Müslüm Yücel(1969)

 

Harran

 

Bedevi bir yalnızlıktır beni saran çöl

Kitabelere sığmayan dövmelerdir inimdeki gurbet

Gitsem Kerem’in külü savrulur,akıl esir kalır ruha

Sussam sabahları kararır bütün sokakların

Çamurlu bir ayna gibi yayar kendini zaman

 

Çokça ayrılık sığar ölüme

Bir canda yüz bin beden çırpınır

Suyun yüreği ateşin sesiyle birleşir

Toprağın kalbi durur

Çığlıklar diken üstünde, sesler gömülmüştür

Gece serilmiştir çöle.Güneşe mayın    

ömrümüze buğday ekilir 

Harran yeşilinde soyulmuş bir şehirdir şimdi yeraltında

Gölgesinde ruhlarımız ayrılır ve tarih kendini yanıltan  

bir bellektir burda.

Tapınakların rahminde tanrıların hücresi

Yere inen krallar, biçim değiştiren yüzler

Ve her karesi insanın yenilgisi olan dua

Sin yüzünü kapatır, acem sırtında taşır kendini,  

zerdüşt kovulur yurdundan

Çöl biter…yol başlar

Uygarlık adına demiryolları… çeliğin ihaneti

Savrulan gün…Ay’da şeytanın surat buruşması  

harelenen insan… ve artık gülyağı minarelerin harcında   

her dilde sussan esrik bir köle çığlığıdır Harran.

 

Ah okusan… konuşan sesim olsan, dursan

Gölgesi olsan gidenlerin:Harran

Sen yüreğimden çıkmış gibi sırılsıklam.

 

(İpek yolu’ndan)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön