İlyas Tunç(1956)

 

Kumdan Konuştuk

        kumdan konuştuk...
        kırdık deniz kabuklarının sır vermezliğini...
        batık kentlerden, kırık amforalardan, derinlerdeki
kıpırtılardan konuştuk; kumdan... dağılıp giden
inceliklerinden, çıplak ayak izlerinden... unutmadık
ahşap iskeleleri, ölgün fenerleri, paslı demirleri...
unutmadık suya düşen ay tanelerini, zühre yıldızını,
gecenin görkemli sevgisini... daha başka şeyleri de...
çünkü şarabın iyiliği vardı, aşkların eskimezliği,
yunusların bilgeliği... dedik, madem ki çözüldü çıma,
mademki yitirdik yekesini günlerin, konuşalım...
         konuştuk...
         derisi dikenlilere, lapinalara, ahtapotlara
değinmedik hiç... es geçtik yengecin yanlışlığını,
yosunun sorumsuzluğunu, kıyıya vuran dalgınlığını
medüzün... es geçtik çakıl taşlarını, katran lekelerini,
yanık mazot kokularını...
           şaşkın bir mürekkep balığı takılmıştı ağımıza...
           biz yalnızca konuşuyorduk...
           ince şeylerden...
           kumdan...

(Agora, Ocak-Şubat 2002)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön