Refik Durbaş (1944)

 

Hücremde Ayışığı

 

Sesimi sesinin üstüne koyma
kara gecede, karanlıkta, acılı
yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün
kan boğmadı daha korkuyu
kırılmadı kin ve öfkenin fidanı
 
Sesini sesimin üstüne koyma
ağzımda prangası tutuklu rüzgâr
 
Yanlış arama ölümden başka
kurşuna dizilen resimlerde
acıyla örülmüşse cesetler
ve ağlıyorsa hücremde ayışığı
üzgün değilim, hüzünlü asla
 
Yanlış arama ölümden başka
sırtımda falakası tutuklu rüzgâr
 
Yüreğimde mezarlar açma artık
kazıdım hücremin duvarına çünkü
zamanı kucaklayan öfkemi
acıdan üretilen sesimi
gençliği damıtılmış günlerimi
 
Yüreğimde mezarlar açma artık
elinde kırbaçları tutuklu rüzgâr
 
 
Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
korkuyu mu bekliyor o nöbetçi
niçin hiç konuşmuyor yıldızlar
şafak söktüyse nerde kar filizleri
uyusam uyansam her yerde bahar
 
Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
sesimde zincirleri tutuklu rüzgâr
 
Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
deli rüzgâr, çıplak suyun rahminde
artık ne hücrem, ne yalnızlık
eskisinden düşmanım karanlığa
ama hâlâ yanıyor yüreğimde işkence
 
Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
yüzümde kelepçesi tutuklu rüzgâr
 
-Söyle kim hak kazandı ölüme
 

 

 

Pusula

 

Annemin öldüğü yaşı çoktan geçtim
suyun vefası ve acılar
-bir de gökyüzü
çocuklarım olsa da
 
Babamın öldüğü yaştayım artık
gurbeti sıla, sılası hicran
Bir de yalnızlık
arkadaşım olsa da
 
Rüzgârlar yazsın aşkımı
 
Ama gönlüm hâlâ
oğlumun âşık olduğu yaşta
-sevdanın pusulası
anılarım olsa da
 
İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da
 
Biri Refik, öteki Durbaş aslında
 
 
 

 

Hüzne Misafir Günler

 

Alıp başını gitmişti başını gökyüzü

ay ve güneş,bulutlar da...

Kimsesi yok bir dünyada

bir ben kalmıştım

Sana özlemim bir de...

 

O özlemden dökülmekte işte

ölümüm siyah,hayatın sarı cinneti

 

Göğün gözü kara katrandı

yerin yüzü beyaz zambak

senin yüzün ufuk mavisi

benim yüzüm o ufukta

gövdesiz bir ağacın gölgesi

 

O gölgede uyumakta işte

hasretin mavi, vuslatın yeşil dehşeti

Kimsesi yok bir dünyada

Kim bilebilir bozkırın adresini

 

Nesli tükenmiş cehennemdim

cennetim sevdana emanet

bir de kuşlar ve çiçeklerle

yıldırımına gurbetin

sılasına şimşeğin bu davet

 

Kalbimin dehlizinde işte

cennetin de cehennemin de rengi

 

Yürüdüm ve kayboldum o renkte

adım ölümün ve hayatın adı

soyadım kimsesi yok bir dünya

kimliğim,kim bilebilir artık

yaşanmış ve bitmiş bir aşkın adresi?

 

Hüzne misafir olduğum günlerden

Kim ayıklar şimdi kederi ve özlemi?

 

(Milliyet Sanat,437)

 

 

 

Tuzak

 

Nefretin adresini mi soruyorsun
cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan
rüzgârı çalınmış yalnızlığımı mı
sevdanın adresini mi soruyorsun
ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan

 

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

 

Sensin çılgınlığımın zalım kaynağı
elemin aşktan damıtılmış alevi
taşarken yüzünden hicranın ırmağı
zulmetin vahasını mı arıyorsun
bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan

 

Yüzünde ay doğmakta. Seviyorum seni

 

Fırtınası çalınmış işte umudun
gençliğimin şafağı da haczedilmiş
acının ve aşkın tarihini yazmadan
su menzilinde akşam mı avlıyorsun
ikindisi kumral, baharı az olan

 

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

 

Çile kuşatılmaz demedim mi sana
nur heykeli, gün avcısı, ay alevi
yüzü bereketli sevdalar tuzağı
kalbimin adresini mi soruyorsun
soyadı hüzünlü, adı naz anılan

 

Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni

 

 

Çırak Aranıyor

 

Elim sanata düşer usta

Dilim küfre, yüreğim acıya

Ölüm hep bana

Bana mı düşer usta?

 

Sevda ne yana düşer usta

Hicran ne yana

Yalnızlık hep bana

Bana mı düşer usta?

 

Gurbet ne yana düşer usta

Sıla ne yana

Hasret hep bana

Bana mı düşer usta?

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön