Genç Şairden Mektup Var!(1.Mektup)
 

  

Oğuz Özdem

 

   Öncelikle şunu belirteyim. Bu sayıya gelen ürünler, geçmiş sayılara oranla daha bir şiir içine girmiş olan arkadaşlardan gelmiş izlenimi verdi. Bu durum sevindirici. Ancak genç arkadaşların gerek deneyimsiz olmaları gerekse edebiyat dergilerini okumamalarından kaynaklanan  bazı sorunlar yine kendini gösteriyor. Özgeçmiş bilgilerini verileri içerisinde bazı genç şair adaylarının şiirin lokal etkinlikleri diyebileceğimiz okul, dernek, belediye vs. etkinliklerin ortaya çıkardığı bazı ürünler, çok beğenildiği belirtilerek birkaç yerde yayımlanma olanağı bulan bazı şiirlerin  görüş bildirilmesi veya yayımlanması istemiyle “üç nokta”ya da gönderildiği anlaşılıyor. O tür etkinlikleri küçümsememekle beraber şunu belirmeyi yararlı görüyorum. Yayımlanmış şiirleri tekrar yayımlamamakla beraber onları değerlendirilmiş kabul ediyorum. Önemli olan yeni şiirler yazmak, bu doğrultudaki yaratıcı etkinliği sürekli kılmak.

   Dergiye gelen şiirlerden edindiğim izlenim, şairin doğayla, toplumla, düzenle vb. varoluşsal çelişkisinin “özlemsel” diyebileceğimiz bir çelişkiyle yer değiştirmesi çok sık düşülen hatalardan biri. Bunun en belirgin örneği, Neslihan Akdağ’ın (******** bu şiir Mekmet Şener’in mi bak*****)gönderdiği “İstanbul’da Yaşamak” adlı şiirinde kendini gösteriyor.

“Bu gece beş yıldızlı otel”

Ve sen sadece bir gece kalabilirsin uyuya”

Güleryüzlü değil resepsiyonist” benzeri dizeler

Kök metafor diyebileceğimiz ilk mecazdan yoksun

Benzetmeler üzerine kurgulanmış anlatımcı bir öyküye dönüşen bu tür şiirler kolayca şiir dışı unsura dönüşüyor. Yalnızlığın ve aşk kırgınlıklarının yazdırdığı “duyguların yaşamı” düşük yoğunluklu şiirleri de bu gruba eklersek söylemek istediklerim sanıyorum daha iyi anlaşılır. Ara renklerden yoksun;   Soğuk-sıcak, siyah –beyaz, zengin-yoksul, savaş-barış, gitmek-kalmak benzeri karşıtlıklar üzerine kurulu şiirler ister istemez aynı düşük yoğunluklu şiirleri simgeler.

Şiir denemeleri” yazıyorum diyen Gaye Çoğal da hiç sözcük tasarrufu yapmadan, söylemek istediklerini ön plana çıkaran şiirlerle internet sayfalarında yer aldığını söylüyor. İnternet üzerinden yürüyen şiiri edebiyat içine çekmek oldukça zor bir olgu olarak görünüyor. “zeytin karası göz, beyaz köpük, martının kanadı, firari düşünce, firari bekleyiş; göz pınarlarım kuruyacak, adı konmamış sevdalar…” gibi dize ve tamlamalarla şiirin bir yere taşınamayacağını söyleyebilirim

Mehmet Nacar, halk şiiri tarzında yazdığı bir şiirini göndermiş.

…

“Sevginin ayası çıkmaz özümden

Bal acı kalırdı, tatlı sözünden

Ona borçlandığım sevda yüzünden

Haciz olduğumu yeni öğrendim”

…

Halk edebiyatı veya Divan edebiyatı tarzında yazılan şiirler, ancak kendi (son) örnekleri üzerinden değerlendirilebir. Yapı taşları akademik kurallar içine yerleştirilmiş bu tür şiirler, sanatsal süreç içinde bir uğrak noktası olabilir ancak günümüze birebir taşınırsa yaşamsal alan bulacağı kanısında değilim. “Bu tarz şiirler yazmayın” demek hakkını kendimde bulmamama rağmen, genç arkadaşlara ders kitaplarındaki örneklerden kurtulup şiir enerjilerini çağdaş şiire taşımaları gerektiğini söyleyebilirim.

Sevil Çağlar; “2002-2003 ve 2006” tarihli üç şiir göndermiş. Aradaki zaman boşluğu şiirindeki gelişim çizgisini görmeyi zorlaştırıyor. İlk iki şiirini ayrı tutarsam, 2006 tarihli, “The Wall(duvar) filminden ve Pink Floyd’un sözlerinden etkilenerek yazdığı şiir, tarihsel bir olgunun(ikinci dünya savaşı) Pink Floyd’da bıraktığı ruhsal etkisiyle özdeşleşip günümüzdeki olaylara taşıması, P. Floyd söyleminin gölgesinde kalma riskine karşın, başarılı bir örneğe dönüşmüş. Yeni şiirlerini de görme dileğiyle, üç bölümden oluşan bu şiirin ilk bölümünü yayımlamayı uygun buldum.

 

T H E                W A L L             ( D U V A R )

 

ANOTHER BRICK IN THE WALL 1

(DUVARDAKİ DİĞER TUĞLA 1)

 

                        Daddy’s flown across the ocean

                                   ( baba okyanusların ötesine uçtu )

 

                        Yirmi yedi yıllık bir çocuk çığlığı

                        Pink Floyd

                       

                        Leaving just a memory

                        A snap-shot in the family album

                                   (sadece bir anı bırakarak ardında

                                     bir fotoğraf aile albümünde)    

 

                        İkinci Dünya Savaşı’ n da mı kaldı bunlar ?

                        Bugünün babaları nerede ?

 

                        Daddy what else did you leave for me?

                        Daddy what d’ya leave behind for me?

                                   (baba, ardında ne bıraktın bana ?

                                     baba, ne bıraktın ardında ? )

 

                        Yabancı mı bu sorular size ?

                        Amerika’ dan geliyor bu çocuk

                        Ya da Irak’ tan bu çocuk

                        Ne fark eder ?

           

 
   

Bir Önceki Sayfaya Geri Dön                Ana Sayfaya Geri Dön