Haşim Çatış (1952-1996)

 

Bu Son Şarkı

 

Bu son şarkı silahlarım tükendi

Ne bir sevgili ne bir gül

Yanıma alıp gezdiğim beş yıl

Şiir dedikleri korkunç dikendi

 

Bu son şarkı silahlarım tükendi

 

Bütün siyahlarıyla

Yaklaşan cellat

Ve içimde koşan delirmiş at

Şiirdi yani uçurumun kıyısında

Sonsuz bir gezinti

 

Bu son şarkı silahlarım tükendi

 

Şiir dedikleriymiş o

Tapılan bir zehirmiş

Geceler geceler boyu

Çaresiz intiharlarıma

Elleri sinmiş bir kadın

Belki tek kadın o

Vücudunun her bahçesini tanıdığım

 

Bu son şarkı silahlarım tükendi

 

(Şiirler’den)

 

 

 

Dalgınlıklar Meleği

 

Yüzyıllar önce geçtim bu ormandan

Şarkılar dolaşıyordu kanımda

Dalgınlıklar meleğiydim o zamanlar

Sonsuz fırtınanın kucağında

O şimşekler sevgiler

Ve gülümseyişler çağında

 

Giderdim ümitlerle duygularla

Kırmızı mavi uçurum duygularıyla

Hiç geriye bakmadan hiç kimseyi görmeden

Arkadaşlığı ve aşkı bilmeden

 

Ve dönüp bakardın sen

Pırıl pırıl bir bakışla

Uzak bir yaz gününden

Ve izlerdin beni hiç görünmeden

 

Yürürken ormanda yapayalnız ormanda

Gizli sesler yürürdü benimle

Anlaşılmaz sesler yanım sıra

O yapayalnız derin ormanda

 

Yürürdüm ormanda ve tehlikeyle mutluluk

Karşılaşır öpüşürdü kanımda

Kanımda ışık oyunları aşkın

Işık oyunları sakin ve güzel ışık oyunları

 

Uyurdum rüyalar görürdüm sonra

Hafif esrarlı endamlı rüyalar

Ve tuhaf bir ayak sesiyle ürperirdim

Yankılanırdı ses ben uyurken ormanda

 

Bir isimdi gezinen unuttuğum bir isim

Bir fısıltı gibi o sessiz saatlerde

Anlardım o derdim geçiyor işte

Deli gibi çarpardı kalbim öperdim o fısıltıyı

O sessiz sarışın saatlerde

 

Sakin mutluluklar içindeydim sevişir gibi rahat

Sanki sonsuz bir lodos okşuyordu yüzümü

Annemin nefesi gibi

Tanrı’nın fısıldayan sesi gibi

 

Yürürdüm işte ben dalgınlıklar meleği

Yürürdüm yapayalnız derin bir ormanda

Yürüdüm hiç sabırsızlanmadan

Sonsuz fırtınanın kucağında

O şimşekler sevgiler

Ve gülümseyişler çağında

 

 

(Şiirler’den)

 

 

 

En Eski Aşk

 

Binlerce kez uçuruma düşürdüm aşkımı ipten ipe geçerken

Binlerce kez eşsiz bir gulyabani olarak ben

Sen gözlerime raslardın karanlıkta müptela gözlerime

Ve bir çocuk seslenirdi durmadan eski bir resimden

 

Sayıklardı bir rüzgar sardunya bahçelerinde

Küçük kız gülüşlerinden çıkıp geleceğini bir gün

Kalbinde kır sözleri sesinde gül lekeleri

Bir ışık oyunu gibi çıkıp geleceğini

 

Siz ey gece yarısı kaçıp giden sesler

İster misiniz yeniden bu aşkın yapraklarına dönelim

O küçük ve açık yeşil yapraklarına

Ve sen fısıldardın gülümserdin ansızın çılgın bir yaz

            tutuşturup kalbimin buz gibi mahzenlerinde

Bir yerden hatırlıyorum seni belki de karşılaşmıştık

                        o en eski aşkın denizlerinde

 

Uykulu kuytuda eşsiz bir gulyabani olarak nasıl da

                        çabaladım yitirmek için seni kadın

Gelip geçerdin ara sıra şehrin bu kaybolmuş adasından

Gelip geçerdin ara sıra çılgın bir yaz gibi kalbimin ortasından

Kaybolurdun sonra ve neden sonra müptela gözlerimi hatırlardın

 

(Şiirler’den)

 

 

 


 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön