Mustafa Muharrem(1968)

 

1968 İstanbul doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Bursa’da tamamladı.Gazi Ü. Türk D .ve  Edb. bölümünü bitirdi. Haftalık Ülke Dergisinde siyasal yazılar ile göründü (1996-97).Şiirlerini ve şiire yönelik görüşlerini Hece ve İpek Dili’nde okura sundu.

Yayımlanmış Eserleri: İsa’dan Önce Gül(Şiir/Hece Yayınları Mart 1999), Öç Terimleri (Şiir/Sır Yayıncılık Mayıs 2002) ve Şiirin Fiilleri Hakkında(Deneme/Sır Yayıncılık 2002) . Halen Bursa’da yaşıyor.

 

 

Garez

 

 

kuşlar gitti   

yağmursa duruş alametleriyle dişi bir org 

tıyneti edindi şehir  

ve hiçbir kuşku bilmez öpüşmek nedir  

nasıl bir dudaksızlık şavkı bu  

sözcüklerin zangocu  

incir için yedek peri  

ıskartaya çıkmış bir ısırık elma için 

hançer bahaneleri pazenin ve tülbendin  

 

 

kuşlar gitti 

ödlek vaadler vadisinde  

bisiklete biniyor ümmi gece  

bir babanın alnı kırış kırış  

bir anne  

saçların ilmine yuvalanarak  

sunuyor sur ihtimalleri heybesini geyiklere   

bir kızdaki kar iniyor meleksiz  

sönüyor bir çıra   

künyelerin fesadına kanarak

 

       

kuşlar gitti    

her ağaç 

uzak gündüzler iblisini anarak     

esnemesinden müzevir mevsimler silkeleyen bir kadın   

sayılır   

kuşlar gitti  

artık alnımız yetim şarkılara pusat kalır 

bir us kıpkızıl kapanarak  

üzümler öder mahşerler alır

 

 

kuşlar gitti  

delinmeden saf ağrılar sepeti seher   

tekme gibi vurmalı yabanlığı çisentiye  

çarşıları yakmalı   

elimizin batık kalyonlara kardeş  

menekşe vezniyle  

bir manolya koparıp bir şairi öldürmeli   

gülsek bile perçemi softa ilgisizlikler  

sarışın Bizans dengeleri  

ve ayin 

ağustos mızmız   

yemin dilber              

 

 

kuşlar gitti   

kaç deniz varsa  

çocuk başlarına dair hırçın menkıbe  

kaç kemanı yalamaktan oluyorsa   

gökteki pütürlerin oynadığı ganyan  

orda namlulara sevgilim aç kediler sürmeli

 

(Öç Terimleri’nden)

 

 

 

Eksi Süleyman

 

benim belkıs ben örümceğin    

kumla konuştuğu lisan   

ses heybesini şeylere boşaltıp   

yüzün uçabilecek yüksekliğini   

bağışlayan serçeye  

şarabın al kabilesi ve  

bir şan değmemiş  dudağı ekmeğin  

seherin bu kaçıncı emri   

bu böğürtlenin   

bu kanın kekeme skeci   

 

 

benim belkıs    

ben su sâzendesi  nisan  

kim  

eye gibi sürter içini kesemedikçe geceye   

kim   

iliğinde müzevir bir gök için   

tasvir akrepleri için  

kelime için    

söz için   

yakamozu güvey veren bilmeceye      

 

 

benim belkıs    

ben geyik endişesi ben av  

unutuşun bastonu  

ökçeleri rüzgârdan yontulan sav     

 

 

benim belkıs  

ben kendimi yağmura  

“çöl intihar etmez” hükmüne delil   

diye asan    kapındayız ben ve mağara   

yani kuşlar işaretin tekerlekleri   

yani kavlimizin zenaati mutlak bora   

 

 

sen beni kılıcı kör beyazlık san    

benim belkıs   

ben olmayan süleyman 

 

(Öç Terimleri’nden)

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön