Veysel Erol (1973)

 

Sonbaharın Bindokuzyüzdaksandokuzu

 

I
karenin dört kenarı vardır
ve yalnızlığı ellerimizin

 

ah cibal
bıkmışsın
köşeli seslerden

 

ötende
kıvırcık saçlı deniz
bıkmışsın
hint okyanusu'nda uyanmaktan

 

karenin dört kenarı vardır
ve yalnızlığı ellerimizin

 

II
bir böcek
başını kaptırır çiftleşirken
bir örümcek gövdesini
bir berber uyudukça
sakalını kaptırır
asker üniformasını
kasap kolunu
tren yolunu
yolcu sokağını

 

insandın
şiirin kavanozunda
bir imde kırılır
ve bir hayvan
hapsedilir doğasına

 

onsekiz yaşındaydın
ve bir daha
kendinle yatamamıştın

 

çantanda ben yoktum
aynaya baktıkça
ruj yerine jilet bulamamıştın

yitip bitireceğim kendimi
koktukça seslilerim
kemireceğim dişlerimi

 

sır demiştin
işte
çanta ben(d)im

 

içi boşalmış zorunluluk
hafif(t)im

 

III
taş içimdir benim
hüznüne vur
incelsin
incelsin memelerin

 

tekrar et

 

ne kaldı bitecek
içime al

 

sonbaharın bindokuzyüzdoksandokuzu

 

taşı unuttukça
yağmuru anımsa
ıslandıkça
beni

 

kömürlü silgiyi

 

tekrar et

 

 

(Islık, Haziran 2002)

 

 

 

Şeb-î Yelda Günlüğü

 

(Aşk)

 

nedir bu canı zorlayan ırmak

dibinde çatlayan çakıltaşı

akan böyle zamansız nedir

 

küflü elleriyle betonda filizlenen

bu suçlu hangi çağın posasıdır

 

söyle,bizi yanıtlarken adımız

ceplerinde çiçek arayan her aylak

ezilmeyi bekler aslında

 

bunu da ırmak deşer

ki artık bulunmaz çakıltaşı

betonsa hala sorar filize

filiz çiçeğe

çiçek en başa

döner küf kokar yine zamansız

 

 

 

(Islık, 19)

 

 

 

 

 

 

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön