız kaldığı günler
acı haberler bizleri bekler kuytularda
yapraklar sessizce hıçkırır ezgilerimizi
gözlerin, dost gözlerin sönmeyen sevgisi
 
gece düşleri alır götürür beni
elimde bir gül fidanı
kaşların namlu gibi çatıldığı sedirlere
dillerin bıçak açmaz suskunluğu
kararlılıklara, antlara, akşamalacalarına
 
ve sen gelirsin şafağın ilk rengiyle
penceremde kuş olmaya
 
(Gece Düşleri’nden)
 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön