Mustafa Köz (1959)

 

Ne Anladık

Bazı zulümler bir tayın doğrulması kuru otlardan
bir samanlık yangını bazı zulümler
su sesini yolcu sanan Adilcevazlı çoban kızın
masmavi kirpiğidir bazı zulümler, gizli bir ovayı
dağılan bir suskunluk olarak takmış göğsüne,
kör bir istasyon şefinin öğle uykusudur bazı zulümler
çağlayanlar, gözeler, ırmak boyları, yıkık bir sanatoryum

tipide donmuş bir köy öğretmeni, terekesi yalnızlık ve keder
yaprakla dolar kapılar önü, üç kişi çıkar sabahla evden
bir tabut, bir takunya, bir sarık
ayaklarına mayınlar giyinmiş köylüler
tanrıdan çok gökyüzüne inanan, sütle boğulmuş bebe
Gediz pazarında çocuklarını yitirmiş bir kadın
gözleri kıyıya vurmuş iki gemi iskeleti

Evler dağılır, karteller, üniversiteler, pazar yerleri
her yerde alışıldık bir korsan baskını
her şenlik, bir yas günü doğuda ve batıda
fenerler, hamayıllar, kınaçiçekleri,

vurulmuş üç jandarma, üç kaçak
boynuzlarında göller büyüten bir geyik
durur eski bir çarşı izni gibi tedirgin
mektuplara pul diye yapıştırılan kardeş ölüleriyle

seviyorum seni dersiniz, aşk, o bizim yaralı, küçük hayvanımız
seviyorum seni, nasıl söylerse şimşekler şarkısını
nasıl taşırsa kırlangıç, yavrusunu hırçın bir alışkanlıkla
nasıl girerse odalara gün ışığı, karıştırmak için kitaplarımızı
ışıtmak için kararıp duran küskün kalpleri
aşklar ki yemyeşil bir aydır,

pencereye pervaz ruha merdiven
zulümdür onlar da hiçbir şey bizim değil

şimdi bazı zulümlerdir herkese kalan
onlar ki bir saat gibi işler şuracıkta
içimizde, derimizin altında, bir akşam yemeğinde,
bir garson gelir incelikli, tepsiler dolusu zulüm
birden kararır ortalık masalar, vazolar, umarsızlık gülleri
ne anladık kimleyiz bir kadın,

köylüler, öğretmen, istasyon şefi
bebek, garson, sığırtmaç, üç jandarma, üç kaçak

ne anladık zulümden başka dünyadan.

(Ateş Bağı’ndan)

 

Belki Bir Nehir Azalır

 

Belki bir nehir azalır dökülürken denize,

çoğalır acıyla ve her şeyle, kim bilir

ve deriz ne zamandır görmemişiz, neyi görmüşsek

gül taşıyan, karanfil çiğneyen, sözcükler çırpıştıran

bazen epriyen bellek, bazen de birkaç şiir.

 

Dağılan ve derlenen bir ormanı bırakarak geride,

yaşarız yıllar yıllarla ve her şeyle, kim bilir

ve deriz ne zamandır gitmemişiz, neyi gitmişsek

çünkü ağrısıymışız bu biten, hayatın ve sevincin

yorulduk ey taflan diyerek aşktan da erinçten de.

 

Ey taflan, ey sulara atılan düğüm ve keder

kentler, nehirler ve utkular taşıyan bilge,

yiten anılardır, ki bellek, şiirin mihenktaşı

ve deriz ne zamandır bilmemişiz, neyi bilmişsek

çıkarız çocuklarla ve her şeyle hayata ve her şeye.

 

Siz seviyorsunuzdur bizi, ah evet seviyorsunuzdur

ne varsa erinçle, yengiyle kırgın ve sarsak

ve deriz ne zamandır gülmemişiz, neyi gülmüşsek

çünkü akan her nehir durulur ve susar acının andacında

geliriz güllerle, ardıçlarla gönenmiş patikaya.

 

(Evrensel Kültür, 31)

 

 

 

 

Bir Ağacı İlk Adıyla

 

Sen ki ipek örtüler gibi kımıldıyorsun içimde

garsonların, aktarların ellerindeki yaz güneşleriyle

durgun sularımsın, aksın mı akmasın mı bir türlü

çevrilmiş iskemleleriyle kır kahvelerinin

ıslak kilimler gibi günler geceler

yabansı bir koku almış yürümüş

yüzünün en güzel yalnızlığından,

oysa yılın ilk çıtırtıları içindeyiz

dün yağmur yağdı, yarın yine yağar

her yerde bir sümbül sesi, masmavi

bir zar gibi kaplamış dünyayı

dünya dediysem, bir yalnızlık seninle sen arasında

 

biz bu yalnızlığı aldık, çarşılar pazarlar gezdirdik

örtük kapılarla sıkı sıkıya

sözgelimi bir sandal ölüsüne doluşan bir tutam gökyüzü

bir bulutun gecikmesi, bir adamın dalgınlığı

bir atın sürçmesi, sonra vurulması

sonra o uzaklık, korkuluklar gibi dikilmiş bahçelere

sonra yüzün yarıya inmiş bir bayrak, bir dilim gün ışığı

bir elma gibi tutuyorum aklımda seni

bazen yeşil, bazen göz alabildiğine sarı

işte, ağır ağır büyüyorsun da nedir öyleyse bu kamaşma

bir ağacı ilk adıyla çağırmaklık, nedir öyleyse bu karanfil

patlaması

 

aşksa aşk, her yengeç kendi suyunda sevgilim

 

(Islık, 21)

 

 

 

Su Takvimi

 

Elim varmıyor ki yazsam aşk şiiri 

otursam masa , küllük, islemle  

oturmasam istasyonlar,çingülleri 

bir zaman gitmişim, git allah bitmez

yazmakla başlamışsam bu aşk da dar ikimize 

uzakdoğu, küçükasya, üç dilde kil tabletler  

kim kazır kim eşeler, kim söyler okumaya  

sen kıyısız bir kasabasın, üstünde Aral gölleri  

yürüdüydüm onu da tuzaklar , faklar   

belki Asur’dan başlamalıydım seni sevmeye  

bir kral başı, kuzeye akan bir ırmak  

kavmine mayın yarası gibibağlanan bir yetim Musa  

ney kokusunda boğulan bir semazen  

hırkasını bir atlas hüznüyle gezdiren bir Kazakabdal   

Palandöken Dağları’nı saat gibi kullanan bir eski mezra 

kırgın, unutkan bir bahçıvan  

-ki kuyu taşı gibi içedönüktür yenilgilerden  

bu sözler senin için  

kekre bir yemiş gibidağılan ağızda  

bir nar, bir peygamber hurması   

öylesine bir taam 

öylesine bir istek  

öylesine bir ateşçiçeği 

öylesine bir bedesten yalnızlığı  

öylesine çatılmış silahlar  

gürlüğün, çıplaklığın, iyiliğin silahları  

kurulmuş üstüne yeryüzünün   

Ortodoks bir aynaya bakar gibi uzun 

masmavi bir bere gibi güvenilir 

ağaçsıl bir dünyaya inanır gibi serin

düzeltmekte cevahir, anlamakta toy 

bir aşkı şemsiye gibi tutmakta usta 

birazdan yıkılacak bir köprü gibi sıkıntılı 

neydi gelmelerden gitmelerden o mekik, o palanga

      

bir elinde dalgın bir kasımpatı, gökkuşakları  

güngörmüş bir yangın yeri öte elinde.

 

(Yasakmeyve, Kasım-Aralık 2003)  

 

 

 

Gidenlerden Biri Gibi

 

Ben suların çağrılısı ozan,

geldim aranıza, gidenlerden biri gibi

size yakın, kendime uzak

bütün koruganlarım yıkık artık.

 

Geldim aranıza, gidenlerden biri gibi

hüznü rengârenk yazma, onuru keten mendil

bu nasıl ömrümdür ki kavruldu tarla tapan,

alnımın bir yeri var kimsenin gitmediği.

Suları düğümledim, ödedim bedelini ateşin

kemiğin uğultusu etin denizinde

geldim aranıza, gidenlerden biri gibi

yanarken de görklüydü insan.

 

Ben kendini Mustafa Köz sanan ozan,

kestim kurdelesini yüreğimin sizin için

şenlikler, şehrâyinler, donanma fişekleri

geldim aranıza, gidenlerden biri gibi.

 

(Evrensel Kültür, 21)

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön