Mustafa Atapay (1977)

 

1977 Afyon doğumlu. Marmara Üniversitesi Matbaacılık bölümünde okuyor. Şiirleri Hasta Eşekler, Şiir Oku, Budala, Üç Nokta, Kaşgar, Başka, Son Kişot gibi dergilerde yayınlandı. Henüz bir şiir kitabı yok. İstanbul'da yaşayıp yazmaya devam ediyor. 

 

 

 

Tenimde Bir Böcek

 

ruhun salyasındaki tuz kamaşma

zamanı yakan ekşiten

yağan çiy gibi basan sıkıntı

yüzümün çeyreğini sıvazladım

ben kendi ruhumun mağarasına sürülen bir eczacıyım

ben anneme cezayım, rahmini kanattım da çıktım

gülleri yırtın, günleri çözün

sarhoşum ey Tanrı'm!

yakılmış güller gibi meczubum

kızlar serserileri seviyor diyordu bir film

suskun dudaklarımda uçuklar çıkıyor bu yüzden

aşka bir çare düşünüyorum.

üzgünüm

çıkrıklarla kalbimi zaptedip kuyuya salıyorum geceleri

karanlığın bildiği birşey var

dünya uzunca bir süre ölmediğim bir yerdir

dünya başka birşey, bir yabancı

beni alın buradan

yaşadığım için öldüğümü anlıyorum

tenimde bir böcek

ve beynimi kavanoza koymam lâzım

 

 

 

 

 

Kuyu

 

bu sıkıntılı geceden bir şey mi umuyorsun

sıcak su gibi sarmış çevreni

yıldızlı bir kuyuya düşmüşsün

ya da içinde yıldızlı bir kuyu var

 

gömleğinin düğmelerini çözmüş

ağzında sulu yaz meyvelerinin ballı tadı

terlemiş göbeğini yaz rehavetiyle sıvazlıyorsun

 

kalbin pırıltılı bir cevher değil senin

ah! kalbin morarmış vesvese içinde

duru ruhun miskin ve de çamur

 

her akşam çay bahçelerinde

avuntusuz denizin seyrine dalıyorsun

çayı değil denizi karıştırıyorsun

 

yalnızlığın tadı pek acı

lanetlenmiş bir kuyunun içinde boğuyor seni

aklı kör ve fikri şaşmış bir adam

pervane dönüyor beyni oyun yapıyor ona

ışığın aldatıcılığı gibi

sürüklenmiş bir sandığın içinden

hiç görmediği şeyler çıkıyor sanki

 

insanların gözleri ona köpekbalığı

güçlerini hissediyorum onların

güç bir elmastır

parıltısı insanları körleştirirken

köleleştiriyor bir yandan

 

ben de gücümü kınında saklanmış

bir kılıç gibi tutuyorum kalbimde

düşmanımı seçemiyorum pusudadır belki

kim bilir belki sevgili suretinde gözükür

kirpikleri kanıma batmış

belki de eşyanın içinde gizlidir

kim bilir bir diktatörün

altın kaplama dişidir

 

Ey Tanrım!

bir düşman mı arzuluyorum yoksa

kurulmuş  bir saat gibi gergin

şüphelenip her şeyde görüyorum onu

 

sadece kutsal toprağımın

yeşil başakları içinde

kılıcımı saplamak  istiyorum

 

 

(Kaşgar, 37- 38)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön