Serkan Ozan Özağaç (1981)

 

26 Temmuz 1981, İskenderun doğumlu. İlk ve Orta öğrenimini aynı şehirde tamamladı. Sonra sırasıyla; M.Ü.İ.İ.B.F.A.Ü.İ.F. universite Lumiere Lyon 2. Paris’te Sorbonne Üniversitelerine devam etti. Hiçbirini tamamlayamadı. İlk şiiri 2000’de Milliyet Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Varlık, Türk Dili, Adam Sanat, Uç, Güzel Yazılar, Son Kişot vb.dergilerde göründü. Ağrılar Kitabı adlı bir kitabı bulunuyor. İstanbul’da yaşıyor…

 

 

 

 

 

Marıe Sophıe

 

 

Eski çağlardan geldim Marıe Sophie…Acılar kokan

Sardı ruhumun karanlığını güllerin örtündüğü peçe

Ömür bir kadehti, kırıldı sonsuz bir rüyâda

Sene: Bin yedi yüz otuz, Yer:Nedim Divanı’nda bir gece

 

Gözlerim köhne bir konak Marie Sophie…Nerval’den de eski

Yaralı bir zakkum gibi titrerdin rüzgârlı behçelerde

Kimindi kâlbin kanıyla yazdığı gazel?-Senin!

Ki hâla ‘Aşk bir yastır’,uğradığın o gizli mevsimde

 

Bin yılda yazıldı bu şiir Marie Sophie…Hep aynı geceyle

Terk etti beni şafak, yüzümde sönmeyen bir ateş

Haydi toparlan, gidiyoruz, işte açıldı Divân

Çünkü doğmak üzeredir, geçmişte bekleyen güneş

 

(Ağrılar Kitabı’ndan)

 

 

 

Marıe Sophıe İçin Rubailer

 

I

 

Uyuyorsun…Selene’nin hayatı başlıyor göğüslerinde akşamla bir

Düşünüyorum; O Tanrı ki sen misin;ruhunda ışık ve kibir

-Bir kadın, dünyanın tüm sabahlarına kadar günah-

Uyan Sophie ve dudaklarda yarım kalan Ay’ı bitir

 

II

 

…Ve güneş! Ölümden daha derin uykularla örtüldü akşam

Uzakta kaldı “Recueillement”, Marie Sophie; Ey kalbini cam

larla tarayan! Veda et zamana, gir o gümüş kapıdan

-Ki soldurur karanlığı burada, göklerden indiğim yaşam

 

III

 

Ruhumun gölgesi midir bu; Kâinat’a damlayan boşluk, sorarım!

Boşluk, bir kitaba dönüşür şimdi ve ben bu kitaba inanırım

Söyle Marie Sophie! Yerle  gök arasında mı yaratıldı Ozan?

Ki ne toprakta soluğum var, ne de sonsuzluk içre mezarım!

 

 

IV

 

Ayrılıyorsun dizelerin avuttuğu kalbimden, Acı’yı anlayarak

Şimdi hangi mevsimin bakışındadır, sonsuzluğa ait yaşamak?

Varlığım ararken hasta sözcüklerde varlığındaki anlamı

Marie Sophie; gök, Marie Sohie; toprak, Marie Sophie; yazmak

 

(Ağrılar Kitabı’ndan)

 

 

Yokluğun Zirvesi

 

I.

Ölmek ve yaşamak arasında titriyor üstümde gök

-Dinle O’nu kalbim,elbet bir diyeceği var

Zühre,Zuhâl…Sizi hep bir  Cehennemden izledim

Esti gençliğime hırsla Acılar yüklenen rüzgar

 

Anladım! Her şey külün ezgisi,ışıksız bir yol…

İçinde kargış,pişmanlık ve yalnızlık dolu

Önce hisler uyuşur, nasihat döner göklere ama

Geçtim düşlerin ışığıyla vaktin açtığı o yolu

 

II.

Hepsi uzak kaldı hayata; gümüş göller, kıyılar…

Bir ömürdü…geçti…doldu hayallere kum!

Nerede işlemeyen zaman,nerede derin yıldızlar?

Şimdi bu sıcak vücûdu,ölümle avutuyorum!

 

 

(Son Kişot,  8)

 

 

 

 

Göğün Geçmişi

 

                    "... Ve başlangıçta yalnız karanlık vardı"

 

Şimdi hangi tene uzansa ellerim gündüzden
Dokunmadan geri dönüyor gecenin arzusuna
En yeni tarihidir aşk insanın, ama neden
Her kadın benden daha yakın çocukluğuma

 

Uzaklıklar düşüyor ruhumla bakışan zamana
Eğiyor dudaklarıma gölgesini yeniden bir ağaç
Ah! Anılar, köpürterek mor memelerini karanlıkta
Bir kırlangıç gibi çöküyor kalbe; yorgun ve aç;

 

Güneşin ilkyazla yıkandığı dipsiz bir vadiden
Yükseldim dalına acının (Tat alma saati)
Paramparçaydı sabahlar, geçtim en diri düşünceden
Doğmamıştı daha Khihe ve on iki ayın annesi

 

Yalnızdım. Dökülürdü birden kumlara ay'ın yazgısı
Yosun tutardı düşlerden sabrıma doğranmış sular
Bırakmadı alnımı kutsal gece ve ağrısı
-Hüznünü koklatır artık sisli zambaklar

 

Kıyısında / aşkların siyah güllere dağıldığı
Denizler tutuşsun yankısından bu dizelerin
Ve bilmesin gövdemin güneşten inen toprağı
Yıldızlardan bir keder gibi baktığını mevsimlerin

 

Ey kadın! Çıplak ama ağırdır düşlerinden de senin
Onun için bekleme pençende titreyen geceyi
Esrikliği bun kaleleriyle çevrili ve derin
Kalbimi örten göğün geçmişidir o şimdi

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön