Osman Hakan A. (1959)

 

 

Tekvin

Beni öldür!..
Beni öldür!..

Akşam, uykuya dönüktür,

Vücud, dalgalanır, kahır...
Doğrudur, hatırlama...
Pencereler... tenim,
Uzakta... Sokaklara çıkmalı!..
Balık suya, ağaç toprağa,
insan aşka, üzülür,
Yağmurla... gece çocukları...

Beni öldür!..


Beni öldür!..

Gün, akşama dönüktür.

Zaman, akar kitaba
İnsandan harfler, boşalır...
Çifter çifter, girerler kağıda
Her yandan mürekkep, dökülür
Siyah bir gözyaşı gibi...
Ölmek... gölgelenir, yazla
Hatıralar, ihtiyaç... açılır
Uzakta... Çivili!.. Pencereler, kapılar
Endaze, ağaç, katran... Üzülür,
Yağmurla... gece çocukları

Beni öldür!..
Beni öldür!

Ben, bana dönüktür.

 

 

Çocuk ve Ölüm

 

Tüy

 

                        Rü’yâ bu. Yoksa başka bir âlem midir ölüm?

 

 

Tozlu sözler bahçesi, rüzgâr sözler!

Örterdi çocukluğu, kar gülü

Gecenin asasını düşürürdü, yıldızlar

Gümüş yılanlardı sözlerin

Çıkış yolunu tutan gülümseyiş

                                               Söylenirdi…

 

Korku dökülüp yayılırdı geceye

Bakır tütsülerle solardı sanki

Ayın hançeri dolaşırdı yüzünde

Yıldız ölüleriyle süslenirdi düşlerim

Ürpertirdi yamaçların keskin dişleri

Dalgalar beyaz şövalyelerdi görürdüm

                                               Gözlerinizle…

 

 

Hat

 

Bakış çiçeği, zamansız gece

Rüzgâr sözler! Gömülerin yatağı

Gecenin örtüsünü açar ay

Kuşkuyla yanar yüzünün yolları

Gözlerinden düşer şelaleler

                                        Söylensin…

 

Ey beklenmedik basamak, serilmiş tüyler

Tozlarla örtülü aynanın adı sözdü

Anda bakıp şair kırardı kendini

Ey tutun aklın göçkuşlarını!...

Şüphe çığlıkları uzak hem kıyı

Düşerdi… bir dağ başka bir dağa

Ne kadar yakınsa o kadar

Yükleseniz gözlerimi bitmez

                                          Gözlerinizle

 

Ey bu şiirin şairi!... Zaman neresi?

Kimdir Osman Hakan?

Durağı kalbim olan kimdi?...

Hangi Zaman içindeydim?

Hangi hayâl uğraktı bana?...

Perde içindeydi Gülyabani, herşey…

Perdeyi kaldır da görün!

Çöz düğümü! Ölüm sözleri

Hiçlik uğultuları saçsın

                                   Sorulsun?...

 

 

 

(Göç ve Ölüm Şarkıları’ndan)

 

Yollar ve Çocuk

                   

                     Sevgili kızım Eylül’e

 

Uzak yaz giysili sesler!

Ağlamanın karşısına oturur keder./

ağlamanın kendine bağlamıştır kendini

bulutklardan kopardığım yüzler, sessizdiler,

gecenin ayağına sarılır, aksettirirdiler,

 

Râinâ…

 

Ey çocukluğum, sırların gecesine yürü,

yolların eksilmeyen sofrası

cefanın lezzetine kanıp

dağılsın sükûnun camı,

 

yollar ki uzakta devamlı gizlenen,

bir dağın sesidir: Anne!... Anne!...

yolcu hep yolcudur peşindedir,

güneşin kendi gölgesini aradığı

 

Râinâ…

 

Ey çocukluğum, sırların gecesine yürü,

sesim bütün yolculuk kesildi

hep yololdu sanki çocukluğum, hicran,

anne yakutta buğulanan acı, sesizdiler

gecenin ayağına sarılır aksettirirdiler,

Uzak yaz giysili sesler./

 

(Yol Şarkıları’ndan)

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön