Nilay Özer (1976)

 

6 Mart 1976’da İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi. Biyoloji Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi. Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. 1995’ten bu yana şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanıyor. Zamana Dağılan Nar (1999) ve Ol! (2005) adlı iki şiir kitabı bulunmakta.

 

 

Manolya

 

              Çengelköylü İlya Çarligis’e

               ve Mıgırdiç Margosyan’a

kaçak yolcularısınız sanki hayatın
beklediğiniz hep yanlış durak
işler kesat bir agora indiğiniz
hangi kapıyı çalsanız üç günlük misafir karşılaması
oysa yerleşik sevdalara göredir insan
göğsünüzde kutsanmış bir ülke gibi duran
yüreğiniz kocaman bembeyaz bir manolya
limonlu çay kokusuyla serinletir anıları

miras kalmış acılar eşyaların yüzünde
yüzünüzde kıta kıta ayrılık
din din ayrımcılık perçinlenmiş öfkenizde
yine de bir vaftiz gibi hatırınızda kalan
şaraplı Pazar günlerinin fısıltısı
kendi dilini konuş kendi dinini yaşa
ama hayat kocaman bembeyaz bir manolya
her dilde aynı kokar
ve kapatır kendini her dinin akşamında

hala yağmalanıyorsa yarınlarınız
susmak günah çıkaran bir inanç gibi
anlatmalı kendi öğretisini
değerini bulsun diye bu bin renkli mozaik
geleceği kurtarmalı geçmişi yargılayan
yüreğiniz kocaman bembeyaz bir manolya
düşmanca mı susar dostça mı bakarsınız
gözlerinizin rengine karışamam...

 

(Zamana Dağılan Nar’dan)

 

 

 

Yoksul Yokuşu

yoksulların çocukluk fotoğrafı az olur
hiç olmaz belki de avuntunun bez bebeği
misketler yuvarlanır yokuş aşağı
her şey masallar kadar yakınken gerçeğe
sabahları umuda yoran babalar
akşamları yarı bunak ve kambur
yokuşu sırtlanıp da gelirler eve

çok yokuşlu semtlerde yaşadık hep
derimiz de bahtımız da abanozgillerden
beş taştan biri yuvarlanır dört taşa
kız oyunu der çekilir erkekler
eğilir topaçlar ve gazoz kapakları
ölüler de yoksulluğun payandasıymış gibi
eğik yatar mezarda yokuş aşağı

ama gülümsemiştim bu yokuşa ben bir kez
ancak ilkokula başlarken çektirdiğim
ödünç yakalıklı fotoğrafımda
kuş ayaklı bir sevinçtim yokuş yukarı
bir kamyon freninden koptu yokuş aşağı
altında ben okulda fotoğrafım
avuntunun bez bebeği hiç olmadı sanırım...

 

(Zamana Dağılan Nar’dan)

 

 

 

Zor Sokak

                      

                          Nurer’e

 

bir gülün tam ortasından geliyoruz 

izini sürerek aşkın beyin kabuğunda 

türlü taşlamalara direnen mısraların

bırakma elimi inadına bırakma 

muhitinden geçiyoruz ayıplanmanın

 

zor sokağın namusunu bekleyen 

horozları kılıbık üç beş silah en fazla 

tehditleri bile aç el ele yürümeye 

minareden sarkıtılan kayıp çocuk anonsu 

kulaklarımıza ibret küpesi diye

 

hayat bir kurt masalı yarın aynısı dünün 

zor sokak sahnesinde sevda pandomim 

gizli hayranlık mı suskun alkışlardaki 

ancak çiçekler camdan cama sever dostum 

duygular dölleyemez uçan ihtimalleri

 

bir gülün tam ortasından diğerine varırız 

zafer kazanmış damlaların gizlendiği  

arkamızda ışıklı çakıllar bırakarak  

sevişmeye hazırlarız düş ormanı geceyi 

yeraltı suları dehlizler ve sır

 

yazık ki uykudadır zor sokak sakinleri…

 

(Zamana Dağılan Nar’dan)

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön