Gülten Akın (1933)

 

Bir Kayığa Biner Geceleri

 

Tadını, yağmura duygulanmanın
Paylaşır kuşlarla biri gizlice
Gülmesini tutamamış bir sincap
Sallanır utanç bahçesinde
 
Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen
 
Uzun sokakların ucunda evleri
İlk denemelerden geri dönülmüştür
İtildikçe, içe durduğu bilinen
Bazı dostları yitirmeye gidilir
 
Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen
 
Bir kayığa biner geceleri
Sığlıkta o kadın tek başına
Dua biçiminde inceltir korkuyu
Sunar içtenliksiz, tanrısına
 
Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen
 

 

Eskiyen Karısı Adamın

Ben onu ne iyi yavaş yavaş

Dokunsam saklasam eskitsemdi

Nerden nasıl görmemle birlikte

Bunca kişi kullanıp eskitti

 

Eskimesi öyle yoğun öyle hızlı

Dökülür bir dokunsam nerelerine

İncelmiş bir yeri alıp kondukça ellerine

Usa bir çin vazosu getirmeli

 

Bir baba özenle silinir bazen

Bir kukla bacıyla salına salına

Girerdi az kişili soylu oyunlara

 

Birden kendi başını karıştırırdı

Yıpranmış derisinden içeri

Kızgın karanfil parmaklarıyla

 

Çocuk sevgilerimin yergilerimin anası

Geçim evli buz evli kor evli

Çık gel tasa göllerinde sana ben

Karımdı nasıl söylemeli.

 

(Kestim Kara Saçlarımı’dan)

 

 

Korkak Kadınlar Şiiri

 

Onlar için pazarlar, erkekler
sevda ile sıkıntı arasında
bir gider bir gelirler

gencömrü aşmak, bir dağı aşmak
sırtta çocuklar
sonra da genç sanmaları kendilerini
ol sebeptendir.

saati sormadan korkuları vardır
yitirmek tek yılgı
sevdikleri sevmedikleri de olmuşsa zamanla
şakırlar sevdiklerini de
ötekini nevroza dönüştürüp saklarlar.

 

(Düşlem, Ağustos 1997)

 

 

 

 

Bölünen Kadınlar Şiiri

 

Sonsuz tenin bir serap olduğunu

bilen kadınlar

sonsuz tine büyücülerle yönelen kadınlar

 

kısık bir perdenin o gerçeği

gösterdiğinden umutlu

bir perdenin kısık yeri kadar

incelen kadınlar

 

dünya, nedir onlardaki yansın

demir mi, ateş mi, belki cehennem

pervaneler işte, renkli camlara

çarpa çarpa hayal kanatlarını

tükenen kadınlar

 

(Kitap-lık 28,Ağustos 1997)

 

 

 

 

Yeniden


Karanlık bastı mı gelirsin
Penceremin dibinde durursun
Oyuncaklar kabartma harfler gibi
Elle tutulur gibi garipliğin

Elişi kâğıtlarından çiçekler yaparsın
Yeni şekiller görülmedik renkler ışıklar yaparsın
Dünya güzelse daha güzel olur
Bir şarkı sıcak sıcak yayılır ansızın
Uzanır ellerin gözlerimi örter
Bütün düzenim bozulur
Karanlık bastı mı seninle gelir
Nasıl döner durur ortalarda
Çağrışımlardan kopmuş bir sürü
Terdirgin kuşlar gibi kelime

Elinde aynaların bin bir yanlısı
Ne yandan baksan ölüm
Kurtul dersin kurtul kendinden
Unut yitiklerini
Seni yargılayacak kim

Karanlık bastı mı gelirsin
Penceremin dibinde durursun
Oyuncaklar kabartma harfler gibi
Elle tutulur gibi garipliğin

 

Mavi Kuş 4


orman arkadaydı deniz önümüzde
teldikenler çalılar kum
gökyüzü heryerde

yorgunlardık, ormana denize gitmedi kimse
uçtuk aydınlıkta değişen bulutla
gece binitimiz yıldızlardı

herkesin dilinde yolculuk sözleri
kırk yol vardı da birine hiç gidilemiyordu
yorgunlardık, o gidilmeyene aklımızdan gidiyorduk

bir masala girilip çıkılmış gibi ansızın
bütün işaretler silinmiş, yoksanmış
sırlar ülkesinde şah bir sırdı
o düşleri bir kez de biz yorduk yorduk
bizi tutsak ederlerdi biliyorduk

bizi tutsak ettilerdi, bu değil
sonraki yordu
gündelik şeylerin sırrında duruyorduk
küçümsediğimiz hayatla cezalandık
sıradan, olağan

sürgün ettikse de kendimizi
yanardağlarımız küllenmedi
her gece uçmadan caymadık
arayıp durduk
Mavi Kuş hangi yıldızda
Mavi Kuş nerde?

 

Kestim Kara Saçlarımı

 

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön

Yasaktı yasaydı töreydi dön

İçinde dışında yanında değilim

İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi

Bu nasıl yaşamaydı dön

 

Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti

 

Tutsak ve kibirli -ne gülünç- 

Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez

İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı

Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum

 

Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi

Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -

Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın

 

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi

Bir yaşantı ile karşılayanlara

Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum

 



 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön