Selahattin Yolgiden (1977)

 

 

7 Mart 1977 tarihinde İstanbul'da doğdu. Şiirleri Adam Sanat, E, Öteki-siz, Üç Nokta, Eski gibi dergilerde yayımlandı. İlk şiir kitabı Su Kıyısında Kimse Yoktu, Adam Yayınları tarafından Mayıs 2004'te yayımlandı. Müzik direktörlüğü ve DJ'lik yaptı. Halen İstanbul'da yaşıyor.

 

-Üful-

gece güneşi altında, altın iplikten kefen ördüm.kendimi

leylak bahçesine gömdüm, melekler şaştı parıltıma.

ilk ben gördüm: ne şaşaa: sesler, sular ve ömrüm!..

korktum emreden her sesten: " beni örtün, beni örtün..."

ah, beni seç, beni seç ve vur beni ey gözlerin tümleci!

şimdi nefes alımı uzaklıkta bütün görüntü: zevkler, ayartıcı

biçimleri zamanın ve ölüm ve ölüm: "beni örtün, beni örtün..."

gece ve kelebekler ve serab-ı ömrüm...ve ağulu sözcükler

hep yinelenen: kalkan ve mızrak ve aşk ve ölüm: kördüğüm,kördüğüm...

"beni örtün, beni örtün..."

 

 

Hazine

 

bin parçaya bölünüp

süzüldüm içeri.

her şeyi hatırlanan dün

tenimde izini bırakıp

çıktı gitti ardımdan.

bulandı baktığım duru sular,

bulandım

ve vazgeçtim artık  o yıldızı

görebilme umudumdan.

 

bir gün sonra; her günden önce bir dün

hep aynı silsile.

hazine içinde dediler durdular

falcılar bütün gece,

açtım içimi bulamadım.

bütün gece,sallanan bir koltukta

karşımdaki ben’e kendimi anlattım.

 

gözlerimde yandı durdu haykırışı

ilençli bir heykelin.

topraktan putlar yaptım

kendime dostlar yarattım

bir oda içinde

bir nefeste dağılacak şehirler

kurdum sarı kumlardan.

 

güzeldin,bütün yaz kader yıldızım gibi

parladı durdu gözlerin

yarım bırakılmış kitaplarda.

camdan  bir merdivenle

gökyüzüne çıkan bir yolda

gittim geldim:miraç?

acınacak bir haldeyim duy beni

her şeyim sana aç!

 

 

(Öteki-siz,3)

 

 

Zambak

 

yitik bir nehrin kıyısında kırmızı mendiller sallanıyor adak

ağaçlarında; meriç ve tunca! karakollarda geceleri

idare lambaları yanardı. askerler ağlardı durmadan.

ah bir sabah zambaktı kollarından tutup getiren yazı;

edirne’nin son havrasının bahçesinde gizlice ağlardı,

kokusundan gözleri yaşarırdı sokaktan geçenlerin.

ahşap kapılar ölmüş sahiplerinin yasını tutardı.

niçin gülüyorsunuz, gözleri suludur eski evlerin.

 

konuşmak neyi anlatmaktı? nasıl bir şeydi susmak?

süleyman amcanın dükkanına ‘horiste kirye’ diye

çat kapı giren müşterileri vardı basma ve kefenlik alan.

ninem bahçeye bakan divanında bütün gün ağlardı.

bir öğle vakti dayım geldi uzaklardan.-bak- dedi-beni

iyi dinle, bir zambak kalır bu şiirden geriye bir kokusu

bir de edirne, gerisi yiter zamanla, nerden aklına

geldi, nasıl bir duygu çiçeklenmiş saymak çorak bir bahçeyi?-

 

ali paşa çarşısı yanmıştı. yanmıştı oyalı yazmalar, ketenler

ve damatlık hayalleri. selimiye bütün kente yukarıdan

bakardı. üç şerefeli yıkılan minaresine yanardı.

ah bir sabah bir tabut kalktı musallasından: ninemdi!

gelinler saraçları arşınlardı, kollarında sarı bilezikler sallanırdı.

bir sabah kıyık’tan başlayıp kenti saran çığlıklar yayıldı edirne’ye,

bahçede zambaklar ağladı, evlendiği gün öldü özcan abim.

zh edirne’den bir hüzün kaldı bende, gözlerimde, gözlerimde…

                                                                   

(Adam Sanat, 216)

 

  

 

 

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön